Mehmet DOĞAN
AK Parti Hükümeti bakanları ve Başbakan’ın sık sık dile getirdiği bir terim: popülizm. Neredeyse tüm bakanların: “Biz popülist politikalara ve söylemlere başvurmayan bir partiyiz”açıklaması yaptığı gözlemlenmiştir. Ayrıca Başbakan Erdoğan, Tunus’ta kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerine de popülist politikalardan uzak durmalarını öğütlemiştir. Peki nedir bu popülizm?
İlkay Sunay, Popülizm’i şöyle tanımlamıştır: Kitleleri birleştirebilecek yaygın folklorik ögeleri, dinci, milliyetçi, sosyalist, liberal ya da faşizan ideoloji ile karşılaştırıp, (statükoya) hakim olan iktidara karşı kullanacak biçime getirir. Genelde az gelişmiş toplumlarda karizmatik liderin bireysel etkisini kullanarak uygulanır.
Başka bir deyişle, halkta her kesimin ihtiyacı olan ya da toplum nezdinde doğruluğu tartışılmayacak olan söylemleri dillendirerek, ideolojik nitelikler çerçevesinde popülerlik ve buna bağlı oy kazanmaktır. Popülizm yapan yöneticinin argümanı, hitap ettiği kitlenin ve karşısında durduğu statükonun karakteristik özelliklerine göre farklılık gösterecektir.
Liderlerin söz verdikleri vaatler kısa vadede üretilmiş ise, dönemsel öneme sahipse ve toplumun hassasiyetlerine dayandırılıyorsa, popülizmin türemesi kaçınılmazdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin popülizm geçmişi üç ana temayı kullanır: Ekonomik geri kalmışlık ve kriz, dinsel öğeler ve maruz kaldığı baskı, siyasi baskılar ve adli engellemeler.
Hiç kuşkusuz iktidara aday olmuş bir partinin çeşitli ekonomik bunalımların ya da siyasi, adli baskıların çözümlenmesini vaadetmesi doğaldır, akla en uygun olandır.
Bu çözüm vaadini popülizm yapan en önemli etkenler:
1. Seçim vaadlerin siyasi partinin ideolojik temellerine aykırılığının göz ardı edilmesi; örneğin neo-liberal ekonomiden yana olan bir partinin sosyal adalet ve sosyal hizmet sağlayacağını duyurması popülizmdir.
2. Ülkenin zararlı sosyal, ekonomik ve siyasi sorunlarına yönelik: “sorunu biz çözeriz, onu da çözeriz, Ötekini? Bizden başkasını çözemez...” biçimindeki söylemlerin seçim sonrasında unutulması da popülizm yapıldığının göstergesidir.
3. Popülizm, çeşitli dönemsel sorunların çözüleceğine halkı inandırmaktır. Bu noktada kritik olan: vaad veren liderin güvenilirliğidir. Eğer lider başaracağına toplumu inandırıyorsa, popülizm’in gerçekleşmesi daha da olanaklıdır. Tabi bu durumda liderin, “ben diğerlerinden daha iyiyim ve ben sizden biriyim” propagandası yapması kaçınılmazdır.
4. Demokrasi çerçevesinde iktidar olmaya yetecek oyu alan bir partinin, “Milli İrade” söylemine sık sık başvurması ve bu yolla politikalarını meşrulaştırmaya çalışması da popülizmdir.
Türkiye’den popülizme birkaç örnek vermek gerekirse:
1. Genç Parti kurucusu Cem Uzan, popülist bir liderdir, mazotun 1 TL olmasından tutun, işsizliğin bitirilmesine kadar vaad ettikleri popülizmi yansıtmaktadır.
2. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde,“Birçok aileye 300 TL, bazı ailelere 600 TL verilecektir” vaadinin, kamuoyunda “600 TL dağıtılacak” gündemi oluştuktan sonra, daha önce duyurulan modelin dışına çıkılarak herkese “600 TL dağıtacağız” söylemini dillendirmesi bir popülizmdir.
3. Siyasetçilerin maruz kaldıkları kaset krizi, YGS de hile şüphesi, Hızlı Tren Faciası gibi kamuoyunda tepkiyle karşılanan olaylar sonrasında hükümetin sorunların izinde olduğu söylenmiştir. Ancak sonrasında olayların takipsizliği popülist bir söyleme göstergedir. Ek olarak, “mağdur siyaseti” diye adlandırılan; AK Partinin ve ideolojilerinin mağdur edildiği söylemi sürekli tekrarlanmaktadır, popülizmdir.
4. Türkiye siyasi tarihinin en trajikomik popülizm örneklerinden biri az gelişmiş yörelerde onlarca yıl yaşanmıştır. Belde, ilçe belediyesine aday olan siyasetçiler seçimlerden birkaç ay öncesinde hep aynı sorunlar için söz verir: tapu, yüksek imar planı, altyapı, yol... İhtiyaç sahibi vatandaşlara neredeyse aynı vaadler her seçim tekrarlanır.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2014
22.07.2014
11.07.2014
5.06.2014
25.04.2014
24.04.2014
4.04.2014
1.04.2014
12.03.2014
7.03.2014