İbrahim Karagül
Büyük söz söylemek hep yadırganır. Ama bu çağ, insanlığın geldiği bugünkü durum, kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği bu zamanlar, “büyük iddiaların, büyük sözlerin çağı”dır.
Bilginin ve hızın bu kadar ilerlediği, fantastik görünen şeylerin gerçeğe dönüşebildiği bir zaman dilimi, son yüz yıl, iki yüz yılla değil, insanlık tarihinin bütünü esas alınarak düşünülebilir.
Bir yıl önce bütün bunlar fantastikti.
Bir yıl önce; COVID-19 olacak, insanlığı evlere kapatacak, şehirler boşalacak, hayat duracak, ekonomi duracak, birçok devlet bu krizle baş edemeyecek, ABD ve Avrupa gibi dünyanın güçlü ve zengin ülkeleri çaresiz kalacak, zengin ülkeler fakir ülkelerden yardım isteyecek, Afrika ülkeleri Batılıların ülkelerine girişini yasaklayacak, sokağa çıkma yasakları rutinleşecek, insanlar birbirinden kaçacak denseydi..
Dünya nüfusunun yüzde biri bile buna inanmazdı.
Bundan sonra neler olabileceğini elbette kimse bilmiyor. Sadece insanlığın yeni serüvenini anlamaya, o sarsıcı değişimi öngörmeye, ona göre hazırlık yapmaya çalışıyoruz.
Büyük dönüşümler, keskin dönüşler, hesaplaşmalar çağı.
Devletler de, milletler de, bireyler de bu çaba içinde. Bilseler de bilmeseler de, “bir şeyler olabileceği” sezgisiyle önlem almaya, hayatı diri tutmaya, gücü merkezileştirip olabilecek kaosun önüne geçmeye çalışıyor.
Artık bugün ve bugünden sonra dünya, iyi anlamda da kötü anlamda da büyük dönüşümlerin, olayların, gelişmelerin, keskin dönüşlerin, büyük hesaplaşmaların dünyası olacak.
Hiçbir şey, alıştığımız, tedrici, normal seyrinde gitmeyecek. Hayat ve değişim hiçbir zaman, eski hali gibi yavaş, sakin olmayacak.
Olağanüstülükler çağı: Büyük çöküşler, büyük yükselişler. Sınırları zorlayanlar, zihinleri zorlayanlar...
Büyük sürprizlere, büyük şoklara, büyük çöküşlere, büyük yükselişlere tanık olacağız.
Çünkü; mucizeler çağına, olağanüstülükler çağına girdik.
İnanç, bilgi, teknoloji, hız, imkân, yetenek, zihinleri zorlayan düşünceler belirleyici olacak.
Düşüncede, fikirde, yenilikte konfor dönemi, tembellik dönemi, rahatlık dönemi kapandı. Sınırları zorlayanlar, zihinleri zorlayanlar geleceği biçimlendirecek.
Kavramların ve geleneksel kanaatlerin sınırları aşıldı. Yeni cümleler kurulacak. Yeni metinler yazılacak. Yeni değerler üretilecek. Kadim insan bilgeliğinin, doğrularının üzerine yeni bilgiler inşa edilecek.
Sadece güçle değil, illüzyonla yönettiler. Ve biz zaafları gördük.
Korku duvarları aşıldı. Zihinlerimizdeki “güç” ve “imkân” kavramları değişti. Milletlerin gücü ve zayıflığı için yeni tamınlar üretiliyor ve üretilecek.
Gücüne erişilemez denilen ülkelerin zaaflarını, zayıflıklarını gördük. Ne kadar kırılgan olduklarını, güç kadar illüzyonla da dünyayı yönettiklerini gördük.
Sözünü ettiğimiz, tartışmaya çalıştığımız, konuşmaya davet ettiğimiz değişim, 20. yüzyılda, 19. yüzyılda tanık olduklarımız gibi değil. Bir tür fütürist, fantastik arayış da değil.
Yüzyılların birikimlerini kökünden sarsacak şeylerden söz ediyorum. Kuşakların değil milletlerin, ülkelerin, şehirlerin hafızası ile ölçülebilecek bir genişlikten söz ediyorum.
Coğrafi Keşiflerle başlayan siyasi tarih değişiyor şimdi.
“Coğrafi Keşifler” aldatmacası ile başlayan, “sömürgecilik” dönemi ile başlayan siyasi tarihin değişmesinden söz ediyorum. Belki beş yüz yıl sonra, küresel ölçekli güç kaymalarının oraya çıkaracağı sarsıntılardan söz ediyorum.
“Batı” dediğimiz, “Atlantik” dediğimiz güç haritasının dağılmasından, çökmesinden, “eski dünya”nın olağanüstü güç yükselişinden, bu durumun yüzlerce yıl sonra ilk kez oluyor olmasından söz ediyorum.
İki şok: Güç, ‘ilk kez’ değişiyor. Büyük zihin kırılmasına ulaştık.
Bu yüzden; tarih yapıcı milletler harekete geçti. İki şeyi gördüler.
Birincisi; Sömürgecilik dönemkinden bu yana güç ilk kez gerçek anlamda el değiştiriyor. Bu, birçok ülkenin çöküşünü, bazı ülkelerin yükselişini zorlayacak.
İkincisi; İnsanlık bilgi, teknoloji ve hız açısından büyük zihin kırılmasına yol açacak bir noktaya ulaştı.
Bu da; yeni ekonomi modelleri, yeni düşünce biçimleri, yeni finans sistemi, yeni siyasi kimlikler, yeni toplumsal değerler, yeni siyasi hareketler üretecek.
Artık bilgi hiçbir ülkenin imtiyaz alanında değil.
Çünkü artık, teknoloji ve bilgi kimsenin imtiyaz alanında değil. Batı’nın elinde olduğu kadar Doğu’nun da elinde. Savunma araçları, yapay zekâ, dijital dünya, ABD’de inşa edildiği kadar Çin’de, Güney Kore’de de inşa ediliyor.
Mesela Türkiye’nin ürettiği SİHA modellemeleri, savaş tarihini, yöntemlerini, kavramlarını değiştirebiliyor.
Bu yüzden hafızası olan milletler, devletler kendini korumaya almaya çalışıyor. Öncelikle savunma kalkanlarına güç veriyor. Sonra merkez iktidar alanını güçlendirecek köklü adımlar atıyor.
Türkiye; Akdeniz’de,
Libya’da, Suriye ve Irak’ta ne yapıyor!
Devlet-toplum ilişkilerini yeniden tanımlıyor, ona göre hazırlıklara girişiyor. Toplumsal dayanışmayı en üst düzeyde tutacak adımlar atıyor.
Türkiye’nin yakın çevresinde attığı güvenlik adımlarıyla, içerideki sistemik dönüşümler, savunma teknolojilerindeki büyük çıkışı bir bütündür ve bu hazırlıkla alakalıdır.
Suriye’de, Irak’ta, Akdeniz’de, Libya’da, dünyanın merkez güçleriyle kapışmayı göze alabilmesi, işte bu güç kaymalarının örneklerinden biridir. Bu yeni çağ, Türkiye’nin yükseliş çağıdır.
Duran, gerileyen, çöküşe geçen ve yükselen ülkeler.
Tükenen, zayıflayan, eriyen ülkeleri görmek zihinlerimizi darmadağın edecek. Ama yükselen yeni güçleri görmek bize yeni dünya görüşleri öğretecek.
Tükenmiş ülkeler: İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan, S. Arabistan, Mısır, Körfez ülkeleri..
Durgunlaşan, yavaşlayan, duran ve gerileyecek olan ülkeler: ABD, Japonya, Avrupa’nın geri kalan ülkeleri.
Yükselen ülkeler: Çin, Türkiye, Hindistan, Rusya, Almanya, Brezilya, Endonezya, Avustralya, Pakistan, Güney Kore.
Ne garip; Arap olmayan Müslüman ülkelerde ciddi bir güç yükselmesi izleniyor. Arap ülkeleri ise, güç biriktirme yerine yeniden eski vesayetçi ülkelerin kontrolü altına girerek güven bulmaya çalışıyor. Onların çöküşü de buradan olacak.
Siyasi ve jeopolitik akıl, güç sıçraması.. Türkiye, hiçbir yerde başarısız olmayacak..
İşte insanlık tarihinin en sarsıcı değişiminin izlenebileceği birkaç ülkeden biri Türkiye.
Siyasi ve jeopolitik akılla yürütülen bir güç sıçraması izliyoruz. Ama entelektüel anlamda da bu yükselişin altının doldurulması gerekiyor.
Herkesi bir adım, birkaç adım sonrasını konuşmaya, tartışmaya çağırıyorum. Şu bir gerçek; Türkiye ulaştığı, konumlandığı hiçbir yerden başarısızlıkla dönmeyecek.
“2229 yıl” ve hafıza.
Küresel güç kayması, yüzyılların değişimi bize böyle söylüyor. Değişimi kavrayabilmenin yolu Türkiye ile yürüyebilmektir. Adımların çok daha hızlanacağını göreceksiniz.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın (KKK) kuruluşunun “2229’uncu yıldönümünü” kutladı dün. İşte bugün, tarihi derinliği ve hafızası olan ülkelerin tamamı bunu yapıyor. Yeni güç haritasını bu ülkeler, bu milletler çizecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021