Halil BERKTAY
[16 Aralık 2014] Eğitim Şurası üzerine ilk yazımın ardından, bir arkadaşım yolladı aşağıda okuyacağınız alıntıyı. Esra Elönü, Ülke TV’de Arafta Sorular diye bir program yapıyor. Programın farkındayım, arada zapping yaparken rastlıyorum da, izleyicisi olduğumu söyleyemem. Meğer bu Pazar, yani tam da benim zorunlu din dersleri eleştiriminSerbestiyet’e yüklendiği 14 Aralık günü, gece 23:00’te Nihat Hatipoğlu çıkmış, Elönü’nün programına. Bir yönüyle, zorunlu din derslerinin “dinî ibadete zorlamak” sayılamayacağını savunmuş. Diğer yönüyle, bunun bir lâf cambazlığından ibaret olduğunu, zira aslında böyle bir ayırım yapılamayacağını ele vermiş. Benim, kendi kendimizi aldatmayalım, bunlar tamamen İslâm inancı ve ibadeti dersleridir; anaokul düzeyindeki “değerler eğitimi”nin de zorunlu İslâmizasyonuyla birlikte, büsbütün öyle olacaklardır dememi teyid edercesine, aynen şöyle konuşmuş:
“Çocuklar on yaşında kırmadan dökmeden namaza teşvik edilmeli. Ben her çocuğa din dersinin mecburî kılınmasından yanayım. Eğer aile verecek olsaydı, din dersinin mecburi kılınmasını istemezdim. Çünkü önemli olan dini öğretmek. Okul vermiş veya aile vermiş önemli değil. Ama birçok aile [din eğitimini] vermeyecek. Ve o çocuk ilerde savrulabilecek. Din eğitimi ayrı şey, dini ibadete zorlamak ayrı şey. Din dersinin okullarda okutulmasının, hattâ zorunlu olması gerektiğine bütün yüreğimle iman ediyorum. Niye iman ediyorum? Meselâ Osmanlıca konusunda o kadar baskıcı ve abartılı bir dil kullanmadım. Dil de öğrenilirse güzel olur, hoş olur, hiçbir zarar gelmez diyorum. Ama din dersinin zorunluluğu konusunda son derece keskin ve net konuşuyorum. Çünkü ‘çocuklarınıza dini öğretin’ diyor, Hz. Peygamber.”
Benim için burada ilginç olan ne, biliyor musunuz? Bir örnek olarak Nihat Hatipoğlu’nun, tabii öncelikle düşüncesizliği; kendi inanç âlemi dışında başka inanç (veya inançsızlık) âlemlerinin de olabileceğini zerrece aklına getirmeyen mutlakçı darkafalılığı; veya aklına gelse de onları din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde hesaba katmayan empati yoksunluğu. İkinci olarak, farklı inançlara sahip ailelerin olası özgür tercih alanları ile herkese ve bütün inançlara eşit davranması gereken devletin yaptırım alanını ve bu alanda ne sunacağını ayırt edememesi (ya da devleti kestirmeden İslâm devleti diye düşünmesi). Bu iki ayırımsızlık veya farkındasızlık birleşince, karşımıza İslâmiyetin kendi müminleri için bağlayıcı icaplarından yola çıkıp, bu icapları herkes için bağlayıcı hale getiren, âdetâ otomatiğe alınmış bir kesin hükümler silsilesi çıkıyor: Din eşittir Müslümanlık. Hazreti Muhammed herkesin peygamberi. O da “çocuklarınıza dini öğretin” demiş. Dolayısıyla din öğretilecek, yani Müslümanlık öğretilecek. Aileler öğretemezse bu görevi devlet devralacak. Çocukların “savrulmasına” [nereye?] izin verilmeyecek. Dolayısıyla din dersleri elbette zorunlu olacak ve Müslümanlığın öğretilmesini, yani örneğin çocukların — “kırmadan dökmeden” de olsa — “namaza teşvik” edilmesini sağlayacak.
Şaka gibi. Özetle, başka dinler, inançlar mevcut değil. Öyle inançlara (veya inançsızlıklara) sahip aileler de, bireyler de yok. Olamaz veya olmamalı. Hazreti Peygamberin “çocuklarınıza dini öğretin” buyruğu, bütün ailelerin (ve olmazsa devletin)bütün çocuklara İslâm inancı ve ibadetini öğretmesi anlamında geçerli. Ama gene de bu, dinî ibadete zorlamak demek değil. Sadece Müslümanlık öğretilmeli, telkin edilmeli; faraza missa âyini değil de sırf namaz öğretilip kıldırılmalı (çünkü kıldırmadan öğretemezsin zaten) — ama gene de değil işte; değil, dinî ibadete zorlamak değil. Zinhar öyle anlaşılmamalı.
Bu kadar naiflik olabilir mi; şaşmadan edemiyorum. Ama belki de, insanlık tarihinin acı tecrübelerinden zerrece nasibini almamış; sineklerin kanatlarını oyun oynarcasına kopartabilecek ve canları acımaz sanacak bu inanılmaz çocuksu naiflik, işin asıl ürkütücü yanı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024