İbrahim Karagül
İsrail dün, Yahudi Ulus Devlet Yasası’nı onaylayarak kendini yeryüzünün tek “ırkçı devleti” olarak ilan etti. Araplar, Müslümanlar ya da başkaları, Yahudi teolojisine uygun olarak ikinci sınıf, Yahudi Ulus’una “hizmetliler sınıfı” ilan edildi. Güney Afrika’daki Apartheid rejiminin tarihe karışmasından sonra Ortadoğu’nun göbeğine oturan ırkçı dalga daha da pervasızlaştı.
Bu karar; ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail Başkenti olarak tanıyan elçiliğini bu şehre taşıma kararından, George Bush döneminde “kıyamet savaşı” ilan eden neocon ırkçılığının coğrafyamıza yönelik istilalarından, Atlantik’in iki kıyısını da rehin alan ırkçı dalgalardan beslendi, zamanlaması buna göre hesaplandı.
“İkinci sınıf” ya da “hiç” olanlara bu ruhla kitlesel kıyım yapıyordu İsrail..
Bugünden itibaren, İsrail ile Müslüman dünya arasında yepyeni bir çatışma dönemi başlayacaktır. Bazı Arap ülkelerinin İran tehdidine karşı İsrail’le yakınlaşması, ortak güvenlik kalkanına girmesi, İsrail’i daha da cesaretlendirmiştir. Çünkü bu karara karşı Arap tepkisi önceden kırılmıştır.
Her ne kadar böyle bir ilan yapılmışsa da İsrail’i algılamada değişen bir şey yoktur. İsrail zaten öyle bir devletti, zaten öyle görülüyordu, zaten öyle uygulamalar yapıyordu, zaten bu zihniyetle kitlesel kıyımlar yapıyordu. Cenin’de, Gazze’de veya o küçücük kara parçasının her köşesinde Filistin halkına bu ruhla toplu katliamlar yapıyordu.
Katliamları yaparken, Filistin halkına ağır işkenceler uygularken, onları hiçbir zaman “insan” olarak kabul etmedi. Bu yeni yasada olduğu gibi ikinci sınıf insan ya da “hiç” olarak gördü. Kurulduğundan beri bir devlet değil örgüt aklıyla, terör örgütü aklıyla hareket etti, coğrafyayı da, bu coğrafyada yaşayanları da öyle gördü, ona göre sürekli saldırganlaştı.
“Tanrı’yı kıyamete zorlama”, “Kıyamet Savaşı çıkarma..”Nuh Tufanı gibi “sıfırlama”
İsrail’in hiçbir zaman “insani” bir kaygısı olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Dostu olmayan, en yakınlarını bile tehdit/düşman gören bir korku devletidir. Bundan sonra daha açık biçimde öyle olacaktır. Kendilerinden başka yeryüzünde yaşayan herkesi “köleler sınıfına” dahil olarak kabul eden çarpık bir zihniyetin sadece bölgemizde değil, insanlık için tehdit olduğunu artık söylemeye bile gerek yoktur.
“Yahudi Ulus Devleti” ya da “ırkçı devlet” çıkışına İsrail özelinde söylenecek çok söz var ama bu sözlerin tamamı bugüne kadar defalarca söylenmiş veya yazılmıştır. “Tanrı’yı kıyamete zorlama”, “Kıyamet Savaşı çıkarma” düşüncesinin savunucuları, “insanlık için yeni başlangıç” adına, belki Nuh Tufanı benzeri yeni bir “sıfırlama” adına, yeryüzündeki aşırı nüfusa karşı bir “seçilmişler nesli” oluşturma adına Yahudi teolojisini, İsrail aşırı sağını daha da bir yerlere ittiğini burada hatırlamakta fayda vardır.
Sessiz sessiz büyüyen bir “küresel fırtına” var
Ama bu yazıda, İsrail’in bu çıkışının dünyadaki genel eğilimlerin neresine düştüğünü tartışmak belki daha faydalı olacaktır. Çünkü işin “yeni olan” tarafı burasıdır. Bu yeni eğilimi, fırtınayı anlamak, geleceğin dünyasını anlamak, ona hazırlanmak ona göre savunma alanlarını güçlendirmek olacaktır.
Bir süredir yaklaşan, sessiz sessiz büyüyen bir “küresel fırtına”dan söz ediyorum. Batı’yı izlerken, Doğu’yu izlerken, ABD veya Avrupa ülkelerini izlerken, siyasi dalgaları veya toplumsal kimlik değişimlerini izlerken, devletlerin yatırım yaptığı alanlara odaklanırken hep bu tehlikeyi görüyorum.
Neoconlar üzerinden ABD’de beslenen ırkçılık, Trump dönemi yerleşik sistemi veya küresel sistemi altüst eden aykırılık, Almanya gibi ülkelerin bilinçli biçimde aşırı sağı besleyip güçlendirmesi, Batılı devletlerin merkez iktidar alanını güçlendirip demokrasi ve özgürlük alanlarını ihmal eder hale gelmesi, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa değerlerinin birkaç yılda gözden çıkarılması, yabancı düşmanlığının devlet diline dönüşmesi, medeniyet/kimlik anlamında Batı’nın dünyanın geri kalanına saldırganca bir mevziye geçmesi ve bunlar gibi daha birçok gelişme, Batı merkezli yükselen tehdide karşı bütün dünyayı uyarıyor aslında.
Aşırılıklar çağı ve tükeniş: Dört yüz yıl sonra Batı’nın küresel hakimiyetinin sonu
Bu, tükeniştir. Belki dört yüz yıl sonra Batı’nın küresel hakimiyetinin sona ermesinin sancılarıdır. Çünkü ilk kez güç, Batı’dan Doğu’ya geçmektedir. Aşırılıklar çağına yatırım yapan “Atlantik aklı”, ırkçılıktan terör zihniyetine, ekonomik yağmacılıktan kültürel aşağılamaya ve ayrımcılığa yönelen Batı, ahlaken kaybettiği küresel patronluğunu saldırganlıkla, tehditlerle, yağma ve talanla devam ettirme çabası içindedir.
Bu bir akıl dışılıktır ve sonu dünya için tehlikeli, Batı için çöküş olacaktır. Bu yüzden insanlık tarihinin en ciddi kırılma alanlarını, güç haritasının yüzyıllar sonra ilk kez böylesine dramatik değişimini izliyoruz.
İsrail, saldırganlığı daha da artacak, belki birçok Avrupa ülkesi İsrailleşecek faşizme teslim olacak, buradan güç devşirmeyi deneyecek. Çünkü her ülke, küresel fırtınayı görmüş, tehditten kurtulmak için kendisinde, tarihinde, kimliğinde, güç devşireceği ne varsa ona dönmektedir. İsrail, Yahudi teolojisine sarılırken Almanya ırkçılığa, İngiltere emperyal iddialarına, ABD yağma zihniyetine sarılacaktır.
“Büyük dönüşüm”, “Büyük Yürüyüş” ve güce yatarım..
İşte bu dönemde Batı karanlık geçmişe sarılırken bizler aydınlık bir tarihi bugüne çağırmanın yollarını arıyoruz. Onlar ırkçı, kanlı sömürge geçmişlerine dönerken bizler parlak bir geçmişi bugüne çağırarak yeni bir yükseliş dönemine hazırlanıyoruz. Bunu yaparken de “küresel fırtına”ya karşı savunma hatlarımızı güçlendiriyor, toplumsal dayanışmamızı yeniliyor, devleti yeniden yapılandırıyor, yerli olana yöneliyoruz.
Bir süredir tartıştığımız mesele budur. Türkiye’nin öncülük ettiği büyük yükseliş dalgası budur. 24 Haziran’la son aşamasına geçtiğimiz “Büyük dönüşüm”, “Büyük Yürüyüş” budur. Yerlileşme derken, millileşme derken kastedilen budur. Sadece iç iktidar arayışı değildir bu. Bizim için bin yıllık iddiayı bugüne taşımaktır. Küresel ölçekte de büyük fırtınaya meydan okuma hazırlığıdır.
Batı’dan yaklaşan ve dünyanın genelini ama ağırlıklı olarak bizim coğrafyayı hedef alan bu tehditlere demokrasi ve özgürlük söylemleriyle itiraz dönemi kapanmıştır. Çünkü bu söylemleri kendileri bile ağızlarına almaz olmuşlardır. Mücadelenin tek yolu güce yatırım yapmaktır. Türkiye de bunu yapmaktadır.
Artık devlete ‘ayar verme’ alışkanlığı
Cemaatler, sivil kuruluşlar, siyasi çevreler herkes kendini bu yerlilik testinden geçirmek zorundadır derken bunu kastediyorum. Çok büyük bir dönüşüme işaret ediyorum, herkesin durduğu yeri, söylediği sözü, ülkeye ve dünyaya bakışı değişmek zorunda kalacaktır, diyorum.
Bundan sonra “devlete ayar verme” alanında kimseye iktidar kalmamıştır. Toplumsal zeminde ne kadar güçlü olursanız olun, hangi iktidar alanında söz sahibi olursanız olun bu yerli eğilimle barışmak zorundasınız. Onu dönüştürme gücünüz olmayacak, o sizi dönüştürecek. Devlet dönüştüyse, toplum dönüştüyse siz de dönüşeceksiniz.
Çünkü biz, bin yıldır tarih ve coğrafya inşa eden bu akla destek vermekten başka “iyi şey” görmüyoruz. Bu mücadelenin büyüklüğünü anlamak için İsrail’in kararına, Batı’daki derin değişime, Türkiye’nin büyük yürüyüşüne bakmanız ve anlamanız gerekiyor.
Yoksa tarih dışına itilirsiniz..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021