Mehmet Ocaktan
Her depremde yaşadığımız acıyla birlikte ülkemizin deprem gerçeği ile bir kez daha yüzleşiyoruz, ama yaralar sarılıp olayın haber değeri bittiğinde, devlet ve toplum olarak duyarsızlığımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Türkiye’nin depremselliği yüksek bir ülke olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok, jeologlar, fizikçiler, deprem uzmanları her gün bilimsel verilerle İstanbul dahil, Türkiye’nin önemli şehirlerinde yeni ve büyük depremlerin olacağı uyarısını yapıyorlar.
1999’daki büyük depremden bu yana tam 20 yıl geçti, ama o günden bu yana ne depreme dayanıksız bina stokumuzun yenilenmesi, ne de depreme hazırlık konusunda hiçbir ciddi adım atmadık.
Maalesef gerçek ortadayken bugüne kadar yaptığımız tek icraat, her depremin ardından “takdiri ilahi” söylemleriyle toplumu teskin edip, arkasından çıkardığımız imar aflarıyla tehlikenin daha da büyümesini sağlamaktan ibaret oldu.
2018’deki imar affı düzenlemesi kapsamında 10 milyon başvuru yapıldı ve hiçbir denetim yapılmadan kaçak yapılar, sahiplerinin beyanı doğrultusunda “Yapı Kayıt Belgesi” aldı.
Uzmanlar günlerce, imar aflarının kalıcı olduğunu, kaçak yapılaşmayı ve kamu arazilerinin işgallerini özendirdiğini, bu yolla deprem kuşağındaki Türkiye’de güvenli olmayan binaların inşa edildiğine dikkati çektiler. Masum bir barınma ihtiyacı olarak başlayan kaçak yapılaşmanın “kaçak kentler” sorununa dönüşmesine zemin hazırlayan imar affının gerçek amacı ve yarattığı tahribat TMMOB tarafından hazırlanan bir çok raporda gözler önüne serildi, ama ne yazık ki bu uyarılar hiçbir şekilde dikkate alınmadı.
Açıkça belirtmek gerekiyor ki, “İmar affı” ya da “İmar barışı” adıyla çıkarılan yasalarla hazineye sıcak para girişi sağlanmış, seçmenlere de bir bakıma rüşvet dağıtılmıştır. Bu imar barışı düzenlemelerinin ana eksenini İstanbul, İzmir ve Ankara oluşturmaktadır. Ve en acısı da, aflar çıkarılırken özellikle İstanbul ve İzmir’in deprem gerçeğinin dikkate alınmamış olmasıdır.
Hal böyleyken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İzmir depremi vesilesiyle söylediği “Vesayetçi zihniyetin en çok ihmal etiği alanlardan biri de afetlere dayanıklı yapı inşasıdır” sözlerini nasıl okumak gerekiyor doğrusu bilemiyoruz.
Peki kimdir bu ‘vesayetçi’ zihniyet? Mesela 1950’li yıllara kadar Türkiye’yi yöneten ‘tek parti’ CHP’si olabilir mi? Yoksa her seçim öncesi imar affı çıkan iktidarlar mı? Soruları çoğaltmak elbette mümkün, ama bir gerçek var ki bu ülke 18 yıldır AK Parti iktidarı tarafından yönetiliyor. Eğer 1999 felaketine rağmen afetlere dayanıklı binalar yapılamamışsa, depreme dayanıksız bina stoku 20 yılda yenilenememişse, 18 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın bunda sorumluluğu yoktur denemez.
Meseleye İstanbul özelinden baktığımızda izahı mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya olduğumuzu daha net görürüz. Eğer AK Parti iktidarı deprem konusunda ciddi plan ve projeler üretebilseydi, bugün muhtemel bir İstanbul depremi için korku yaşıyor olmazdık.
Üstelik 20 yıl boyunca muhtemel İstanbul depremi konusunda hiçbir ciddi hazırlık yapmadığımız halde, sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi, durup dururken bir de “Kanal-İstanbul” fantezisi icat ettik. Eğer Türkiye’nin böyle bir kanal yapacak kadar bir parası varsa, ya da dışarıdan böyle bir kaynak bulabilecekse, bu kaynak gereksiz bir fantezi için değil, İstanbul’u deprem felaketine karşı koruyacak projelere harcanmalıdır.
Artık hepimiz biliyoruz ki İstanbul ciddi bir deprem riskiyle karşı karşıya. Eğer Kanal-İstanbul’un yapılması “takdiri ilahi” değilse, iktidarın da böyle düşünmediği kanaatindeyim, o zaman fantezileri bırakıp İstanbul için bir şeyler yapmalıyız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025