Mehmet Ocaktan
İslam toplumlarının gelişmiş dünya ile arasındaki mesafenin giderek açıldığını, bilim, sanat ve teknoloji alanında yeni eserlerin üretilemediğini aslında bütün Müslümanlar biliyor. Hatta bu konuda zaman zaman öyle söylemler dillendiriliyor, öyle eleştiriler yapılıyor ki buradan çıkarak “Galiba Müslüman dünya içinde bulunduğu çaresizliğin farkında ve şeffaf, hesap verilebilir, hukukun üstünlüğüne dayalı, yaşanabilir bir sistem oluşturmak için yeni bir hamle başlatabilecekler” diyenisiniz geliyor.
Ancak esastan baktığınızda hiç de öyle bir işaret görünmüyor. Evet söylemler parlak, ama tek tek Müslüman ülkelerin hiçbirinde hukuk yok, özgürlük yok, liyakate dayalı bir sistem yok, insan hakları ihlallerinde birinciliği kimselere bırakmıyorlar.
Müslüman dünyanın yaşadığı bu problemlere çözüm üretmek için Kuala Lumpur’ta beş ülke tarafından düzenlenen
İslam zirvesinde konuşan Malezya Başbakanı Mahathir diyor ki: “Bugün dünyanın saygısını kaybettik. Biz artık ne bilimin kaynağı, ne de insan medeniyetinin rol modeliyiz. Bugün hiçbir Müslüman ülke gelişmiş olarak tanımlanmamaktadır. Bütün servetlerine rağmen bu ülkeler gelişmekte olan sınıfındadır. Bu ülkeler maalesef zayıf ve İslam ümmetini korumada yetersiz kalmıştır.”
Aynı şekilde zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da benzer bir yaklaşım sergileyerek önemli bir tespitte bulunuyor: “Kur’an’ı Kerim’de bizlere onlarca defa aklımızı kullanmamız emrediliyor. Kendi hatalarımız için başkalarını suçlamak kolaycılık olacaktır. Müslümanlar son iki asırda ne çekmişse meseleleriyle yüzleşmek yerine kolaycılığa kaçtıkları için çekmiştir.”
Evet gerçekten bunlar parlak cümleler, eminim herkes bu ifadelerin altına rahatlıkla imza atacaktır. Ama gerçekler bir başka duruma işaret ediyor, maalesef günümüzde Müslüman ülkeler artık bilimin kaynağı değil, dünyanın örnek alabileceği bir sistem modeli de inşa edebilmiş değiller. Kur’an’ın onlarca kez önerdiği akla, özgür iradeye, bilime, hukuka da riayet etmiyorlar.
Peki Müslümanların, geri kalışımızın sebeplerini bilmeleri, bu kadar açık ve net bir şekilde ortaya koymalarına rağmen, neden hala tekçi-tekelci yönetim modellerinde ısrar ederler?
Çünkü bugün İslam ülkelerinin hemen hepsinde cari olan sistem, yönetenler açısından son derece konforlu. Canları istediği kadar iktidarda kalabiliyorlar, icraatlarını denetleyen, hesap soran hiçbir hukuki mekanizma yok. Mesela kimin ne kadar ifade özgürlüğü hakkı olduğuna, akademik özgürlüklerin sınırının nerede başlayıp nerede bittiğine, medya eleştirilerinin eleştiri mi, yoksa ‘ihanet’ mi olduğuna devleti yönetenler karar vermektedirler.
Ve doğal olarak denge-denetleme mekanizmaları olmadığı için de, ülkelerinin tek ve biricik sahibi olmayı kendilerine bahşedilmiş bir hak olarak görüyorlar. Oysa hukuk temeline dayalı hiçbir toplumda ve de devlet yönetiminde bahşedilmiş bir hak olamaz. Hatta öyle ki, bugün İslam dünyasında yönetici konumunda olanlar Kur’an’la çelişme pahasına kendilerini Allah’ın yeryüzündeki vekili olarak görüp, her şeye hükmedebileceklerine bile inanmaktadırlar. Biliyoruz ki peygamber dahil kimse Allah’ın vekili değildir, onun adına hüküm icra edemez. Zira Peygamber sadece Allah’ın elçisidir. Bu konuda Kur’an’da “Ey Muhammed! Biz seni onlara vekil olarak göndermedik” buyurulmaktadır. (İsra/54)
Oysa Müslüman ülkeler dahil bütün ülkelerin evrensel hukuk normlarına göre, yaşanabilir bir sistem oluşturma zarureti bulunmaktadır. Bu çerçeveden baktığımızda, insanlığın uzun tecrübeler sonucunda elde ettiği ve en ehven sistem olan demokratik sistem dışında yeni maceralar arama lüksü bulunmamaktadır.
Hal böyleyken, Müslüman dünyanın Kur’an’ın ve Sünnet’in önerdiği aklı, bilimi, hakkaniyeti, hakka-hukuka riayet etmeyi her seferinde parlak cümlelerle dillendirip, bu evrensel ilkeleri yaşadıkları çağın diliyle yeniden yorumlayarak hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistem inşa edememeleri kelimenin tam anlamıyla bir talihsizliktir. Ne yazık ki Müslümanlar geçmişten derledikleri parlak masalların arkasına saklanıp, adaletsizlikler ve özgürlüklerin kısılması karşısında susmayı tercih ediyorlar. Bu gidişle, hayatları hep bir mehdi beklemekle geçecek gibi görünüyor...
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025