İlker DEMİR
Kılıçdaroğlu görüşmesi ve oluşan psikoloji insanın aklına eski tüfekleri/komünistleri getiriyor.
Neden tüfek denir irdelenmeye değer ama şu an görüşme ve sonucu acilde, karar bekliyor.
Ama görüşme de sonuç da aynı nakarat olacak gibi duruyor.
Çünkü sol aynı yerde rap rap yürüyor .
Eski tüfekler de o emek yoğun bildirilerine rağmen son tahlilde bugünkü gibi devletle bir bütündü.
Bir olmak bütün olmak adeta bir komünistlik idi.
Karadeniz'de boğuldular, hapis işkence gördüler, ama yine de genç Cumhuriyeti destekleri eksilmedi.
Çünkü kimse onlara devlet olan halk/emek olamaz demedi, zihinler hep devlet mihenkliydi, eşitlik ve adalet de oradan arandı.
Bakış açısı öyleydi.
Devleti taraf olduğu yöne yönlendirecekti, çünkü yapacaklarını devlet gücüyle gerçekleştirecekti.
Mesela 2. paylaşım savaşında halkın desteklediği devlet Almanya'ydı ve ajanslara verilen kulak Almanların ne kadar çok askeri, donanması, uçağı olduğunu duymak ve galip geleceğine dair devlet adamı gibi tahminler yapmak için bilgiler almak içindi.
Kendi olmak, kendi gibi tahmin yapmak yakışır mıydı işçi devleti olacağa?
Eski tüfekler boğazı gören bir kahvede otururken boğazdan geçen gemilerden propaganda üretirlerdi.
Mesela Rus gemisi geçerken, kaynakçı Rıza, "Yahu tesviyeci Ömer, bu Fransız gemileri de teknoloji harikası olmuş ha, ne görkemli gemi yapmışlar" dediğinde yanındakiler onu düzeltir, "Rus gemisi o" derdi.
Emekçi devletinin propagandasını suç işlemeden yapılmış olurdu.
Devletin silahı, teknolojisi, ekonomisi baş övünçtü.
Halkın refahı, gelirden aldığı pay çok konuşulmazdı.
Solculuk o zamanlar öyleydi.
Peki şimdi öyle değil mi?
Pek değişmedi.
Egemen düşünüş hala öyle, devlet mihenkli veya güce endeksli.
O miras maalesef hala yaşıyor.
Kılıçdaroğlu diyor ki "sorunların çözüm yeri meclistir".
Alkış!
Cidden de alkış alıyor.
Halk meclise bile hasret.
Ama HDP bu sözü duymak için mi veya bu sözü halka duyurmak için mi görüşmeye Kılıçdar'ı çağırıyor?
Görüşmeye HDP binasına bile gelemediği halde, Pollyanna yorumu duruma ve nabza giydiriliyor.
Sonuç da gelişten farksız, teşhis ve tadavi yönünde bir açıklama yapılmıyor.
Kürtçeye bilinmeyen bir dil denilmesine itiraz etti diye HDP yönetimi dahil kimse sevinmiyor.
Bravo hepsine!
"Daha önce Mesut Yılmaz'ın Tayyip'in daha çözümcü yaklaşımları şimdilik hatırlanmamalı, aynı nakarat denilmemeli, devletin bir kanadı şu Tayyip istasyonunu geçsin hele de kalmalı" demeyene dişler sıkılı bakılıyor.
Vah Türkiye'nin solu, demokrasi güçleri vah!
"Sevdam Ağlıyor!"
Seçim neydi?
Seçim sistemin halka anlatılması için bir arena değil miydi?
En iyisi kendin değilsen neden partiydin?
Başkasını seçmek ya da seçtirmemekse neden seçim görüşmesindeydin?
Koy adayını, gir seçime, anlat neden en iyi olduğunu, halkın kendi seçeneğini tepeden iptal etmeye kimin, ne hakkı var?
"Aynı tepeysen ne diye ayrısın? Kimle karar verdin, doğrudan katılım sağladın mı? Doğrudan demokrasi nerede? Yerinden yönetim sadece bir propaganda aracı mı? Aday seçimini nasıl yaptın? Eş başkan var da eş oy, eş söz hakkı yok mu?" vb çözücü sorular hala sorulmadı.
Ama önce HDP yönetiminin hak ve özgürlükleri, halkları kendi adaysız seçime sokma hakkı var mı?
"Kendime oy vereceğim" diye yükselen halkın tercihinin devlet seçeneğine yamanması, ittifaksız destek kuyrukçuluktur ilkesi bir tarafa, halkın yüzde 13'ü geçen dik duruş, kendi olma hali ve mücadele ruhunu zaafa uğratıyor.
Tamam eski tüfekler de böyleydi, onların ardılları TC kuyrukçuları sardı etrafı, ama bunun bir çözümü olmalı, Kürt oyuna bile tenezzülsüz bu ittifak ilk turda tercih edilmemeliydi.
Ama maalesef karar mühürde.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- LİDER APO MU DEMİRTAŞ MI?
26.11.2025 - SÜREÇ VE "DİLİN KEMİĞİ"!
31.10.2025 - DEMOKRATİK TOPLUM VE "YILIŞIK" FOTOĞRAF
4.10.2025 - YANARDAĞ ÖZÜR DİLEMELİ
17.09.2025 - "KILIÇ KININDAN ÇIKARSA!"
28.08.2025 - BU KOMİSYON NE ÇÖZER?
10.08.2025 - KÜRT ULUSAL BİRLİK KONFERANSI
28.07.2025 - SÜRECE DOĞRU TUTUM
17.07.2025 - CHP'YE YAPILAN OPERASYONLARA KARŞI NE YAPMALI?
6.07.2025 - İDAMCI İRAN, SOYKIRIMCI İSRAİL DEVLETİ Mİ?
23.06.2025
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları


































veysel saka
işte böyle ilker bileşenler nedir biliyormusunuz lübnanda durziler bir bakalık muslümanlara ve hiristiyanla bir sandalye verilir bileşenlerde öyle diğer partilerden farkı onlar parti merkezinden atama yaparlar vali kaymakam atar gibi bizimkilerde havuzun başından beri evet demokratik özlemli parti demokratik değil secmenine üyesine sormadan kararı kendileri verir malesef ilker
Kenan
Bence çok haksız ve ağır, üzgünüm ustam ama ezber olmuş. Sevgili Buldan buluşma yerini kendilerinin seçtiğini ve sebebini anlattı. İkincisi seçimlerin önemi ve iki kademesi olduğu da pek değerlendirilmiş. Cb seçimi ve mv seçimi.. Önce tek adamlık devrilecek sonrası senin bildiğin gibi özgürlük ve eşitlik mücadelesine kendi kulvarımızda hep birlikte devam, sevgiyle.