Gürbüz ÖZALTINLI
“Sorunları uzlaşmayla çözelim.” “Yeni rejimi bütün toplumsal kesimlerin onayı ile kuralım.” Demokratik tınısı çok güçlü bir önerme değil mi? Medeni, onarıcı, barıştırıcı bir davet!
Kılıçdaroğlu Kürt sorununda aylar önce AKP’nin kapısını çalıp kaçtığında, sürece MHP’nin de dâhil edilmesini şart koşarken “uzlaşmacıydı”! Ne kadar gerçekçi, nasıl da iyi niyetliydi! Erdoğan çözüm politikasını inandırıcı bir kararlılıkla kamuoyuna ilan edene kadar kendisinden bir daha haber alınamadı.
Yeni anayasanın AKP-BDP ittifakıyla çıkabileceğinin işaretleri belirince, “konsensüs sağlanmazsa kriz çıkar” şantajı tekrar tedavüle sokuldu.
Diğer yandan, barış sürecinin, darbecileri de kapsayacak bir affı gündeme getirebileceği ihtimali,“büyük barış” tartışmalarını davet etti.
Şimdi sorulan soru şu: Gerçekten değişim sürecinin çatışan tarafları böyle bir barışa hazırlar mı? Başta Kürt sorunu ve anayasa olmak üzere, eski rejimin güçleriyle uzlaşma beklemek gerçekçi mi?
Değişimin neresindeyiz
On yıldır tanık olduğumuz mücadele, bir siyasal sistem üzerinde anlaşmış güçlerin rekabeti değil. Siyasal rejimi kökten değiştiren çok katmanlı bir süreç yaşıyoruz. Bunun kan dökülmeden, zamana yayılarak, kimi sapmalar ve aşırılıklarla birlikte hukuk üzerinden gerçekleşiyor olması bu ülkenin şansıdır. Kürtleri söylemiyorum; onlar çok bedel ödediler. Fakat beyazıyla siyahıyla biz Türkler; rejim değişirken, yanı başımızda cereyan eden “Arap Baharı”nın kanlı kaosundan bizi koruyan tarihimize ağız dolusu şükredelim.
Şimdi yeni bir toplumsal sözleşmenin eşiğindeyiz. Bu anayasanın değişen güçler dengesini yansıtacağı çok açık. Kavgayı kaybeden tarafın “konsensüs” çağrısı, kendisini tarihe gömecek olan bu adımı engellemeye, meşruiyetini tartışılır kılmaya dönük bir manevra. Bir “demokratik uzlaşma”iradesini yansıtmıyor. Sert bir çatışmanın ayak sesleri.
Tersine inanmak için hiçbir inandırıcı nedene sahip değiliz.
Değiliz, çünkü bugün bu çağrıyı çıkartanlar yüz yıllık darbeci gelenekle en küçük bir hesaplaşma belirtisi göstermediler. Tam tersine, bu hesaplaşmaya büyük suç ortaklığı içinde bütün gövdeleriyle direndiler. Darbeciliğin zihinsel temelini oluşturan korku ve nefretin yatışmasını asla istemediler. En“uzlaşır”, “hakkaniyetli” pozlar takındıklarında da dilleri hep bu nefret psikolojisine ayarlı kaldı. Kazmanın vurulduğu yerden silah çıkarken, bavul bavul suç belgeleri ortaya saçılmışken, en karanlık isimlerin, ardında kanlı bir tarih olan ordunun meşruiyetine toz kondurmadılar. Değişimin en önemli ayağını oluşturan yargılamaları gayrı meşru ilan etmekten kaçınmadılar. Onları boşa çıkartmak, kamuoyunu bir komploya inandırmak için ellerinden geleni yaptılar.
Biz şimdi on yıl sonra geldiğimiz yerde, değişimi taşıyan güçlere olan nefreti asla körelmemiş, darbeci zihniyetle hesaplaşmamış, siyasal başarıdan umutsuz, öfkeli, hazımsız bir sosyolojiyle baş başayız. Elle tutulur şizofrenik bir ruh aramızda dolaşıyor. Darbecilerin yargılanmasına “onlar darbe yapmayacaktı yalan söylüyorsunuz” diye karşı çıkanlar, “keşke yapabilseler” diyen iç sesleriyle baş etmeye çalışıyorlar.
Kısacası, darbeci geleneğin toplumsal meşruiyeti varlığını sürdürüyor. Yediği ağır darbelere karşın, kaos üretebilme kapasitesinin tükendiğini söyleyebilmemiz için de henüz erken.
Görünen o ki, yüz yıllık bir geleneğin aşılması hiç de kolay değil.
Kuşkusuz değişimi sürükleyen güçler de biliyor bunu.
Kürtlerle barış vesayeti tarihe gömer
Kürt sorununun çözüm sürecinde ortaya çıkan yan etkiler bence kimseyi yanıltmasın.
Ne hasta generalleri ziyaret, ne yarın mecbur kalınacak kapsamlı bir af, “vesayet güçleriyle uzlaşmanın” eşiğinde olduğumuzu gösterir. Güç mücadelesi sürecektir. İnisiyatif ise tartışılmaz biçimde değişimci tarafın elindedir. Kiminle çatışacağına, kiminle uzlaşacağına değişimi taşıyan taraf karar verecektir.
Nitekim bu karar verilmiş gözüküyor. Tarihimizin gerçek “büyük uzlaşması” adım adım örülüyor. Eski rejimin dışarıda bıraktığı iki toplumsal güç barışı konuşuyor.
Kürtlerle barış sadece akan kanı durdurmayacak, aynı zamanda eski rejimin direnen güçlerini de tarihe gömecek. Kimi generallerin bu büyük değişimi Silivri’den değil evlerinden izlemesini de yarattıkları sorunun çözülürken onlara sunduğu bir armağan olarak kayda geçebiliriz. Tarihin bu tuhaf şakasından endişelenmek için pek neden yok.
Çünkü onların gördükleri aynı zamanda iktidarlarının döndürülemez çöküşü olacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023