İbrahim Karagül
Türkiye için en öncelikli ve asla pazarlık malzemesi yapamayacağı konu, Akdeniz’den İran sınırına kadar uzanan bölgenin, yani güney sınırlarının güvence altına alınması, bu uzun sınır hattından dışarıya doğru derin bir güvenlik alanı oluşturmasıdır.
Halep-Musul hattının kuzeyinde kalan bütün bölge bizim için iç meseledir. O bölgede ne kadar terör varsa, ne kadar dışarıdan güç varsa bizim için tehdittir. Hiçbir örgüt, hiçbir devlet, hiçbir bölge dışı güç Türkiye’nin bu meşru müdafaasını, var olma mücadelesini, savunma hakkını gölgeleyemez, engelleyemez.
Doğu Akdeniz’den İran’a kadar bütün o bölgeyi temizlemeliyiz..
Doğu Akdeniz’den İran’a uzanan bölge, bir başka deyişle, Kızıldeniz-Basra Körfezi arası, “bölgesel” nitelikle bir krize, savaşa hazırlanıyor. Artık örgütlerin savaşı değil, bir devletle sınırlandıracağımız bir kriz değil bu. Artık bu coğrafyada yaşayanların, coğrafyanın tamamıyla ilgili bir meseledir.
Artık bölgesel gerçeklik, etnik ve mezhep söylemiyle bile ifade edilir olmaktan çıkmıştır. Bir coğrafya inşası ya da yıkımı söz konusudur. Yeni bir siyasi iklim, çevre oluşturma ya da yerli bir çevrenin, coğrafyanın kendine özgü varoluşunun yok edilmesi meselesi söz konusudur.
ABD ve Avrupa’nın, İsrail’in, Rusya’nın, yine ABD ve İsrail’in yanında yer alan S. Arabistan ve BAE’nin aktif katıldığı yeni bölgesel hesaplaşmada Türkiye’nin elini kolunu bağlamak, hareket alanını daraltmak, bir takım siyasi projelerle ve kamuoyu baskısıyla onu tedirginliğe sevk etmek çok büyük bir vebal olacaktır.
Fırat Kalkanı, Afrin, Kandil’e müdahale
Türkiye, bölgede elini uzatabildiği her yerde olmak zorundadır. Mümkün olduğunca, gücü yettiğince daha uzaklara ulaşmak için mücadele vermek zorundadır. Elini geri çektiği anda, saldırılar sınırımızın sıfır noktasına hatta içeriye servis edilecek, dalga dalga üzerimize gelecektir.
15 Temmuz saldırısı bu büzden Türkiye için kuruluşundan bu yana en ağır saldırıdır, aslında bir imha harekâtı, bir Suriyeleştirme projesidir.
Bu saldırıdan hemen sonra Türkiye’nin attığı adımlar, sadece teröre karşı değil, coğrafyanın geleceğini etkileyecek ölçüde olmuştur. Fırat Kalkanı, Afrin Operasyonu ve bugünlerde iyice belirginleşen Kandil’in kuşatılması, sadece terörle mücadele değil, bölgesel yıkım projelerine karşı olağanüstü bir cevaptır. Türkiye’yi imhaya, küçültmeye dönük içeriden ve dışarıdan yürütülen operasyonlara bu coğrafyadaki yüzyılların birikimiyle verilen cevap olmuştur.
“Türkiye cephesi” kurmuşlardı. Şimdi biz cephemizi kuruyoruz.
Aslında bunlar bir reaksiyon, cevap değil. Bu operasyonlar; coğrafya inşasına yönelik, geleceğin Türkiye’sini kurmaya yönelik köklü adımlardır. ABD, İsrail ve Avrupalı bazı ülkelerin birlikte planladıkları, teker teker ülkeleri küçültme hesaplarını tersine çeviren, terör örgütleri üzerinden zayıflatıp sonra da küçültmeye dönük planlarını altüst eden, Suriye ve Irak sınırı boyunca yüzlerce kilometrelik “Türkiye Cephesi” kurma projelerini boşa çıkaran jeopolitik müdahalelerdir.
Onlar “Türkiye Cephesi” kurup, 15 Temmuz sonrası saldırıya hazırlanırken, Türkiye, milletimiz hem 15 Temmuz’u hem de yüzlerce kilometrelik “Türkiye Cephesi” planlarını altüst etmiştir.
İşte şimdi biz kendi cephemizi kuruyoruz. Fırat Kalkanı ile başladık, Afrin Operasyonu ile devam ettik, Kandil’e müdahale ile daha da derinleştireceğiz.
Önce, Akdeniz kapısını kapattık
Dün Münbiç’te bir anlaşma sağlandı. Ne kadar uyulacak, ABD sözlerini ne kadar tutacak göreceğiz. Hiçbir şekilde güvenmiyoruz. Bugüne kadar verdikleri hiçbir sözü tutmadılar. Sözü bir yana bırakın, bütün terör örgütlerini besleyip üzerimize salan kendileriydi. Hâlâ da öyle. Orada terör örgütünü savunmak için bizimle pazarlık yapıyor!
Türkiye çok önemli bir şey yaptı. Önce terör koridorunun Akdeniz kapılarını kapattı. Afrin Operasyonu olmasaydı, Hatay’ı da isteyecek, İran sınırını Akdeniz’e bağlayacaklardı. Biz o zaman Hatay için de mücadele vermek zorunda kalacaktık.
Akdeniz kapısı kapanınca ABD, İsrail, S. Arabistan ve BAE daha güneyden yeni bir cephe kurdu. Suriye’yi güneyden vurup İran’a uzanan bir koridor açılacaktı. Şimdi bunun mücadelesini veriyorlar. Bence ABD’nin kuzey umudu büyük oranda sönmüştür.
Sonra Doğu kapısı.. Kandil kuşatıldı!
Türkiye şimdi o koridorun doğu tarafını kontrol altına alıyor. Mart ayından bu yana Irak’ın kuzeyinde, ince ince işlenmiş bir operasyon yürütüyor, Kandil’i kuşatma altına alıyor, PKK’nın bu bölgeden batı ile ilişkisini kesiyor. Zaten o bölgede güçlü bir askeri varlığı, üsleri ve irtibat noktaları olan Türkiye, belki ilk kez doğrudan Kandil’i hedef alarak yürüyor.
Türkiye zamanla Suriye ve Irak üzerinden birkaç bölgeden daha yarma harekâtı yapacak ve bölgeyi kontrol altına almayı bilecektir. Batı/Akdeniz ve Doğu kapısı kapatılan terör koridoru zamanla lime lime edilecektir.
24 Haziran öncesi o bayrak Kandil’e dikilir
Şimdi Irak’ın kuzeyindeki derinlikli operasyonu takip ediyoruz. 24 Haziran seçimlerinden önce Kandil’e bayrak dikilirse, yıllardır terör yuvası olarak kullanılan bölge temizlenirse, uluslararası terörün mabedi yok edilirse kimse şaşırmasın.
Tabi Kandil ele geçirildiğinde, bütün bölgeyi vuran çokuluslu bir karargâh da, ABD/İsrail operasyon merkezi de yok edilmiş olacaktır. Ama asıl operasyonlar seçimlerden sonra gelecektir. Türkiye’nin sesi işte o zaman yükselecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021