Mümtazer TÜRKÖNE
Yolsuzlukları soruşturanların yargılanacağı ilk davanın iddianamesi tamamlanmış. Sabah, bu haberi “darbe planıyla ilgili ilk dava” başlığıyla duyuruyor.
Tek başına bu iddianame, yolsuzluk yapanları bekleyen gelecek hakkında zaptedilemeyen gerçekleri haber veriyor. Soruşturmada görev alan polis şefleri iddianamede “haber alınan suçun işlenmesini önlemek” öncelikli görevleri olduğu halde, suçun işlenmeye başlandığı aşamada müdahalede bulunmayarak suçun oluşmasına fırsat vermekle suçlanıyorlar. Dikkat edin, “suçun oluşmasını beklemek suçu” suçları. Soracağınız en basit soru şu: Peki o zaman suç ne ve suçlular nerede?
Hukuku göstermelik bir şekilde işletirken bile uymanız gereken kurallar var. Savcı, hırsızların peşine düşen polisleri “neden hırsızlığı önlemediniz?” diye suçluyor. Bir hırsızlık olduğu demek ki kesin, nerede hırsızlar?
Celal Kara’nın Cumhuriyet Gazetesi’nde Can Dündar’a verdiği röportaj, bir yıldır onca medya desteği, algı operasyonları ve devletin çivisini çıkartırcasına yapılan soruşturma ve tayinlerin etkisini bir kalemde sildi attı. Bu mızrak, memleketin her tarafı çuval olsa yine de sığmaz. Ortalığa saçılan delillere, üstü kapalı veya açık kabul edilen beyanlara dayanarak, bu soruşturma hakkında en fazla bilgi sahibi olan uzman sıfatıyla Celal Kara önümüze net bir tablo koyuyor. Her şey milimi milimine yerli yerine oturuyor. Başka türlü açıklamasını yapamayacağınız karanlıkta kalmış olaylar sebep-sonuç ilişkileri ile birbirine bağlanıyor. Amerikan ambargosundan başlayıp bir bakanın kolundaki saate kadar uzanan zincirin halkaları gözünüzün önünde resmigeçit yapıyor. Sonra da savcı hükmünü veriyor: “Dönen işlerin Başbakan’dan habersiz ve izinsiz dönmesine imkân ve ihtimal yok.”
İşlenen suçlara dayanarak tek bir kişi için bu soruşturmanın savcısı 50 ile 500 yıl arasında ceza öngörüyor. “Bakanlar Yüce Divan’a gitseydi, Bilal peşlerinden giderdi.” diyerek önümüze bambaşka bir resim daha koyuyor. Bir politikacı, bir parti lideri, bir başbakan, bir cumhurbaşkanı değil söz konusu kişi, her şeyden önce bir baba. 17 Aralık savcısı, bir babayı kendisinin de dahli olan bir suçtan dolayı cezaevine girecek oğlunun telaşına düşen bir babayı “bir numara” diye bize takdim ediyor. İşte bu pencere, bize son bir yıldır politikada dönen dolapları, devletin zirvesindeki kaosu, peş peşe girişilen algı operasyonlarını, hukuksuzluğu açıklamıyor mu?
İran’a uygulanan ambargoyu delmek, devletin üst düzeyinde çok kârlı bir iş haline gelmiş. Devletin itibarı, bankaların uyması gereken kurallar, ülkenin vergi geliri gözden çıkartılmış, İran’ın ambargoyu delmek için dağıttığı yüzde 10’luk komisyonun üzerine devleti yönetenler üşüşmüş. Para çok büyük bir para, elde etmesi çok kolay. “Peynir büyük, mesafe kısa, fare ne yapsın?” diyebilirsiniz. Anlaşılan bu kolay paranın kokusunu alan epeyce adam yoldan çıkmış. Celal Kara bu büyük fotoğrafı çekecek bilgi ve belgelerin tamamının dosyada mevcut olduğunu öne sürüyor. Bu kadar büyük bir yolsuzluğun, üstelik belgeleriyle kanıtlanmış bir yolsuzluğun üstünün örtülmesi, suçluların ceza almadan hayatlarını sürdürmesi mümkün mü?
Elbette değil. Mümkün olamayacağını, tersinden okuduğunuz zaman “darbe” davaları bile tek başına ispatlıyor. Celal Kara’nın söyledikleri doğru olmasa, bugünün savcısı, hırsızların peşine düşen polisleri “suçun oluşmasını beklemek”le suçlayabilir mi? Üstelik tek başına bu dava bile yolsuzluk delillerinin muhafaza gerekçesi olmak için yeterli.
Yolsuzlukla suçlananların yalnızlığını ve çaresizliğini fark ediyor musunuz? Kimler kaldı çevrelerinde? Onbinlerce kişi için cezaevi tasarlayarak, darbeci rolüne soyunan meczuplar mı? Her iktidar ve güç sahibine tabasbusta bulunmaya hazır kiralık kalemler mi? Güce yakın durup gündemde kalmaya çalışan sanatçı tayfası mı? Hiç merak etmeyin, yolsuzluk yapanlar yargılanmaya başladığı zaman, ilk onlar “biz dememiş miydik?” diye öne fırlayacaklar?
Yolsuzluklar mutlaka yargılanacak, yolsuzluk yapanlar da mutlaka cezalarını çekecek. Bakmayın şimdiki afralarına tafralarına.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025