Mümtazer TÜRKÖNE
Adına ister “yumuşama”, “normalleşme” deyin, isterseniz “çözüm süreci” veya “Kürt açılımı” adını verin soracağınız ilk soru: Muhatabınız kim?
Mesele “devletten yana” veya “devlete karşı” olmak değil; “Kimdir, nedir bu devlet?” sorusuna evvel emirde cevap bulmamız. Varlığı bir dert ise, yokluğu daha büyük bir dert. Gazze’de, Suriye’de, Lübnan’da yaşayan insanların başına gelenler, adam gibi bir devlete sahip olamamalarından değil mi? Millet ile devletin özdeşliği meselesini çözmeden, yani ulus-devlet formuna yerleştirmeden bu ülkelerdeki problemleri çözmek mümkün mü? Baksanıza iki ayrı Filistin var.
Bizim çözmeye çalıştığımız sorun da Çözüm Süreci sayesinde, millet ile onun siyasî temsilcisi olan devlet arasında daha sağlam bir bağ oluşturmak değil mi?
Elimizi attığımız her meselede gelip bu duvara tosluyoruz. Herkesin kendine göre bir anlam yüklediği, tarif ettiği, kiminin küheylan gibi sırtına bindiği, kiminin de sahibi olduğunu zannettiği, onun adına etrafa nizam verdiği devlet, sorunların üstesinden gelme yeteneğini bu belirsizlik ve lüzumsuzluklar içinde kaybediyor.
GÖRGÜSÜZLERİN ELİNDE OYUNCAĞA DÖNEN DEVLET…
Devlet görgüsüzlerin elinde oyuncak olmuş vaziyette. İdeolojik genlerinde devlet düşmanlığı olan İslâmcılar, birdenbire devleti ellerinin altında bulunca, bütün sonradan görmeler gibi güç gösterilerinin ayarını kaçırdılar ve devletin de çivisini çıkardılar. Artık ince elenen İslâmî referansların yerini, “Devlete karşı mı çıkıyorsun” fırçası aldı.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyorlar. Sonradan uydurulmuş Edebali nasihatinden alınma bu söz kulağa hoş geliyor; ancak hakikat hiç de öyle değil. Evrensel insanî değerlere düşman olan faşizmin devleti kutsarken, hümanizmi de kucaklama sevdasının ürünü bir safsata bu. Devlet ne ki, insan onu yaşatmak için araç olsun. İnsan hayatı, dolayısıyla insanlar devleti yaşattığı nispette bir değere sahip olunca, bu yolla basit bir araca dönünce artık insana dair her şey devlet denilen yüce yaratığın ihtiyaçlarına göre yaşama imkânı bulur. İnsanı, devlet yaşasın diye yaşatmak ne demek? Devlet ne için var? Devleti amaç, insanı araç olarak gören görüşlerin bizim tarihimizle de kültürümüzle bir alâkası yok. Bal gibi, gecikmiş Alman ve İtalyan milliyetçiliğinden türeyen faşizmin bir abartısı.
DEVLET= SAF HUKUK
Devlet dediğimiz nedir ki? Tarihte resmî olarak yaptığımız gibi 15 tanesini yıkmışız, insanın yani milletin selameti için bir tane daha kurarız. Devleti var eden de değerli kılan da millete hizmet etmesi, millet için var olmasıdır. Devlet milletin siyasî-hukukî anlamda organize olmuş halidir. Bunun için ilave olarak sadece bir ülke gerekir. Millet organize olup hem içerde hem de dışarda güvenliğini sağlamak, kendi hakkını aramaktan vazgeçip anlaşmazlıkları adil bir otoritenin kararına bağlanmak için uzlaşıp, bazı yetkilerini bu işlere vaziyet edenlere devredince ortaya bir devlet çıkıyor. Altından milleti çekip çıkartınca ortada devlet kalır mı?
İşte bu yüzden devlet uygulamakla yükümlü olduğu hukuk ile özdeştir. Devlet saf hukuk demektir. Hukukun dışına çıktığı anda geride ne devlet ne de millet kalır.
Eşkıyaların dağlarda, sahipsiz insanlar üzerinde kurduğu soygun düzeninden devlet çıkar mı? Çetelerin koyduğu kurallar, mafyanın hakimiyeti devlet için yeterli olur mu? Hukuk olmadan devlet olur mu?
Devlet adına konuşmak, devlet yetkilerini kullanmak hukuk içinde iş görmektir. Evrensel olarak anayasal düzenler, bizim anayasamızda da 6. Maddede sarahatle vurgulandığı üzere ana esası belirlemiştir:
“Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Bırakın devletin sahibi gibi konuşmayı, anayasa “devlet yetkisi kullanamaz” diyor.
Konuşursa ne olur?
Ortada devlet kalmaz. Ülke, papazın bağına döner.
Son zamanlarda devlet adına konuşanları, devlet gibi konuşanları, ete-kemiğe bürünmüş şahsıyla devlet olarak konuşanları ciddiye alırsanız, politikanın sınırsız manevra alanını bir kibrit kutusuna hapsetmiş olursunuz.
Demek ki önce alanın temizlenmesi, devletin şanına-şerefine yaraşır şekilde, usulüne-kuralına uygun biçimde ve bizim adımıza yani devlet adına konuşmaya başlaması gerekiyor. Devlet adına konuşanlara da şu soruyu sorabilirsiniz: “Bu yetkiyi sana kim verdi?”
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025