Levent Gültekin
Berbat haldeki eğitim sistemini düzeltecek projeleri var da uygulamak için sanki mevcut sistem engel çıkarıyor.
Üretimi artıracak, ekonomiyi canlandıracak; yoksullukla boğuşan 40 milyon insanın refah seviyesini yükseltecek projeleri var da sanki sistem izin vermiyor.
Dünyada saygın, ağırlığı olan bir dış politika izleyecekler de sanki sistem buna engel oluyor.
Her gün onlarca genci toprağa veriyoruz. Sorunu çözüp, bu çocukların ölümünü engelleyecek işler yapacaklar da sanki sistem engel çıkarıyor.
Herkese eşit adalet dağıtan bağımsız bir yargı tesis edecekler de sanki sistem buna uygun değil.
Mimari estetiğe özen gösterecekler, çok güzel şehirler kuracaklar da sanki sistem buna izin vermiyor.
Bu ülkede insanların huzur içinde yaşaması için çok değerli projeleri var da hayata geçirmelerine sistem müsaade etmiyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar.
Bütün yetki, bütün güç ellerinde.
İtiraz eden, söz geçirebilen, tek bir kurum tek bir güç kalmamış.
Ne istiyorlarsa yapıyorlar.
“Başkanlık olursa bugün yapamadığınız neyi yapacaksınız? Ne yapacaksınız da kim size engel çıkarıyor? Elinizi tutabilecek, size engel çıkaracak tek bir kurum, tek bir kişi kalmamışken başkanlık niçin gerekli?” sorularına verebildikleri tek bir cevap yok. Hatta bu soruların sorulmasına bile tahammül edemiyorlar.
Hepimiz biliyoruz ki bu bir sistem tartışması değil.
Bütün dünya, bütün insanlık… Kediler, kuşlar, ağaçlar… Bütün canlılar artık biliyor ki yapılmak istenenin bu ülkenin tek bir vatandaşının yaşam standardının yükselmesiyle, var olan sorunların çözümü ile zerre kadar alakası yok.
Kendinden başka; partili arkadaşları, yıllarca beraber yürüdüğü eski yol arkadaşları dahil kimsenin görüşüne, düşüncesine, aklına zerre kadar itibar etmeyen, tek doğrunun kendi doğrusu olduğunu düşünen bir adamın hırsı, arzusu, isteği yerine getirilsin diye bir çaba var.
Eğer dertleri gerçekten sistem değişikliği olsaydı “Başkanlık olmuyorsa bari partili cumhurbaşkanlığı olsun” derler miydi?
Koca koca insanlar tek bir insanın arzusu, isteği yerine getirilsin diye TV ekranlarında, köşe yazılarında kendilerini paralıyorlar.
Üstelik bu yaptıklarına da büyük bir pişkinlikle başkanlık sistemi tartışmaları diyorlar.
Sanki onların önerilerinin, hassasiyetlerinin, itirazlarının bir kıymeti varmış, dikkate alınacakmış gibi sabah akşam bu konuyu tartışmaktan geri durmuyorlar.
Sanki yapılmak istenen toplumu ilgilendiriyormuş, ülke sorunlarının çözümüne bir katkı sunacakmış gibi tartışıyorlar, konuşuyorlar.
Böyle olmadığını hepimiz biliyoruz.
Kendini ülkenin tek sahibi, tek akıllısı, tek vatanseveri, tek lideri gören ve hepimize “Ben sizin efendinizim. Hepinizin yerine en doğrusunu düşünürüm. Bu durumu yasal bir statüye kavuşturalım” diyen bir adama “Zaten bizim aklımız, fikrimiz yok. Bizim onurumuz, haysiyetimiz yok. Bağımsız kurumlara gerek yok Al sen tek başına bizi yönet. Bütün yetki de, bütün güç de sende olsun” demek, bunu tartışmak bir sistem tartışması değil.
Bu olsa olsa kölelerin, efendilerinin yetkilerini, kendilerine nasıl davranıp davranmayacaklarını, ne yiyip ne giyeceklerini, nasıl yaşayıp, nasıl yaşamayacaklarını tartışmalarına benziyor.
Kölelerin bu tartışmaları efendilerinin nezdinde ne kadar anlamsızsa, ne kadar değersizse bugün başkanlık sistemi diye yapılan tartışmalar da o derece anlamsızdır.
O kimse için esas olan o tek şey sahipliğin yasalarla pekiştirilmesidir.
Köleliği büyük bir heyecanla benimsemeleri, buna entelektüel bir hava katma çabaları, kendilerine reva görülen kölelikten bu kadar gurur duymaları hakikaten utanç verici bir durum.
Tekrar edeyim, bu bir sistem değişikliği değil, bütün yetkiyi tek bir kişiye devredip, etmeme meselesidir.
Sistem tartışması havası vererek “Başkanlık sistemi çok gerekli”diyenler gönüllü köleliklerine taraftar toplama çabasındalar.
‘Başkanlık sisteminin zararları’ diyerek karşı argüman geliştirenler ise bu gerçeğin üstünü örtmekten başka bir iş yapmıyorlar.
Üstelik böyle yaparak köleliğin tartışılabilir bir şey olduğu havasını yayıyorlar.
Basketbol federasyon başkanlığı seçimlerinde bile iki adaydan birini Saray’a çağırıp “Sen aday olmayacaksın, filan aday olacak” diyecek kadar her alanda ‘efendi,’ ‘sahip,’ ‘tek söz sahibi,’ olmayı kafasına koymuş biri için meselenin sistem olmadığı açık.
Bağımsız yargıyı, bağımsız medyayı, sivil toplumu, parlamentoyu devre dışı bırakıp bütün yetkiyi tek bir adama devretmek isteyenler ve buna karşı çıkanlar.
Devretmek isteyenler çoğunluktaysa yapacak bir şey yok.
Her fırsatta “Azınlığın çoğunluğa tahakküm etmesine izin vermeyeceğiz” diyenler zerre kadar utanma belirtisi göstermeden tek bir adamın bütün toplum üzerinde tahakküm kurması için çalışıyorlar.
Bireyin, toplumun, ülkenin yararına bir durum çıkarmayacağı ortadayken “Başkanlık sistemi çok yararlı” demek “Kölelik çok konforlu sen de gelsene” demekten başka bir şey değil.
Köle ruhlu olmak da bir yere kadar anlaşılabilir bir durum.
Fakat köleliği yaygınlaştırmaya çalışmak, başkalarını da ikna etmeye çalışmak…
Günümüz dünyasında görülmüş bir şey midir.
Gerçekten merak konusu.
Bütün suç sadece efendilik taslayanda değil; köleliği bu kadar büyük bir gururla benimseyip yaymaya çalışanlara ne diyeceğiz?
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023