Mehmet Ocaktan
Başlığa bakıp haklı olarak “Bu da nereden çıktı” diyenler olacaktır, bunun farkındayım. Malum 10-11 Aralık’ta Avrupa Birliği zirvesi var ve buradan Türkiye ile ilgili bir yaptırım kararı çıkabilir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın ‘hukuk reformu’ vaadini bu bağlamda okumakta yarar var. Ancak reform sinyalinin başladığı ilk günden bu yana yaşanan gelişmeler hiç de umut verici gözükmüyor.
AK Parti, iktidarının özellikle son beş yıldaki karnesini sıfırlayıp yeni bir reform hamlesi başlatabilir mi doğrusu çok emin değilim. Kuşkusuz imkansız değil ama ne kadar gerçekçi orası biraz meçhul. Açıkçası ben de bir bakıma bu reform sinyallerinden ilham alarak biraz geçmişe gidip, o meşhur tezahüratta olduğu gibi “ Eyy Avrupa duy artık sesimizi, bu gelen Türk’ün ayak sesleri” sloganıyla yeni döneme küçük bir katkı yapmak istedim...
Bilindiği gibi geçmişte gerek milli maçlarda, gerekse kulüplerin Avrupa maçlarında tribünlerden yükselen ve de kendimizi Avrupa’ya kanıtlamaya çalıştığımız içler acısı bir tezahüratımız vardı.
/Avrupa Avrupa duy sesimizi
iste bu gelen Türklerin ayak sesleri,
Türklerle kimse başa çıkamaz/
Pek de dostane olmayan bu hiddetli sloganlarla aslında kendi kültürel değerlerimizle Avrupa medeniyetine katkı yapmaya değil, sanki içten içe ‘ezmeye’ geliyoruz der gibiydik... Bu hiddet ve paranoyak halin temelinde, Avrupa karşısında bilimsel, kültürel ve teknolojik anlamda yeni değerler üretememenin ezikliği bulunuyor olsa gerek.
O günlerin üzerinden yaklaşık 20-30 yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen, bu az gelişmişlik duygusundan hala kurtulamadığımızı görmek doğrusu fena halde insanın canını sıkıyor. Oysa özellikle AK Parti iktidarının ilk döneminde gerçekleştirilen demokratikleşme adımları ve kalkınma hamleleriyle bütün Türkiye’de yeni bir umut ortaya çıkmış, “Evet biz de artık dünyada yasaklarla, hukuksuzluklarla değil, özgürlüklere ve insan haklarına değer veren bir ülke olarak başımız dik dolaşabileceğiz” diyerek ayaklarımızın yere daha sağlam bastığını hissediyorduk.
Ama ne yazık ki bu güven duygusu çok uzun sürmedi, özellikle 2013’ten sonra öyle bir rüzgar esmeye başladı ki, giderek demokratik değerleri savunmak “ihanet”le eş anlamlı hale gelmeye başladı.
Maalesef bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, 20 yıl öncesini bile aratacak bir kabus fotoğrafına işaret etmektedir. Talihsizliğe bakın ki bugün de tıpkı geçmişte olduğu gibi, “Avrupa.. Avrupa duy sesimizi...” modundayız.
Ve an itibariyle ekonomiden dış politikaya, eğitimden ‘hukuk devleti’ anlayışına kadar her alanda “kaybet.. kaybet” görüntüsü çizmemize rağmen, Avrupa dahil bütün dünyaya meydan okuyoruz ve herkese ‘dünya devleti’ masalları anlatmaktan da bir türlü vazgeçmiyoruz.
Gerçek şu ki ekonomide “uçuşa geçtik” hikayelerine rağmen bir türlü ‘biz bize yetemiyoruz’, demokratik ve hukuki anlamda negatif bir görüntü çizdiğimiz için yabancı yatırımcı nezdinde cazip ülke olma avantajımızı kaybettik ve doğal olarak insanlarımıza istihdam sağlayamıyoruz. Kısacası dizlerimizin dermanı tükenmiş durumda ama, yine de Avrupa’ya hava atmaktan vazgeçemiyoruz, tıpkı “bu gelen Türk’ün ayak sesleri...” der gibi...
Her ne kadar son beş yıldaki uygulamalar umutlu olmamız için iyi bir referans değilse de, açıkçası umutlu olmayı çok istiyoruz. Çünkü bu tablo devam ederse hiç kimse bu ülkede kendini mutlu ve güvende hissetmeyecektir.
Bilelim ki eğer hukuk sistemimiz adalet dağıtmada yetersiz hale gelmişse, sokaktan medyaya kadar her alanda ifade özgürlüğünü sağlayamaz durumdaysak, üniversitelerimize bilimsel özgürlüğü götüremiyorsak, devlet kurumlarında esas olması gereken liyakati umursamaz durumdaysak, sokakta bile insanlar korkusuzca konuşamıyorlarsa kime meydan okursak okuyalım; bu halimizle insanımızın ekmeğini büyütemeyiz, refah standartlarını arttıramayız, dünyada dostumuz da, itibarımız da kalmaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025