Markar ESAYAN
3 Kasım 2002’de AK Parti’nin iktidar olması, 28 Şubat darbesi sonrası yaşananların Türkiye’de aslında halk nezdinde çoktan başlamış değişimin siyaseten konsolidasyonuydu. Bu türden büyük değişimleri, depremin oluş ânı gibi değerlendirmek mümkün. Faylarda uzun bir hazırlık ve değişim birikimi sözkonusuydu. 28 Şubat’ta olan da, mütedeyyin sosyolojisindeki enerjinin siyasi zeminde açığa çıkmasını sağlayan bir kırılmaydı. Bunu sağlayan pek çok etken mevcuttu. Bu etkenleri öncesinden izlememiş veya görmek istememiş olanlar için ise her şey çok çabuk gelişti ve travmatik oldu. Hâliyle bu ciddi bir panik yarattı. Büyük Ortadoğu Projeleri, İsrailler, uzaylılar ve türlü komplo teorileri havada uçuştu ve uçuşmaya da devam ediyor.
Oysa olan, bu ülkede en az bir yüzyıldır yaşananların doğal bir sonucuydu. Hatta gecikmiş bile sayılabilirdi. Soğuk Savaş 90’larda değil 80’lerde bitmiş olsaydı, belki o dönemde böyle bir radikal döneme girebilirdik. 24 Ocak Kararları’nın amacı-etkisi ile 12 Eylül 1980 Darbesi’nin dışta bulduğu desteğin, komünizm tehlikesinden ziyade (Batı SSCB’nin çökmekte olduğunu çoktan görmüştü, ne tehlikesi!) ikâme ekonomisini kırmak ve Türkiye’yi bir Arnavutluk olmaktan “kurtarma” vizyonlu olduğu, her zaman darbenin vahşi hikâyesi altında mahbupça görmezden gelinmiştir. Bunları ihmal ettiğinizde, ortada sadece şeytan Amerika ve gözü dönmüş darbeci paşalar kalır. Oysa her tarihî olayın bir rasyonalitesi vardır. Bunu anlamaya çalışmak taraf olmak değildir.
Yani tarih tek bir olayın tek bir görüngüsünden oluşmuyor. Zaten tüm tartışma veya tartışmanın yüzeyselliği ki bu, zamanı ve toplumu da anlayamamak demek bu tek tip bakma alışkanlığı ve emeksizlikten kaynaklanıyor. (CHP, sözüm sana.) Nitekim, evet AK Parti Orta Anadolu coğrafyasının mütedeyyin kesimindeki ekonomik tandanslı dirilme hareketinden enerjisini almıştır ama, aynı zamanda AK Parti tipi bir siyasal hareketin ortaya çıkmasında Cumhuriyet’in kodları da oldukça belirleyicidir. Mustafa Kemal’in “böyle” bir ülke kurabilmesinin saikları ne kadar sadece kişisel keyfiyet ile açıklanamazsa, kurucu kibrin öngöremediği bir Türkiye’ye ulaşma potansiyelini de bünyesinde taşıdığı o kadar gerçektir. Kemalizmin Türkiye’de yenilgiye uğradığı savı (benim de sıkça içine düştüğüm bir hata olarak) sadece bir temennidir. Şeyler dönüşür ve dönüşerek varlıklarını sürdürürler. Bu sadece, dün kemalistlerin mesela tarihi estetize etmede gösterdiği eğilimlerin bugün AK Parti’de tekrarlanıyor olması ile açıklanabilir değildir. Devlet olma-yönetme tercihi ve geleneğinin içinde, 88 yıllık bir eğilimin artık siyasi genetiğe işlediği ve bunun ıslahının ve demokrasiye eşzamanlamasının da zaman isteyeceği kesindir.
Bu anlamda, hayatı, bir günde kesilen, bir günde yeniden kurulan bir kesinlik içinde algılamak hem algıları bozar, hem de etkili oyuncu olma potansiyelini berhava eder. Kemalistler de radikal inkılâplarla eskiden böyle kurtulabileceklerine inandılar. Biz de öyle oldu sandık. Ama eski dönüşerek yaşamaya devam etti. Reaksiyona güçlü biçimde kemalizm girdi. Buradan “yeni” bir toplum çıktı. Bunun kötü-zor taraflarının olduğu doğru, yaşanan zulümler de ayrı hikâye, ama iyi şeyler ve imkânlar da var. Sonuç olarak, bugün, ben dâhil hepimiz bu hikâyenin bir ürünüyüz.
AK Parti’nin bugün sergilediği çelişkili hâlleri bu resimden bakarak daha bütünlüklü değerlendirmek gerekir. Taksim projesi benim kimyamı bozacak denli feci, Çamlıca’ya zevksiz dev bir kütle dikecek olmak da öyle. Güzel bir kentte ve demokratik tercihlerle yaşamak isteyenler tepkilerini mutlaka olay olay ayırarak ve ciddiyetle vermeli. Ama sadece buradan çıkarak genel bir AK Parti eleştirisini sağlıklı kurabilir miyiz? Daha da önemlisi, ne kadar etkili olabilir bu eleştiri? AK Parti’nin reformlardaki yavaşlığının, gelgitlerinin, aslında özgün bir kültür üretememiş olmanın verdiği şaşkınlık, kompleks ve kibirle yapılan bu Petrovari projelerin değerlendirmesini yaparken, ne kadar soğukkanlı olabiliriz? Gerekli eleştiriyi yaparken, kendi ülkende gurbete düşme melankolisini ve kibrini nasıl dengeleyebiliriz? Şeyler dönüşürken, nesne değil, özne olma tercihini yapıyor olmaktayız çünkü.
Dün, askerî vesayetin varlığı AK Parti’nin hem hızını etkiliyor, hem de ayıplarını görünmez kılıyordu. Şimdi hükümet de, Başbakan da bu dokunulmazlıktan mahrum. Uludere’deki karanlığa sahip çıkılmasının asıl nedeni bu. Bu, aslında yeni bir sürecin başlangıcı ve bana sorarsanız büyük de bir imkân. Artık mazeret yok. Vasilerden kurtulduk.
Evet, artık sofra bizim, baş başayız, ama hesabı da biz ödeyeceğiz. İnsan gibi yemek yemek veya sofraya saygısızlık edip aç kalmak da bizim elimizde.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019