Hasan Bülent KAHRAMAN
Yolsuzluk baltası eski rejime
19.12.2011
2484
Sizi temin ederim kimse işin ayrıntılarını bilmiyor ama bütün bu şike, reytingolaylarından sonra herkes aynı soruyu soruyor: neden bu ülkede hangi taşı kaldırsanız altından yolsuzluk ve yozlaşma çıkıyor?
***
Önce bazı tarihsel cevaplarla başlayalım. Doğu toplumlarının rüşvet ve yozlaşmaanlayışıyla Batı toplumlarının algılaması farklıdır. Doğuda "ortak kazan kültürü"olduğundan, kabile, aşiret düzeni hâlâ devam ettiğinden birisinin kazancını, ister para, ister mal, ister makam olsun, diğerleriyle bölüşmemesi kabul edilemez. Bölüşmeyen yozlaşmış sayılır, elindekiler kurutulur, paylaşmayı bilen birisi "onlara" sahip kılınır. Batıda da nepotizm/kayırmacılık yozlaşmadır.
İkincisi devlet ilişkileri. Bunun da iki yönü var.
İlki, devlet, henüz yeterli rasyonalizasyon olmadığı ve hukuk sistemi yeterince gelişmediği için, elinde tuttuğu rantı dilediğince bölüştüren varlık demektir, Doğu algısında, sisteminde. 1908 sonrası burjuvazi tarihimiz budur. Devlet dilediğini zengin, dilediğini yok etmiştir.
Ardından gelen şudur: bizim devlet büsbütün "kara düzen devleti"dir. Yani, Batılıların "devlet aklı" bizim "hikmet-i hükümet" dediğimiz, devleti ne yaparsa yapsın haklı gören zihniyet bu tür modellerin uygulamalarını daha baştan meşrulaştırır. Bu yolsuzlukların hiçbiri, dikkat eden herkes açıkça görüyor, hatta o kadar dikkate de gerek yok, kendisini duyumsatıyor, tek başına bir bireyin yolsuzluğu değil. Daima örgütlü şebeke haline gelmiş ilişkilerden türeyenyolsuzluklardır.
İkincisi devlet ilişkileri. Bunun da iki yönü var.
İlki, devlet, henüz yeterli rasyonalizasyon olmadığı ve hukuk sistemi yeterince gelişmediği için, elinde tuttuğu rantı dilediğince bölüştüren varlık demektir, Doğu algısında, sisteminde. 1908 sonrası burjuvazi tarihimiz budur. Devlet dilediğini zengin, dilediğini yok etmiştir.
Ardından gelen şudur: bizim devlet büsbütün "kara düzen devleti"dir. Yani, Batılıların "devlet aklı" bizim "hikmet-i hükümet" dediğimiz, devleti ne yaparsa yapsın haklı gören zihniyet bu tür modellerin uygulamalarını daha baştan meşrulaştırır. Bu yolsuzlukların hiçbiri, dikkat eden herkes açıkça görüyor, hatta o kadar dikkate de gerek yok, kendisini duyumsatıyor, tek başına bir bireyin yolsuzluğu değil. Daima örgütlü şebeke haline gelmiş ilişkilerden türeyenyolsuzluklardır.
***
Bam teli budur.
Budur çünkü karşımızda duran ilişkilerin, meydana getirdiği rahatsızlıklarınErgenekon'dan şikeye, şikeden reytinge, reytingden ilaç firmalarının tutumuna kadar geniş bir alana yayılması sadece yukarıda belirttiğim o tarihsel nedenlere bağlanamaz.
Bunlar yeni bir düzenin sonucudur. Söz konusu yeni durum konusunda üretilmiş epey bir literatür vardır. Özeti şu: 1980 sonrasında ortaya çıkan neo-liberal devlet, sınırsız, koşulsuz piyasa ekonomisi, gemisini kurtaran kaptanların aldığı övgü, bunları elde etmek için kullanılan Makyavelist yöntemler bu tür yozlaşmalara çanak tutan, zemin hazırlayan bir kültür oluşturdu.
Sadece Türkiye'de değil Fransa'da, İtalya'da, Rusya'da yani eski düzenin hâlâ bir derecede hâkim olduğu, daha doğrusu ayakta kalmak için direndiği ülkelerde, güçlü olan merkezi devlet aygıtı çevresinde yer almış örgütler, şebekeler, çeteler yeni düzenin koşullarını kendilerine yontmasını bildi. Bu değerlendirmeyi eski kontrollü ulus devletlerin merkezi egemen gücünün ortadan kalkmasına bağlayanlar da var.
Mafyalaşma daha önce feodal devlete içkin bir oluşumdu bugün başlı başına bir sistematiğe dönüşmüş durumda. Hukuk devletinin etkin ve hatta ekonomik/ticari kültürün baştan beri çok güçlü hukuki kurallara bağlı olduğu ülkelerde sorunlar bu derecede, bu düzeyde değil ama hukuk devleti güçlü değilse yandı gülüm keten keten helva: şebeke ve suç örgütleriyle çerçevelenmiş bir yönetim, toplum var karşınızda.
Buraya yeni bir başlık açıp ahlaki ilişkilerden, ahlakın toplumsal plandaki etkinliğinden söz etmek mümkün. Ucuz ve kolay yoldan zengin olmanın, şah şöhret edinmenin yarattığı toplumsal dürtüler yabana atılacak gibi değildir. Gece gündüz tüketim kültürüyle çıldırtılmış, o tüketim nesnelerine ulaşamayıp sürekli depresyon yaşayanların, yolsuzluklarla her şeyi elde etmiş insanlara dönük övgüsü, hatta kıvancı, onları meşru gören yaklaşımı bu kültürün dallanıp budaklanması için az buz katkı değildir.
Budur çünkü karşımızda duran ilişkilerin, meydana getirdiği rahatsızlıklarınErgenekon'dan şikeye, şikeden reytinge, reytingden ilaç firmalarının tutumuna kadar geniş bir alana yayılması sadece yukarıda belirttiğim o tarihsel nedenlere bağlanamaz.
Bunlar yeni bir düzenin sonucudur. Söz konusu yeni durum konusunda üretilmiş epey bir literatür vardır. Özeti şu: 1980 sonrasında ortaya çıkan neo-liberal devlet, sınırsız, koşulsuz piyasa ekonomisi, gemisini kurtaran kaptanların aldığı övgü, bunları elde etmek için kullanılan Makyavelist yöntemler bu tür yozlaşmalara çanak tutan, zemin hazırlayan bir kültür oluşturdu.
Sadece Türkiye'de değil Fransa'da, İtalya'da, Rusya'da yani eski düzenin hâlâ bir derecede hâkim olduğu, daha doğrusu ayakta kalmak için direndiği ülkelerde, güçlü olan merkezi devlet aygıtı çevresinde yer almış örgütler, şebekeler, çeteler yeni düzenin koşullarını kendilerine yontmasını bildi. Bu değerlendirmeyi eski kontrollü ulus devletlerin merkezi egemen gücünün ortadan kalkmasına bağlayanlar da var.
Mafyalaşma daha önce feodal devlete içkin bir oluşumdu bugün başlı başına bir sistematiğe dönüşmüş durumda. Hukuk devletinin etkin ve hatta ekonomik/ticari kültürün baştan beri çok güçlü hukuki kurallara bağlı olduğu ülkelerde sorunlar bu derecede, bu düzeyde değil ama hukuk devleti güçlü değilse yandı gülüm keten keten helva: şebeke ve suç örgütleriyle çerçevelenmiş bir yönetim, toplum var karşınızda.
Buraya yeni bir başlık açıp ahlaki ilişkilerden, ahlakın toplumsal plandaki etkinliğinden söz etmek mümkün. Ucuz ve kolay yoldan zengin olmanın, şah şöhret edinmenin yarattığı toplumsal dürtüler yabana atılacak gibi değildir. Gece gündüz tüketim kültürüyle çıldırtılmış, o tüketim nesnelerine ulaşamayıp sürekli depresyon yaşayanların, yolsuzluklarla her şeyi elde etmiş insanlara dönük övgüsü, hatta kıvancı, onları meşru gören yaklaşımı bu kültürün dallanıp budaklanması için az buz katkı değildir.
***
Türkiye'ye dönecek olursak. "Kara zenginler" dönemi Özal'la başladı. 1990'ların karanlık devlet- örgüt/ çete ilişkisi ortada. Ardından 2007 sonrasının hesaplaşmacı Türkiye'si geliyor. Ergenekon davası ve sudaki halkalar gibi yayılan ilişkileri gösteriyor ki, bu ülkede kimse masum değildir. Eski dönem, düzen, rejim ayakta kalmak için elinden geleni yapmış, yeraltında, karanlık bir dünyada.
Ama önemli olan bir nokta var: Türkiye kral çıplak demeyi başardı. Belki sınırlı, belki kısıtlı, belki ölçülü ama çok güçlü bir girişimde bulundu. Şimdi bir yol ayrımındayız. Ya 1980/90 sonrasının kirli ilişkilerini sonuna kadar kovalayacak ve her şeyi temizleyeceğiz yani çok güçlü bir hukuk devleti olacağız ya da o bataklık sivil siyaseti, toplumsal dönüşümü kurutacak.
Ama önemli olan bir nokta var: Türkiye kral çıplak demeyi başardı. Belki sınırlı, belki kısıtlı, belki ölçülü ama çok güçlü bir girişimde bulundu. Şimdi bir yol ayrımındayız. Ya 1980/90 sonrasının kirli ilişkilerini sonuna kadar kovalayacak ve her şeyi temizleyeceğiz yani çok güçlü bir hukuk devleti olacağız ya da o bataklık sivil siyaseti, toplumsal dönüşümü kurutacak.
***
Yolsuzlukla uğraşmak eski rejimin/füzenin beline balta indirmektir.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025