Gürbüz ÖZALTINLI
Bilindiği gibi ataerkil kültür, erkek egemenliği üzerine yürüyen toplumsal formasyonun düşünsel çatısını oluşturur. İnsanlığın gelişim sürecinde toplumsal yaşamın ihtiyaçlarına cevap olarak doğmuş iş bölümüne karşılık gelen zihinsel dünyayı açıklar bize. İktidar ilişkilerinin karakteri ve dağılımı ile ataerkil kültürün içerdiği değerler, karşılıklı olarak birbirlerini üretir ve onaylar.
Hiyerarşiyi inşa eden değer ölçüleri; karar vericilerin taşıması gereken nitelikler, şiddet kullanımında meşruiyetin tayini… Bunlar toplumsal ve bireysel yaşantılarımızda can alıcı öneme sahip konulardır. Biz bu alanları düzenleyen kültürlerin içine doğarız.
Ataerkil kültür olarak nitelenen değerler modeli, bu sorunlara cevaplar içeren, arkasında binlerce yıllık bir geçmiş taşıyan, sosyo-ekonomik değişimlerle karşılıklı etkileşim içinde evrilerek günümüze uzanan bir zihniyeti ifade eder. Bu kültürün kodlarını iyi tanımadan bugünün güç ilişkilerini, meşruiyet ölçülerini, şiddet kaynaklarını doğru anlamamızın mümkün olmadığı kanısındayım.
Ataerkil kültürün temel taşını şiddet oluşturur. Şiddet kullanma kapasitesiyle iktidarın otoritesi arasında doğrudan bir bağ vardır. Kuşkusuz otoritenin kaynağı sadece şiddet tehdidi ya da kullanımı olamaz. Otorite, aynı zamanda yöneldiği öznenin rızasına ihtiyaç duyar. Bu rıza da yine kültürel yapının değer kalıpları içinden üretilir.
Hâkim kültür; karar süreçlerine eşit katılım imkanına, iktidar pratiklerini özgürce eleştirme, tepki gösterme davranışlarına; hiyerarşik dayatmalara karşı çıkılabilmesine; hakaret, aşağılama ve fiziki şiddetin tüm ilişkilerde reddedilmesine ilişkin nasıl değerler içermektedir? Bu tür istekler, makbul haklar olarak mı tanımlanmaktadır yoksa kıymeti harbiyesi olmayan; daha da kötüsü, huzuru, düzeni tehdit eden, ilişki yapılarını bozan, sakıncalı eğilimler olarak mı kodlanmıştır? Özgür tartışma ve otoriteyi sorgulama mı, yoksa itaat ve tapınma mı yüceltilmektedir?
Ataerkil kültürün toplumun otoriteye rıza göstermesine aracılık sağlayan tüm kodları, yukarıdaki soruya verilen olumsuz cevaba göre şekillenmiştir.
Ataerkil değerlerin egemen olduğu bir kültürel formasyonda, toplumun iktidar otoritesini benimsemesi için, o otoritenin (yukarıdaki spesifik sorular içinden devam edersek) karar süreçlerine eşit katılım, eleştiri- tepki özgürlüğü, hiyerarşilere itiraz, hakaret, aşağılama ve şiddetin kayıtsız şartsız ayıplanması gibi özellikleri öngörüyor olması gerekmez. Bu özellikleri içermese de olur ve hatta daha iyi olur.
Bu durumda, ataerkide otoriteye rızanın neyin üzerinden devşirildiği sorusuyla karşılaşırız. Belli başlı olarak; (yine ataerkil değerlerin tanımladığı) adaletin sağlanması, refahın arttırılması ve en önemlisi de varoluş bekasının güvenceye alınmasıbeklentileri üzerinden oluştuğunu ileri sürebiliriz bu rızanın.
Erkekliğin; aile üzerinde ya da örneğin bir spor kulübünde ve tabi en nihayetinde siyasal alanda egemenliği, bu tür bir toplumsal rıza üzerinden gerçekleşir ve bu egemenlik şiddetle içi içedir.
Çünkü şiddet, bu beklentilerin gerçekleştirilmesi önündeki engellerin temizlenmesinde en önemli ve meşru enstrümandır ataerkil kültürde. Otorite onu etkin biçimde kullanma kapasitesine sahip olmalıdır.
Ataerkil otorite anlayışının ve onun yaslandığı şiddet unsurunun tüm siyasal kimlikleri nasıl ortaklaşa kuşattığını görmek için, Kemalist, muhafazakâr, sosyalist, Türk ve Kürt milliyetçi siyasal pratiklere göz atmak yeterlidir. Kendi adalet, refah ve beka anlayışını mutlaklaştıran; dışındakileri ötekileştirip düşmanlaştıran, taviz verme uzlaşma gibi yöntemlere zorunlu kaldığında geçici ve samimiyetsiz taktikler olarak başvursa da asla bunları içselleştirmemiş ve esas almayan; boy ölçüşmeci/ meydan okumacı/ bilek bükmeci zor kullanımını her zaman en başa koyan bu kültür, sapına kadar ataerkildir ve bütün siyasal kimliklere çok güçlü biçimde sızmıştır…
Ataerkil kültür değerleriyle, modern değerler ve onlar üzerine inşa edilen hukuk normları arasında belirgin bir makas vardır. Türkiye gibi 150 yılı aşkındır modernleşme/Batılılaşma serüveni içinde yol alan bir ülkede biz bu gerilimi hep hissederiz. Modern hukukun reddettiği; yaptırıma bağladığı kimi davranışlar ataerkil kodlar içinden kendilerini onaylatma ve sürdürme imkânı bulurlar. Yazılı normlar ile kültürel değerler arasında yaşanan bu çatışma normatif hukuku zayıf düşürür.
Karar verici iradenin de hukuktan daha fazla önemsediği şey, davranışının toplumsal çoğunluğun ruhunda bulduğu yankıdır. Böylelikle, ataerkil kültürün temsil ettiği çoğunluk karşısında hukukun da yeterli güvence sağlamadığını biliriz.
Türkiye’nin modernleşme pratiğinin ürettiği en özlü söz “kanun yapmak yetmez zihniyetin değişmesi gerekir” önermesidir.
Zihniyetin değişmesi ise asla yasaların değişmesi gibi bir mesele değildir.
Haftaya ataerkinin toplumsal hayatımızdaki kuşatıcılığının somut örnekleri üzerinden devam etmeyi umuyorum.
Buluşmak üzere…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023