Hasan CEMAL
Vaclav Havel’i çok sevmiştim. Çünkü, bir zamanlar kafamın içindeki bazı ‘yalanlar’dan kurtulmaya çalışırken, kendi siyasal geçmişimle hesaplaşırken bana yardımcı olmuştu.
Vaclav Havel’i çok sevmiştim. Çünkü, bir zamanlar kafamın içindeki bazı ‘yalanlar’dan kurtulmaya çalışırken bana yardımcı olmuştu.
Yalanda yaşamaya isyan ederek ülkesi Çekoslovakya’da Kadife Devrim yolunu açarken, ben de yalanda yaşamak ne demektir ondan öğrenmiştim.
1999’da çıkan Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım isimli kitabımda kendi kendimle hesaplaşırken, yanımda o da vardı.
Kısacası, beynimi bir ara tutsak almış totaliter sloganlardan arınmaya çabalarken, bana büyük yararı dokunmuştu Vaclav Havel’in.
Onunla ilk kez New York’ta tesadüfen tanıştım.
1988 yılı olmalı.
Manhattan’daki bir kitapçının rafları arasında gezinirken karısına hapishaneden yazdığı mektupları buldum.
Letters to Olga.
Vaclav Havel’in mektupları akıl ve duygu doluydu. Kendi ülkesinde Stalinci bir rejimin hışmına uğramış, 1979’la 1982 arasında hapis yatmıştı.
Bir düşünürdü, oyun yazarıydı.
Yirmi yıl boyunca yazdıklarının yayımlanmasına izin verilmemişti. Ama o da teslim olmamıştı diktaya.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Çekoslovakya’yı teslim almış totaliter rejimin dayanağı olan Marksist ideolojiyi hiç sevmezdi Vaclav Havel:
“Bu ideoloji kendi bütünlüğü içinde laikleşmiş bir din olarak nitelenebilir. Bu ideolojide her türlü sorunun hazır cevapları vardır. Bir bölümünü kabul etmekle yetinmek olmaz. Bir kere de kabul ettin mi, hayatın derinden etkilenir.
Ama çok caziptir de.
Özellikle aylaklar için baş sokulabilecek bir yuvadır. Olduğu gibi kabul ettiğin anda, hayat yeni bir anlam kazanır. Bütün gizler, o güne kadar cevapsız kalmış sorular, kaygı ve yalnızlık duygusu ansızın kaybolur.
Ama insan, kirası düşük bu ev için kendi yaşamında olağanüstü yüksek bir bedel öder, kendi aklından vazgeçer. Çünkü bu ideolojinin en önemli yanı, insanın kendi vicdanıyla aklını bir yüksek otoriteye teslim etmesidir.” (Vaclav Havel, Living In Truth, Faber and Faber, London - Boston, sayfa 38)
Vaclav Havel, Çek Cumhurbaşkanı olarak 2000 yılında Türkiye’yi ziyaret ettiğinde, ‘tiyatro kulisinden devrim yönetmiş devlet adamı’ diye yazmıştım.
Gerçekten öyleydi.
1989’un Aralık ayı.
Prag’da halk ayaklanmış, tarih yazıyor Wanceslas Meydanı‘nda. İhtilalin karargâhı böyle işler için farklı bir mekân:
Sihirli Fener Tiyatrosu!
Kuliste büyük bir heyecan dalgası kabarıyor. Filozoflar, tarihçiler, gazeteciler, yazarlar hummalı bir çalışma içinde. Başlarında bir oyun yazarı, bir filozof var:
Vaclav Havel.
Bu kez yönettiği oyunun adı Kadife Devrim. Bu oyun geçmişte yazdığı ve yönettiği soyut oyunlardan farklı.
Çünkü hayatın içinde, Kafka‘nın kurşuni, melankolik şehri, Prag’da oynanan oyunu halkın ta kendisi oynuyor.
Elbette daha önemlisi, kırk yıllık totaliter bir diktayı çökerten bir oyun olması. Nihai zafer ise ‘Çek halkının özgürlükçü ruhu’ olacak.
1990’da IPI Yürütme Kurulu’yla, 1991’de Cumhurbaşkanı Özal’la Prag’a gittiğimde Vaclav Havel’le ayaküstü de olsa sohbet fırsatı bulmuştum.
Aklın özgürlüğüne, eleştirel düşünceye hayatı boyunca sahip çıkmış olan Vaclav Havel, özgürlüğünden yoksun bir dönemde, 1986’da şöyle der:
“Her zaman kendinden kuşku duymuş, övgüden çok eleştiren seslere kulak verip önemsemiş bir insanım. Bana umut bağlamış kimselere rastlıyorum. Hiç tanımadığım insanlar bana telefon edip yaptıklarım için teşekkür ediyorlar. Bunları duymak beni elbette sevindiriyor, teselli ediyor. Çabalarımızın çölde atılan bir çığlık gibi boşa gitmediğini, bir yankı verdiğini gösteriyor, anlatıyor. Aslında ben ne yaptım ki? Birkaç eser, bir iki makale yazdım, bir süre hapishanede kaldım.” (Vaclav Havel, Uzaktan Soruşturma, Afa Yayınları, İstanbul, 1990)
Siyasetten fazla hoşlandığı söylenemez Vaclav Havel’in. Etik değerleri, dürüstlüğü, gerçeğin gücünü, özgür ruhu, vicdan ve sorumluluğu çok önemser ve siyaset oyununun belirleyici özü olarak görür bunları.
Vaclav Havel için mecburiyetten devlet adamı da denebilir. Cumhurbaşkanlığı sırasında, BBC’deki bir programda, “Cumhurbaşkanı olarak başkalarının özgürlüğü için kendi özgürlüğümden vazgeçtim“ diyordu.
Çek Cumhurbaşkanı olarak 1992’de kendi iç hesaplaşmalarını yazdığı son kitabında, “Cumhurbaşkanı olarak da kalsam, bazı değerler var ki onlardan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim, ne olursa olsun onlar için mücadele etmeye devam edeceğim.” (Vaclav Havel, Summer Meditations, Alfred A. Knopf, New York, 1992)
Hafta sonu ölüm haberi geldi. Kitaplığıma baktım. Ne çok kitabı var.
Demek ki ölmedi Vaclav Havel...
Fransız Millet Meclisi’ndeki büyük yanlış!
Öyle konular vardır ki, uzun uzun yazmak gerekmez. Kısa kesersin olur biter.
Fransız Millet Meclisi’ndeki yasa tasarısı da böyle bir konu. 1915’in Ermeni soykırımı olduğunu reddedenlerin cezalandırılmasını öngörüyor.
En başta bu tasarı, demokrasileri demokrasi yapan ifade özgürlüğünü ayaklar altına alıyor.
Böyle bir yasayla, zaten kötü seyreden Türk-Fransız ilişkileri büyük darbe yiyecek.
Ayrıca, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi çok daha gecikecek.
1915’in inkârının da, kabulünün de parlamentolardan geçirilecek yasalarca ceza konusu yapılması yanlıştır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024