Lale KEMAL
Suruç'tan sonra Ankara Tren Garı'nda meydana gelen katliam niteliğindeki intihar saldırısı adeta geliyorum diyordu ama bir yığın ihmaller zinciri yüzünden önlenemediği anlaşılıyor.
Önceki günkü savcılık açıklamasında, Ankara'daki saldırıda, üzerlerindeki bombalarla birlikte kendilerini patlatan şahıslardan birinin, Suruç katliamını yapan intihar bombacısı Abdurrahman Alagöz'ün ağabeyi Yunus Emre Alagöz olduğu belirtildi. 20 Temmuz'daki Suruç katliamı sonrası konuşan Abdurrahman'ın ailesi, “Defalarca polise gittik, oğullarımızın IŞİD'e katılmış olabileceğini ihbar ettik ama dinleyen olmadı.” diye anlatmadı mı basına? Anlattı. Suruç olayını araştıran CHP heyetinden Veli Ağbaba, önceki gün Zaman'a verdiği söyleşide, özel bir istihbarat ağına bile gerek kalmadan, IŞİD'li intihar bombacılarının listesine ve kimlerin bu örgütle bağlantısı olduğuna dair bilgilere, sokakta ve ailelerle yapılan görüşmelerle ulaştıklarına işaret ediyor muydu? Ediyordu. Peki neden ayan beyan geliyorum dediği anlaşılan Ankara katliamı önlenemedi?. Bu ve diğer benzer sorulara, karar vericilerin, siyaseten sorumlu olarak açık ve net yanıt vermeleri gerekiyor. Keza, CHP'li Sezgin Tanrıkulu'nun, “Tweet attığı için tutuklananların sayısı IŞİD'den tutuklu olanları geçmiştir.” yolundaki sözlerine de, iktidarın anlaşılabilir bir açıklama getirmesi gerekiyor. Makul şüphe gerekçesiyle muhalif avına çıkılmışken ülkenin güvenliğini tehdit eden bir terör örgütünün sanki tolere ediliyor görüntüsü, çok rahatsız edici ve tehlikeli. 102 kişinin öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı 10 Ekim'deki Ankara katliamının failleri için, “IŞİD, PKK, paralel yapı, ya da kokteyl terör” benzetmesi, inandırıcı olmazken karar vericilerin, ciddi güvenlik zafiyeti şeklinde ortaya çıkan saldırıdaki sorumluluklarını daha da artırıyor. “Acaba ‘kokteyl terör' ifadesi, IŞİD'i perdelemeyi mi amaçlıyor?” sorusunu insan sormadan edemiyor. Ankara Garı'ndaki saldırıyla ilgili sorgulanan Türk uyruklu IŞİD'çilerden birinin, Cumhuriyet Gazetesi'nce aktarılan, “Saldırıdaki amaç HDP'ydi.” sözleri, bu parti vekili Sırrı Süreyya Önder'in, en güçlü olan patlamalardan birinin HDP kortejinde olduğuna dair olay yerinden aktardığı sözleriyle örtüşüyor. Sonuçta, katliamda Kürt'ü, Türk'ü hepsi öldü. DİSK gibi sendikal örgütler, sivil toplum kuruluşları ile HDP ve CHP'li vekillerin de katıldığı, barış mitinginin, PKK ile yeniden başlatılan çatışmaları durdurma amacını taşıdığı gözönüne alındığında intihar bombacılarının, Türk devletini doğrudan hedef almaktan ziyade başta Kürtler ve sol kesimleri hedef seçtiği izlenimi kuvvetli. Canlı bomba dahil 34 kişinin öldüğü Suruç katliamında da, Suriyeli Kürtlerin yaşadığı ve IŞİD'ce yerle bir edilen Kobani şehrine yardım götürmeye hazırlanan, Kürtlerle bağı bulunan sosyalist gençlik grubunun hedef alınmış olması tesadüf olamaz. Türkiye'yi çok yakından tanıyan isimlerden, Kanada'nın Türkiye Büyükeçiliği eski Askerî Ataşesi Dr. Chris Kilford, Ankara saldırısından hemen sonra Kanada CTV Televizyonu'na verdiği demeçte şu tespitte bulunuyordu:
“Suriyeli Kürtlerin IŞİD'e karşı bu ülkede gösterdiği başarıya misilleme olarak Ankara patlaması gerçekleşmiş olabilir. IŞİD, gerek kendileri gerekse El Nusra gibi grupları dolaylı da olsa desteklediğine dair çok fazla kanıt olan Türkiye'yi doğrudan hedef alarak Ankara'yı daha fazla kızdırmaktan imtina edecektir. Dolayısıyla Ankara saldırısını, doğrudan Türkleri değil Kürtleri hedef alan bir saldırı olarak görmek mümkün.”
Taziye evinin adresinin, aslında Başbakanlık olmadığı gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016