Mahfi Egilmez
İnşaatla Büyüme Çabası: İki Dönemin Hikayesi
25.07.2020
1065
Türkiye’nin inşaata dayalı büyüme modeline geçişi 1980’lerde Özal ile birlikte başladı. Özal, bu sektörü devlet teşvikiyle canlandırabilmek için Toplu Konut İdaresini kurdu. Türkiye, o güne kadar uyguladığı imalat sanayi önderliğinde büyüme modelinden inşaat kesimi önderliğinde büyüme modeline geçiş yaptı. Buna karşılık inşaat kesimine dayalı büyüme modeli asıl olarak AKP iktidarı sırasında süreklilik kazandı. O nedenle burada konu edeceğimiz iki dönem 2003 – 2011 dönemiyle 2012 – 2020 dönemi[i].
AKP iktidarı işbaşına geldiğinde dönem inşaat kesimi modeliyle büyüme modelini uygulamak için uygun bir dönemdi. Küresel sistem büyüyordu, gelişmekte olan ülkelere büyük ilgi vardı, Türkiye Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakeresine başlamıştı. Bu ortamda Türkiye’ye ihtiyaçtan fazla döviz giriyor ve bu sayede döviz kurları 2005 – 2011 arasında neredeyse sabit kalıyordu. Aynı sürede enflasyonda da gerileme olduğu için faizler de düşüyordu. Yüksek reel faiz kazanmaya alışmış olan tasarruf sahipleri bu düşük faizlere alışamadığı için paralarının değerini korumak üzere yatırım amaçlı konut alımına yöneliyorlardı. TL’nin gücü enflasyonun ve dolayısıyla faizlerin düşmesine yol açıyor, bankalar uzun vadeli ve düşük faizli konut kredisi vererek inşaata olan talebi artırıyorlardı. Bu dönemde konuta o kadar fazla talep oldu ki konut fiyatları katlanarak arttı. Konut yatırımı, tasarrufu olanlar için olduğu kadar tasarrufu yetersiz olup da kredi kullanabilenler için en doğru yatırım haline geldi.
2010 yılından başlayarak Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği ulaşılabilir hedef olmaktan çıktıktan ve 2013 yılında ABD Merkez Bankası Fed, parasal genişlemeyi bitireceğini açıkladıktan sonra TL dış değer kaybına uğramaya başladı. Faizler yükseldi, konut fiyatları düşmese de durgunlaşmaya başladı. İnşaat kesiminde asıl çöküş 2015 yılında başladı ve 2019 yılının son çeyreğine kadar devam etti. Sonra Merkez Bankası’nın faiz indirimleriyle başlayan, teşviklerle devam eden desteklerle inşaat kesimi yeniden ayağa kalktı ve konut fiyatları artmaya başladı. Böylece inşaata dayalı büyüme modelinde AKP iktidarında ikinci döneme geçilmiş oldu.
Aşağıda Merkez Bankası’nın hazırladığı konut fiyat endeksi yar alıyor (Kaynak: TCMB Konut Fiyat Endeksi Nisan 2020.) Grafiğe bakılacak olursa bu gidiş net biçimde görülebiliyor.
Bu yeni inşaata dayalı büyüme döneminde bizi neler bekliyor? Yanıtlanması gereken soru bu. Bu kadar destek ve faize baskı sonucunda konut fiyatlarındaki yükseliş bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Faiz geliri elde edemeyen, borsaya güvenmeyen birçok insan bu fiyat artışlarının çekiciliğine kapılıp yatırım amaçlı konut alacaklar. Buna karşılık inşaat kesimine dayalı büyüme modelinin sürdürebilmesi artık mümkün değil. Neden mümkün olmadığını maddeler halinde sıralamaya çalışayım: (1) Türkiye, AKP’nin ilk on yılında olduğu gibi yabancı sermayenin gözdesi olmaktan artık çok uzak. O dönemde Türkiye’nin risk primi (CDS) 100 baz puanlar dolayındaydı, şimdilerde 500 dolayında ve Türkiye, yatırımcılar açısından dünyanın en riskli 6 ülkesi arasında sayılıyor. (2) Türkiye bu riskleri düşürmeye çalışmak bir yana tam tersine kararlar alarak riskleri yükseltiyor. (3) Pandeminin etkisiyle bu yıl cari açığı düşürmeye yarayan turizm gelirleri de çok düşük düzeyde kalacak gibi görünüyor. (4) Yabancılara konut satışında da ciddi düşüşler olması bekleniyor. (5) İlk dört nedenle Türkiye döviz gereksinimini karşılayamayacak ve rezervleri harcamaya devam edecek. Bu da risklerin daha da artmasına yol açacak. (5) TCMB, faizleri enflasyonun altına düşürecek politikayı uzun süre sürdüremez. O nedenle faizler bir süre sonra yükselecek ve gayrimenkulün çekiciliği kaybolacak.
Bir yanlış anlamayı hemen önleyeyim, ben inşaat kesimini asla küçümsemiyorum. Tam tersine her bir apartman dairesinde en az 150 farklı sanayi ürünü kullanıldığı için inşaat kesimi benim gözümde ekonomiyi canlı tutan çok önemli bir kesim. Benim karşı çıktığım konu inşaat kesimini büyümenin lokomotifi yapıp her şeyi ona göre ayarlamak. Bu yanlış bir yaklaşım. Dünyada bunu deneyip de bu yolla sürdürülebilir büyüme yakalamış tek bir ülke yok. Bu modeli deneyenler eninde sonunda betona çarpıyorlar. Biz bir kez çarptık, vazgeçmedik ısrardan, şimdilerde ikinci kez çarpmak için uğraşıyor gibiyiz.
[i] Başlık Charles Dickens’in, Fransız Devrimi sırasında geçen, ünlü romanı ‘İki Şehrin Hikâyesi’ne gönderme yapmayı amaçlıyor. İki Şehrin Hikâyesi olağanüstü açılış cümleleriyle başlar: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, bilgelik çağıydı, budalalık çağıydı, inanç devriydi, kuşku devriydi, aydınlanmanın mevsimiydi, karanlıkların mevsimiydi, umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı, önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu, hepimiz doğrudan cennete gidecektik, hepimiz doğrudan cehenneme gidecektik, kısacası dönem tıpkı bugünkü dönem gibiydi…”
Yazarlar
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
6.02.2026
26.01.2026
21.01.2026
5.01.2026
2.01.2026
12.12.2025
9.12.2025
8.12.2025
2.12.2025