Halil BERKTAY
Şunu demek istiyordum: sosyalizm de devrim de Marx’tan önce mevcuttu. Marx ikisini birleştirdi. Sosyalizmi devrime bağladı (başka yolla olmaz dedi). Aynı zamanda devrimi sosyalizme eklemledi (sosyalist bir içerik verdi ve sosyalizmin arabasına koştu). Böylece Marksist bir sosyalizm ve Marksist bir revolüsyonizm yarattı. Yaklaşık 150 yıl boyunca teorik bir üstünlük kurdu.
Dolayısıyla devrimi de, sosyalizmi de Marksist kategoriler dışında düşünmek çok zor, neredeyse imkânsız hale geldi. Ama tarihçilik bunu yapmayı gerektiriyor. Çünkü eskiden çok başarılı sanılan bu sentezin, 21. yüzyıl başlarında deformasyonları öne çıktı. Bir yandan, Marksist Sosyalizm devrimi fazla planladı, reçetelendirdi, bir yığın şarta bağladı. Özerklik ve spontaneitesini yok etti. Diğer yandan Marksist Revolüsyonizm, sosyalizmi istilâ, işgal ve ilhak etti; devrim dışındaki gerçekleşme olanakları silip attı; evrimci olanaklarını yok etti.
Erken sosyalizm ve devrimle gelecek sosyalizm
Farkedileceği gibi, ben Marksizm eleştirime (örneğin Murat Belge’ye kıyasla) daha gerilerden, görece ilksel, primordiyal bir noktadan başlıyorum. Ve biliyorum, burada bir dizi büyük iddia, kocaman kocaman lâflar var. Problemleri ayıklaya ayıklaya gitmek zorundayız. Bana göre bu, (çoğu zaman farkına varmadığımız) Marksist devrim teorisinin inşası ve alt-unsurları ya da devrimin nasıl aşırı-teorize edildiği için özellikle geçerli.
Hem belirli bir sosyalizm fikriyatı, hem belirli bir devrim fikriyatı Marx’tan önce mevcuttu dedim.
İlkini daha iyi (ama biraz çarpık) biliyoruz. Marx ve Engels’ten, Saint-Simon ve Fourier’lerin “ütopik,” oysa kendilerinin “bilimsel” bir sosyalizmi temsil ettiğini öğrenmiştik. Ama şimdi bu “bilimsellik” iddiasının yerinde yeller esiyor ve Marksizm de bütün diğer ideolojilerle aynı düzeye inmiş bulunuyor.
Dolayısıyla öncülleriyle farkını da daha iyi anlamak ve ifade etmek lâzım. Bana göre, zaten Marksizm-içi ve Marksizmden yana tercih belirten bir terim olarak “ütopik” sözcüğünü bırakıp, daha nötr “erken sosyalizm” ifadesini kullanmalıyız. İkincisi, kritik ayırımın siyasî iktidar noktasında olduğunu görmeliyiz. Marx ve Engels, mevcut (kapitalist) düzen içinde küçük ve özel alternatif yaşam projelerinin eşitlikçi modeller sunmasıyla bir yere varılamayacağını; sosyalizm için iktidarı ele geçiriptoplumu tepeden tırnağa değiştirmek gerektiğini öne sürdüler. Onlar için sosyalizm (a) siyasal iktidara ve (b) iktidar yoluyla, mülkiyet ilişkilerine iradî, radikal, devrimci, anti-sistemik bir müdaheledemekti. Bu adımın tarihin yasaları ve akış yönüne de uygun olduğu ise, çok bilimci bir yüzyılda bilimi de arkamıza alalım diye uydurulmuş bir ek argümandı; yemeğin salçasından ibaretti.
Devrim olasılığının politikaya girişi
Devrim fikriyatı, ya da belirli bir revolüsyonizm için de, keza Marx’tan önce mevcuttu dedim. İşin bu yönü üzerinde o kadar çok durulmaz. Fransız Devrimi, plansız, spontane, kazara oluvermiş bir devrimdi. Çünkü devrimin hemen biraz öncesine dönecek olursak, mutlakiyete ve aristokrasiye tabii tepki vardı ama haydi bunlara karşı bir ihtilâl yapalım diye bir fikir, program veya platform ya da bunu savunan bir parti mevcut değildi. Sadece muhalefet ve hoşnutsuzluk, bir devrim projesi anlamına gelmiyordu.
Derken 1789-1815 fırtınası dünyayı salladı, Avrupa’yı altüst etti ve devrim olasılığını 200 yıl süreyle çıkmamacasına siyasete soktu. Bundan sonra, bir önceki devrimi kaçırdıklarına hayıflanıp bir sonraki devrimin özlemiyle yanıp tutuşanlar ile o devrimi önlemeye çalışanlar hep varoldu. Daha 1790’dan itibaren Edmund Burke’ler devrimin maliyetini anlatmaya koyuldu. Tâ 1910 ve 20’lere kadar Lenin’ler ise devrimin yararı ve son tahlilde göreli ucuzluğunu vurguladı.
Erken revolüsyonizm ve sosyalist devrim
1815 Viyana Kongresi’yle açılan Restorasyon dönemi ve bütün 19. yüzyıl boyunca Avrupa, bir tür erken devrimcilik ateşiyle yanıp tutuşanlarla doluydu. Stendhal’in Kırmızı ve Siyah’ında hem muhafazakâr ortamın boğuculuğunu, hem Julien Sorel’in şahsında kaçırılmış bir kahramanlık çağına duyulan nostaljik hasreti buluruz. Krallar taht ve tâclarına yeniden kavuşmuş; soyluların ayrıcalıkları iade edilmiş; Kilise laik öğretimi tekrar yoketmiş; bürokrasi yetenekli kişilerin özgürce yükselme yolunu tıkamış; sansür, yasaklar ve gizli polis siyaseti boğmuştu.
Madalyonun diğer yüzünde, unutturulması zor anılardan baldırı çıplakların Bastille’i fethinden,Marseillaise’den, Beethoven’ın Eroica’sı, Beşincisi ve Dokuzuncusundan beslenen Liberté, Hürriyet özlemi vardı. Öyleyse evet, tekrar devrim diyenler çoktu. Ama hangi devrim ve nasıl? Habire aynı cumhuriyet devrimi mi? Ya da bizatihî devrim olayı ve fikrine âşık olup, sırf devrim ânı için yaşamak mı, Blanqui gibi?
Bana öyle geliyor ki genç Marx’ın çıkış noktası sosyalizmden çok revolüsyonizmdi. Julien Sorel ve Blanqui’den pek farklı olmayan bir devrimseverdi. Bir noktadan sonra farkı, arzulanan yeni devrimin “bilimsel” formülünü bulduğunu düşünmesiydi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024