Mehmet Acet
Ankara’da ilgili kaynaklara yönelip, Fırat’ın doğusuna yapılması beklenen operasyonun çerçevesini, hedefleri, niyetleri anlamaya çalışıyorum.
Sorular sorarak, verilen ‘kararlılık mesajlarının’ altının nasıl doldurulacağını, arkasının nasıl getirileceğini çözme çabası içindeyim.
Bir güvenlik yetkilisi, Fırat’ın doğusuyla ilgili mevcut durumun ciddiyetini, “Kandil’de 40 yıldır Türkiye’yi meşgul eden tehdidin aynısı, Suriye’de bir başka 40 yıl boyunca karşımıza çıkabilir” sözleriyle dile getiriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç gün önce ABD’nin Münbiç’teki yeni oyalama taktiklerinden bahisle “Cambaza bak oyunu oynuyorlar” demişti.
Aklımıza şöyle bir soru takıldı:
Acaba Ankara’nın kısa vadede asıl maksadı, Münbiç’i kurtarmaktan mı ibaret?
Muhatabım, soruya net bir şekilde “Hayır” yanıtını veriyor.
Yani Münbiç’te ne olursa olsun, Fırat’ın doğusu ile ilgili operasyon niyetinden vazgeçilmeyecek.
İçinden geçmekte olduğumuz şu günlerde Fırat’ın doğusunda, ABD’nin koruma şemsiyesi altında kendilerini güneşli günlerin beklediğini düşünen YPG’liler için ateş bacayı sarmış görünüyor.
Yönetim ağırlığı PYD’lilerden oluşan SDG’nin siyasi kolu Suriye Demokratik Meclisi Eşbaşkanı Riyad Dirar’ın sözlerinden bunu anlayabiliyoruz:
“Türkiye’nin muhtemel operasyonuna karşı ABD bize güvence vermiyor. Askerlerimiz büyük bir saldırıya karşı koyamaz. Esad rejiminin müdahale edip sınırlarını koruması lazım.”
Bir-iki cümle içinde birden fazla adrese gönderilen “SOS” mesajı…
ABD GELENEKSEL TUTUMUNU DEĞİŞTİRİR Mİ?
Riyad Dirar doğru söylüyor.
Baskın bir hava ve kara gücüne sahip olan TSK karşısında YPG’nin tutunma şansının olmadığı Afrin tecrübesiyle sabit hale geldi.
Ki, coğrafi ve fiziki olarak bu bölgeler, Afrin’e oranla daha ‘operasyona açık’ yerler.
Karşımızdaki temel soru, ABD’nin Türkiye’nin muhtemel harekâtına karşı nasıl bir tutum sergileyeceği sorusu.
Açık kanallardan bildiklerimiz üzerinden ilerleyelim.
ABD, Türkiye’nin bu bölgelere bir el ateş etmesini dahi istemiyor.
Daha önce Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarına karşı gösterdiği hassasiyetten daha azını, kendi elleriyle inşa etmekte olduğu bir projeye yönelen risklere karşı alacağını düşünmek yanlış değerlendirmelere götürebilir.
Dolayısıyla ABD, Türkiye’nin operasyonuna rıza gösterir mi biçiminde bir soru abesle iştigalden öteye gitmez.
Doğru soruyu şu şekilde formüle edebiliriz:
Türkiye’nin zorlaması/bastırması karşısında ABD ne kadar geri adım atabilir?
Ya da ABD yönetimi, birini oyalayıp diğerine ‘yürü’ dediği iki müttefiki arasında yeni bir denge kurmaya ikna olur mu?
Yazının başında görüşlerini aktardığım güvenlik yetkilisine göre şu an bir tür “Bilek bükme” yarışı yapılıyor.
Yine aynı kaynağın dediğine göre, ABD her zaman olduğu gibi burada da ‘pragmatist’ bir tutum alırsa, Türkiye’nin bastırması sonuç getirebilir.
ABD YPG İÇİNDEKİ ASKERLERİNİ GÜVENLİ BÖLGELERE ÇEKER Mİ?
Sabah gazetesinin dünkü manşet haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fırat’ın doğusu için operasyona başlıyoruz” demesinden hemen sonra kendisini arayan ABD Başkanı Trump’a “Askerlerinizin bulunduğu yerlerin koordinatlarını tek tek biliyoruz. Terör örgütü YPG’nin içinde askerleriniz varsa çekin” mesajını iletmiş durumda.
Muhtemel bir operasyonda yanlışlıkla bile olsa bir ABD askerinin zarar görmesine felaket senaryosu gözüyle bakabiliriz.
Ama aynı durum ABD için de geçerli.
Böyle bir ihtimalin yaralayıcı etkisi, iki taraflı olacaktır.
Bu durumda, Washington’un Türkiye harekete geçmeden önce bütün baskı aparatlarını devreye sokacağını, ama Ankara’yı vazgeçirememesi halinde ilgili koordinatlardan askerlerini güvenli bölgelere taşıyacağını düşünmek akla daha yatkın geliyor.
Washington’un nabzını iyi tutan gazeteci Serdar Turgut, Trump’ın Erdoğan’la görüşmesinden sonra Beyaz Saray adına sert bir açıklama yapılmasına karar verildiğini ama Rusya’nın Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri daha da bozma niyetinin farkında olan çevrelerin bunu engellediğini yazdı.
Serdar Turgut’un sözünü ettiği sert açıklama askıya alındığına göre, hangi yöntemin devreye sokulduğunu, yani bu aralar perde arkasında neler olup bittiğini anlamak biraz daha kolaylaşıyor.
Nedir bu?
Bugüne kadar olduğu gibi baskıyla, belki de tehditle, Türkiye’nin harekete geçmesini durdurmaya çalışmak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.07.2021
28.06.2021
15.05.2021
17.04.2021
20.07.2020
15.07.2020
24.06.2020
20.06.2020
13.06.2020
8.06.2020