Hidayet Şefkatli TUKSAL
Cinselliği konuşamayan toplumlar, cinsel suçları da konuşamıyorlar. Almanya’da öğretmenlik yapan bir arkadaşım, daha ilköğretimin ilk sınıflarından itibaren cinsellikle ilgili derslerin verildiği okulunda 1. Sınıf’ın dersini takip ederek bu dersin nasıl verildiğini gözlemlediğini anlatmıştı. Tabii bu dersin verilme ortamı, cinselliğin ergenlikle birlikte günah ve utanma duygusu olmadan yaşanabileceği kabulü üzerine inşa ediliyor. Müslüman toplumlara baktığımızda ise cinsellik konusunda belli sınırlamaların varlığını görüyoruz. Ancak bu sınırlamalar cinselliğin konuşulabilmesine engel değil. Zira literatüre baktığımızda, poligaminin yaygın olduğu ve cinselliğin neredeyse ergenlikle beraber başladığı Hz. Peygamber döneminde cinsellik konuşmanın, cinsel konularda soru sormak ve cevap almanın yadırganmadığı, hatta teşvik edildiğine dair pek çok hadis rivayeti bulabiliriz. Ancak bu rivayetlerin, bizimki gibi resmen tek eşli ve bir bakıma püriten toplumlarda ne kadar etkili olduğunu pek bilemiyorum. Kişisel gözlemlerime ve öğretmenlik deneyimime dayanarak söyleyebileceğim şey, özellikle ailelerin çocuklarıyla bu tür konuları nasıl konuşabileceklerine dair bir fikirlerinin olmadığı gerçeğidir. Belki böyle bir eğitim alsalar, onlar da çocuklarına bu tür konularda rehberlik etmekten çekinmezler, ancak “kaş yapayım derken göz çıkarma” korkusu yüzünden çekingen davranmaya devam ettiklerini düşünüyorum. Cinsellik konusunda çocuklarıyla hiç muhatap olmayan bir anne-babanın, çocuklarının maruz kalabileceği cinsel taciz gibi durumlar hakkında da bir uyarıda bulunabilmesi pek kolay değil. Bir arkadaşım, ilkokula giden oğlunun büyük sınıftan bir çocuğun tacizini sofrada babasına anlattığında, mühendis babanın çocuğun yüzüne koca bir şaplak indirerek, böyle şeyleri bir daha ağzına almamasını buyurduğunu, gözyaşları içinde masadan kalkan çocuğun ise “Bir daha size hiçbir şey anlatmayacağım!” diye diye kendisini yatağına attığını anlatmıştı. Çocuğun hâline içim parçalansa da, babadaki korkuyu ve çaresizliği de hissetmiştim. Anne-babaları bu çaresizliğe düşürmeyecek bir bilgilendirmenin şart olduğunu düşünüyorum. Bu konuda okullardaki rehber öğretmenler, belediyelerde çalışan psikologlar, sosyal hizmet uzmanları görevlendirilebilir. Bence bu konuda bir an önce harekete geçilmeli ve seminerler başlatılmalıdır.
Bu konuya başlarken aklımda, öğretmen bir okurumdan aldığım bir mail sebebiyle, okullarda yaşanan taciz olayları vardı, şimdi bu mevzuya geçeyim. Bu konu okullarda en netameli konulardan biridir ve genellikle kimse böyle bir konuya bulaşmak istemez. Bu yüzden tacizciler cesaret bulur ve çirkin eylemlerini sürdürürler. İki üç hafta kadar önce Ankara’da bir meslek lisesinde çalışan öğretmen okurumdan aldığım mailde, kendi okulunda yaşanan ve ailelerin de bir şekilde haberdar olduğu taciz olaylarını şikâyet ettiğini, ama üzerinden dört ay geçmesine rağmen müfettiş gönderilmemesi ve soruşturma açılmaması sebebiyle, bu şikâyetin İlçe ya da İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından sumenaltı edildiğinden endişe ettiğini yazmıştı. Okuldaki kız öğrencilere çeşitli şekillerde tacizde bulunduğu iddia edilen, yıllardır okulda çalışan, idareyle tabiri caizse “kanka” olmuş bir öğretmen olunca, bu tür dilekçelerin işleme konulması mümkün olmuyor demek ki. Ama ben buradan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve Bakanlık yetkililerine çağrıda bulunuyorum, bu dilekçeyi sumenaltı olmaktan kurtarmazlar ve psikologlar eşliğinde bu okulda yaşanan taciz olayını soruşturmazlar ise, başka yollar deneyeceğim, bilgileri olsun!
Cinsel taciz gibi suçların, insanların birarada bulunduğu her tür ortamda işlenebileceğini bildiğimize göre, her ortam ve kurumda bu tür suçların işlenebileceği gözönünde bulundurularak önlemler alınması gerekir. Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeleri kapsayan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye işyerinde cinsel tacizin en sık yaşandığı üçüncü ülke konumundadır, okul gibi kurumlarda durumun ne boyutta olduğunu bilmiyoruz bile. MEB’e bağlı bir okulda yaşanan bu tacizler, ne ailelerin, ne okulun, ne de muhafazakâr idarecilerin umurunda oluyorsa, burada çok ilginç bir suç ortaklığı var demektir; Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu suç ortaklığına karşı göreve davet ediyorum.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Muhafazakâr camiada deprem
4.04.2021 - Kadınları zapturapt altına almak uğruna…
28.03.2021 - İlahiyatlar, ilahiyatçılar ve dini kanaatleri açıklama hakkı
12.12.2020 - Periler, periler, periler…
23.11.2020 - Kadınların konuşabildiği günler
2.01.2020 - Makbul olmayan dindar kadınlar
13.10.2020 - Tasavvuf alanının sorunları
29.09.2020 - Tarikatlar konusunda kişisel tecrübelerim
21.09.2020 - ‘Kapatılsın bu şer yuvaları!’ demek çözüm mü?
13.09.2020 - Pembe beyazlar ve siyahlar içinde bir Aşûre günü
5.09.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































fatih
sn. bayramoğlu sen tetikçisin ne demek cemaat bir terör örgütümüdür ki tetikçi ifadesini kullanıyorsunuz, yoksa tetikçi kelimesinin başka anlamları mı var. Yoksa ergün babahan gibi içinizdeki bastırılmış düşünceleri gayri ihtiyari dışa mı vurdunuz