İbrahim Karagül
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken; “Rus S-400 hava savunma sistemleri ABD’nin güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye ve bütün ABD müttefiklerinin Rus savunma sistemlerinden kaçınmaları çok önemli” dedi.
S-400’ler ABD’yi nasıl tehdit ediyor, bunun açıklanması lazım. Bu sistemler savunma sistemleridir. Ülkeleri gelecek hava saldırılarına karşı korur. Türkiye’de konuşlanmış bir S-400 ABD ana karasını nasıl tehdit eder?
Yoksa gün gelecek ABD ve Batı, Türkiye’yi vuracak da füzeler bu yüzden mi tehdit görülüyor? Bu açıklamanın “NATO sistemleri için tehlike” vs. gibi içi boş söylemlerle analiz edilir bir tarafı yok.
Onların karşı olduğu, tehdit gördüğü şey S-400’ler mi yoksa Türkiye’nin savunma teknolojileri alanında olağanüstü hazırlıkları mı? Mesele tam da burasıdır.
Türkiye sınırları ABD sınırları mı? Sıfır noktasında ABD’nin ne işi var?
O zaman bu tehdit tanımlamasını şöyle mi anlayacağız:
Akdeniz, Ege, Adalar, Karadeniz, Suriye, Irak, ABD denizleri ya da toprağı da biz mi bilmiyoruz. ABD’nin sınırları Akdeniz ve Karadeniz’de mi başlıyor?
Türkiye’nin sınırları ABD’nin sınırları mı oluyor? Savunmalarını bizim sınırlarımızın sıfır noktasından mı başlatıyorlar? Öyle olduğunu varsayalım. Peki, sınırlarımızın sıfır noktasında ABD’nin ne işi var?
Türkiye onlar için tehdit değilse, o büyük yalanlarda olduğu gibi “müttefik” ya da “stratejik ortak”sa, neden sınırlarımıza yığınak yapıyorlar? Neden askeri üsler kuruyorlar? Neden cepheler inşa ediyorlar?
Bu hazırlıklar, Rusya ve Çin için değil, doğrudan Türkiye’ye karşı.
Neden Suriye’de, on yıllardır Türkiye’ye saldıran örgütlere binlerce tır dolusu silah sevk ediyorlar? Neden orada Türkiye’ye karşı ordu kuruyorlar? Neden bizimle dolaylı savaş yürütüyorlar?
Neden Ege adalarını silahlandırıyorlar? Neden Dedeağaç’a askeri yığınak yapıyorlar? Neden bizi Doğu Akdeniz’den sıkıştırıyorlar? Neden Karadeniz’i bir “savaş denizi”ne çevirmek istiyorlar?
Bütün bunlar Rusya için mi, Çin için mi, İran için mi? Asla! Tamamı Türkiye için, Türkiye’ye karşı. Anadolu hâlâ ABD garnizonu mu? Öyleyse bizi bize karşı mı koruyacaklar?
Biz kendimizi hangi tehditlerden korumak için bu silahlara sığındık? Kendileri savunma silahları vermeyip acı bir ambargo uygularken, bu sırada ülkemizi kuşatırken, etrafımızı çevrelerken, niyetlerini açık etmişken ne yapacaktık?
Komşularımızı üzerimize salan, terörü Anadolu’ya yürüten kim?
ABD’nin güvenliği buralardan başlıyorsa bizim güvenliğimiz, Türkiye’nin savunması nerede başlıyor? Türkiye için savunma kavramı ne demek, yeni tehditler nereden geliyor?
Sadece bugün için bakalım: Akdeniz’de, Karadeniz’de, güney sınırlarımızda, uzandığımız her yerde, dostluk kurduğumuz her ülkede, Türkiye’yi öncelediğimiz her hesapta, içeride ve dışarıda, Türkiye’nin güçlenip yükselişini temsil eden her projede karşımıza çıkan kim?
Bütün bunları engelleyen, engellemeye çalışan, bu amaçla ittifaklar kuran, tehdit açıklamaları yapan, cepheler inşa eden kim? Etrafımızdaki ülkeleri üzerimize salan kim? Coğrafyanın bütün terör örgütlerini Anadolu’ya yürüten kim?
Mesele S-400 değil… Bu sistemleri alan Türkiye, ne zaman nerede kullanacağını, aktif edip etmeyeceğini, saklayıp ne zaman ortaya çıkaracağını bilir. Bunu bir pazarlık kozu olarak da kullanabilir. Bu ısrarlı tartışmanın ana gerekçesi bu değil.
Bize: “Saldırıya açık halde kalın, hep bize muhtaç olun” diyorlar.
Bize, “hep avunmada kalın”, “hep bize muhtaç olun”, “hep saldırıya açık halde kalın”, “biz ne zaman, nasıl müdahale edeceksek buna direnecek mekanizmalardan uzak durun” diyorlar.
Bize; “İstersek severiz, istersek vururuz, istersek rejim değiştiririz, istersek koruruz, hiçbir irade öne çıkarmayın, kendi yolunuzu çizmeyin, hiçbir şekilde bizden bağımsız hareket etmeyin” diyorlar.
Bize; Rusya’ya karşı, Çin’e karşı, Müslüman coğrafyaya karşı yeniden eskisi gibi silahlı gücümüz olun, yeniden garnizon, cephe ülke olun. Biz sizi nerede savaşa koşarsak oraya gidin. Hangi ittifaka sokarsak orada durun ” diyorlar.
Bu aklı inşa edebilen, yüzyılların ferasetini bugüne çağıran ülke bunlara evet demez.
Bize; “Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzeni bozmayın, Batı’nın Doğu Cephesi olmaktan uzaklaşmayın, sakın ha coğrafyayı kendine getirecek bir hareket içine girmeyin, Atlantik’ten Pasifik kıyılarına uzanan yeryüzünün ana eksenini uyandırmayın” diyorlar.
Biz bunların hiçbirini anlamıyor muyuz sanıyorlar?
Bu aklı inşa eden, yüzyılların siyasi ferasetini bugüne çağıran, dünya yeniden kurulurken merkeze yürüyen, coğrafyanın geleceğini ABD’den bile daha iyi analiz eden Türkiye’nin bütün bunlara “evet” diyebileceğini mi sanıyorlar?
Blinken (ABD); eski dünyanın ezberleri ile konuşuyor. Soğuk Savaş dönemi aklıyla, alışkanlığıyla konuşuyor. Dünya düzeni çökerken, yeni bir dünya kurulurken ABD’nin güç ve etkinlik kaybetmesinin paniğiyle konuşuyor.
Osmanlı’dan sonraki en büyük güç.. Afrika’dan Asya’ya devleşen uyanış.
Ama Türkiye artık onların hazmedebileceği, yönetebileceği, denetim altında tutabileceği, oradan oraya savurabileceği bir ülke değil. ABD, Avrupa başkentlerinden talimatla hareket edecek ülke değil. Artık değil. Bir daha asla olmayacak.
Türkiye coğrafya ve dünya için ABD ve Avrupa’dan çok daha fazla şey söylüyor. Çok daha büyük hedefler gösteriyor. Çok daha ciddi etkinlik kuruyor. Afrika’dan Asya’ya devleşen bir uyanış sergiliyor.
Şunu açık ve net söyleyelim: Türkiye; Atlantik kıyılarından Pasifik kıyılarına, Afrika derinliklerinden Asya’nın ortalarına kadar, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamından daha etkin.
Bu olağanüstü bir güç. Osmanlı’dan sonraki en büyük güç yükselişi. İşte insanlığın merkez coğrafyasında, küresel güç haritalarını değiştirecek, dünyanın eksenini sarsacak bir sürpriz bu.
Bin yıldır ana tehdit hiç değişmedi. Bin yıldır tehdit hep Batı’dan geldi.
Dünya bunun farkında. ABD de, Avrupa da… Bu yüzden bu dalganın daha da büyümesini engellemeye çalışıyorlar. Psikolojik baskılarla, askeri caydırıcılıkla, ekonomik saldırılarla, içeride kurulan cephe ile… Yapılan ve yapılması planlanan bütün müdahalelerin sebebi bu.
Blinken da, Biden da, ABD siyasi aklı da, ne kadar derin yapıları varsa onlar da şunu bilmeli:
Türkiye için, her alanda, birinci tehdit ABD’dir. Coğrafya ve dünyaya bakışımız, Türkiye ve dünyaya bakışımız, ABD ve Batı’yı okuyuşumuz, bugünü ve geleceği algılayışımız bize bunu söylüyor.
Bin yıldır bizim için ana tehdit hiç değişmedi. Bin yıldır büyük tehdit hep Batı’dan geldi. Bugün bir kez daha aynı tehdidi tanımladık. Eski cümleler, ezberler bize hiçbir şey söylemiyor. Çünkü biz artık kendi cümlelerimizi kurmaya başladık.
O tarih bitti. Alışacaksınız.
Yüz yıl önce Batı tehdidinin felâketini yaşadık. Bir daha asla yaşamayacağız. Çünkü tarih değişti, suyun akışı değişti. Biz yükseliyoruz, dünyanın geri kalanı yükseliyor. Batı artık dünyanın merkezi değil.
Türkiye artık sizin yönetebileceğiniz, söz geçireceğiniz, dar alanlara hapsedebileceğiniz, ürkütebileceğiniz bir ülke değil. O tarih bitti. Öyle bir dünya yok, öyle bir ABD yok, öyle bir Türkiye de yok.
Buna alışacaksınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021