İbrahim Karagül
İşgallerin ideolojisi, kimliği, davası yoktur. Darbelerin ideolojisi, kimliği, davası yoktur. Siyasi ve ekonomik saldırıların “haklı” gerekçeleri yoktur.
Bir müdahalenin bize pazarlanma biçimiyle arkasındaki hesap arasında bir bağ yoktur. Savaşlar da, işgaller de, müdahaleler de kitlelere tahrik edici cümlelerle, söylemlerle, provoke edici cazibelerle pazarlanır.
Kitleler harekete geçirilir, müdahale için zemin oluşturulur, sonra müdahale gelir. Devletler, ülkeler, liderler böyle saldırılara maruz bırakılır. Başarılı olunca da kitleler büyük acılar çeker.
Keskin bir direnç, bütün hesapları bozar. Anladıkları dil budur!
Batı’nın müdahale tarzı budur. İçeriden örgütlenmelerle siyasi dizayn yapar. Başarılı olmazsa, demokrasi ve özgürlük söylemleriyle kitlelerin gücünü kullanır. Başarılı olmazsa ekonomik saldırılarla ülkeyi çökertir. Bu da başarılı olmazsa suikastlar gelir, iç çatışmalar gelir ve sonrasında açıktan müdahaleler gelir. Ancak eğer o ülkede keskin bir direnç oluşursa, kitleler bu dirence destek verirse yapabilecekleri hiçbir şey yoktur.
Müslüman coğrafyada, Latin Amerika’da, Güney ve Uzak Asya’da yüzyıllardır sömürge böyle devam ettirilmiştir. 20. yüzyılda Afrika’da, Latin Amerika’da, Ortadoğu’da ve Güney Asya’da kanlı müdahale tarihleri böyle yazılmıştır.
Endonezya’da bir gecede bir milyon kişiyi öldürenler, Türkiye’yi kendi eksenlerinde tutmak için ortalama her yirmi yılda bir darbe tezgâhlayıp her on yılda ekonomik kriz çıkaranlar, 20. yüzyıl boyunca devam ettirdikleri müdahale formatlarını biraz değiştirip 21. yüzyılda da sürdürmeye çalışıyorlar.
Terör de özgürlük de aynı değerdedir onlar için, herkesi kullanmayı bilirler!
İslâmî kimlikli ya da başka kimlikten bütün terör örgütlerini onlar kurar, eğitir, silahlandırır ve hedef ülkelere yönlendirirler. Bunu yaparken küresel ölçekte terörle mücadele söylemini ve doktrinini de onlar yönetirler. Bu çerçevede terörü de, demokrasi ve özgürlükleri de aynı şekilde kullanırlar. Amaçlarına ulaşmak için terör de özgürlük de aynı değerdedir onlar için.
Küresel düzenleri için tehdit gördükleri her ülkeyi, her siyasi anlayışı, her kültür ve medeniyeti, her lideri “cezalandırırlar”, finans sistemlerinin kirliliklerini “hayır” diyen her lideri ortadan kaldırmaya çalışırlar. Bu direnç hareketlerine karşı kullanamadıkları hiçbir siyasi kimlik ve kitle yoktur. İslamcısını da kullanırlar milliyetçisini ve ulusalcısını da, solunu de kullanırlar, Atlantikçisini de…
İşte bunların tamamı yalandı. Ama biz inandık, inandıkça da kaybettik!
Afganistan’ı işgal ederken Taliban ve El Kaide’yi gerekçe gösterdiler. Yalandı… Irak’ı işgal ederken Saddam’ı hedef gösterdiler, yalandı… Libya’yı parçalarken Kaddafi’yi bahane ettiler, yalandı… Suriye’nin bir bölümünü işgal ederken DEAŞ’ı bahane ettiler, yalandı… 15 Temmuz’da FETÖ’yü kullandılar. Hesapları çok daha büyüktü. Bu ülkeyi 21. yüzyıl boyunca diz çöktürmek, olmazsa paramparça etmekti.
Biz onların yalanlarına göre algıladık bütün bunları. Türkiye’ye, bölgemize, geçmişimize ve geleceğimize dönük senaryolarını, dünya genelinde yürüttükleri projeleri hep bu söylem üstünlüklerine göre algıladık. Ona göre pozisyon aldık, ona göre taraf tuttuk.
Batı emperyalizmine direnmek, insanlığın onur mücadelesidir
1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana bölgemizde yapıp ettikleri her şey Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya dönüktü, yeniden ayağa kalkmasını engellemeye dönüktü. Terörü kullandılar, darbeleri kullandılar, ekonomik krizleri kullandılar. Şimdi bölgedeki örgütleri kullanıyorlar, örgüte dönüştürdükleri BAE ve S. Arabistan’ı kullanıyorlar.
Vatan algımızı, millet algımızı, coğrafya algımızı, dünya algımızı değiştirmeden bu fırtınaların hiçbirine direnemeyiz. Söylem üstünlüğünü elimize almadan, dünya genelinde Batı emperyalizmine direnenleri anlamadan bu dalgayı kıramayız.
Hiçbir çıkar, siyasi hesap, bu davanın üstünde değildir…
Öyleyse Avrupa’nın yüzyıllardır sürdürdüğü, ABD’nin yirminci yüzyıl boyunca devam ettirip 21. yüzyıla taşımaya çalıştığı bu vahşi sömürge saldırılarına karşı amansız bir direnç geliştirmek zorundayız. Bunun için önce zihinlerimizi özgürleştirmek zorundayız.
Türkiye’ye yönelik amansız saldırıların, Batı emperyalizminin bizi 21. yüzyıl boyunca tarih dışında tutmaya dönük büyük hesabı olduğunu bilmeliyiz. Hiçbir çıkar, siyasi hedef bu büyük mücadelenin üstünde değildir, artık bilmeliyiz. En son bizi Suriye’den kuşatmaya çalışanların hiçbir önerisi bizim için değer ifade etmiyor. Artık bunu kesin kabul olarak zihnimize yerleştirmeliyiz.
“Hepimiz Maduro’yuz”, “Hepimiz VenezUela’yız”
“Hepimiz Maduro’yuz”, “Hepimiz Venezuela’yız” dememiz bundan. Bir özgürlük düşüncesinden, yüz yıllara dayanan sömürge tarihine karşı koyuşumuzdan. Yeryüzünün neresi olursa olsun, mazlum milletlerle dayanışma ülkümüzden. Maduro’nun kim olduğu, Venezuela halkına ne tür şeyler dayatıldığı ikinci plandadır. Gerçek olan Latin Amerika’da ne tür senaryolar uyguladıklarıdır. Gerçek olan ABD ve Avrupa’nın kanlı sömürge tarihlerini yeniden canlandırma girişimleridir.
Batı’nın sömürge gücü elinden alınmalı.. Bizi yalnız bırakanlar asla affedilmeyecektir.
Batı’nın sömürge gücü elinden alınmalıdır. Dünya bu gücü dengelemelidir. Türkiye ya da Venezuela, ye da bir başka ülke ve bölge, kim bu fırtınaya direniyorsa, direnmeye çalışıyorsa saygın bir insanlık mücadelesi veriyor demektir.
Türkiye bu anlamda yüzyılların mücadelesini veriyor. Coğrafyanın, tarihin hesaplaşmasını omuzluyor. Bu yüzden de çok ağır saldırılar altında. Burada ülkemizi yalnız bırakanlar hiçbir zaman affedilmeyecek. Bu mücadeleyi zayıflatmaya, sulandırmaya çalışanlar hiçbir zaman tarihin onurlu sayfalarında yer almayacak.
Hesaplaşma Yüzyılı: Olağanüstü ‘güç yatırımı’ yapmalıyız
Osmanlı’yı dağıtan, coğrafyayı dağıtan, İslâm’a ve bütün değerlerimize savaş açan, şimdilerde terörle kuşatma planları yapan ülkelerin topyekûn Türkiye’ye yüklenmelerinin anlamını biliyoruz.
“Kuşatma Yüzyılı”na direniyoruz. “Hesaplaşma Yüzyılı” ile mücadele ediyoruz. “Meydan Okuma Yüzyılı” ile yeniden yükseliyoruz. Batı’nın gücü zirvesine çoktan ulaştı ve durgunluğa girdi. Bir süre sonra bunun gerileme dönemine de tanık olacağız.
Gücün ve zenginliğin Doğu’ya kaydığı bir dönemde Batı bir daha asla yeryüzüne tek başına hâkim olamayacak. İşte bunun farkında olanlar olarak çok güçlü bir yükseliş söylemi geliştirmek, olağanüstü güç yatırımı yapmak zorundayız. Başka da hiçbir yolumuz yoktur!
Yeryüzünün her köşesine sözümüz vardır ve olacaktır…
İşte Maduro’yu bu yüzden destekliyoruz. Yüzyıllardır dünyaya kan kusturan Batı emperyalizmine “hayır” diyen kim varsa önemsiyoruz. Hangi dinden, hangi ırktan, hangi medeniyetten olduğuna bakmaksızın önemsiyoruz.
Çünkü biz “Acımasız Direniş” çağındayız. Bu, bütün yeryüzünde böyledir, böyle olmak zorundadır. İnsanlık Batı’nın güç haritasını dengelemek zorundadır. Türkiye bu mücadelenin öncülerindendir. Çünkü Türkiye yüzyıllardır coğrafya inşa eden, tarih yapan küresel gücü belirleyen bir geçmişe sahiptir.
Gücümüzün kaynağı da budur!
Öyleyse yeryüzünün her köşesine söyleyecek sözümüz vardır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021