Mümtazer TÜRKÖNE
CHP doğru olanı yaptı, konu mankeni gibi rol alacağı bir oyunu bozdu. Davet edildiği masa, anayasa uzlaşma masası değil, şu lunaparklarda çocukların bindiği dönme dolap türünden bir “başkanlık dolabı” idi.
Tekmeyi vurunca, dört ayağın üzerinde duran her şey devrilmiş oldu. MHP ve HDP'nin devrilen tezgâhın etrafında oturmaya devam etmesi, aynaya baktıklarında kendilerine bile açıklayabilecekleri bir durum olmayacak. Bu iş başlamadan bitmiş oldu; ancak biten “başkanlık hayali” gibi basit bir proje değil; devrilen dolabın altında kalan çok fazla şey var.
Anayasa Mutabakat Komisyonu adıyla Meclis'te kurulan “başkanlık dolabı” Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki liderlik rekabetinin ürünüydü. Bu işe önayak olan Davutoğlu, inisiyatif alıp zaman kazanıp Erdoğan'a ve parti içindeki uzantılarına bu komisyon aracılığıyla “başkanlığın neden olmayacağını” göstermeyi planlıyordu. CHP masayı daha başında devirince Davutoğlu'nun bu planı da peşinen çökmüş ve inisiyatif önceliği tekrar Erdoğan'ın eline geçmiş oldu. Erdoğan bu inisiyatifi Davutoğlu'nu köşeye sıkıştıracak bir “erken seçim” kozuna dönüştürebilir. Öncesinde toplanacak olağanüstü kongre, Davutoğlu'nu genel başkanlık ve başbakanlık koltuğundan edebilir.
Erdoğan'ın başkanlık projesi, siyasî içgüdülerin tamamen devreye girdiği kapsamlı bir proje. Bu projenin içinde en önemli unsur, Demokles'in, bir saç teli ile bağlı olduğu tavandan tahtta oturan kişinin başının üstüne sarkan kılıcı gibi başkanlık sistemini Davutoğlu başta olmak üzere rakipleri ve muhalifleri üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanmak yer alıyor. Başkan olmayabilirsiniz, ama başkanlık talebinin bütün muallak haliyle gündemde kalması, Erdoğan'ın kullandığı anayasaya sığmayan fiili yetkilere koruma sağlıyor. Şöyle düşünün: Erdoğan başkanlık sisteminden vazgeçtiğini ilan etse, bugün kullandığı devasa fiilî yetkilerden hangisi elinde kalır? Erdoğan'ın mısralarını tekrar hatırlatalım. Şöyle diyor şair: “Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.” Tabii bu şair Yılmaz Erdoğan; ancak bu mısra Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sevdasını çok iyi anlatıyor. Başkanlığın sürekli gündemde kalması, TBMM'de ağırbaşlı insanlardan oluşan bir komisyonun aylarca başkanlığı tartışması, yazarların-çizerlerin bu konuya eğilmesi, medyanın kampanya yürütmesi, uzmanların görüşler serdetmesi Erdoğan'ın fiilî olarak kullandığı yetkilere bir meşruiyet ve canlılık kazandıracaktı. CHP “parlamenter sistem ön şartımız” diyerek işte bu oyunu bozmuş oldu.
Bir kenara yazın: Türkiye başkanlık sistemine geçmeyecek. 7 Haziran seçimleri bu iddianın somut delili. Hüseyin Çelik'in tabiriyle halk korkular içinde “kahrede kahrede” 1 Kasım'da AK Parti'ye oy verdi; ama “başkanlık seçimi” olarak önüne gelen 7 Haziran'daki sandıkta “hayır” oyu kullandı. Yürütülen kampanyada öne sürülen başkanlık argümanlarının tamamı, halkı başkanlıktan uzaklaştırmayı artıracak türden. Adalet Bakanı'nın bile yargının itibar kaybından şikayet ettiği bir ülkede, kişisel ve keyfî bir iktidarın teşekkülünden önce, bu sisteme onay verecek kadar geri, demokratik tecrübeden mahrum, karizmaya tapınan insanların yaşadığı bir ülkeyi tarih sahnesine çıkartmak lâzım. Bugün halkın önüne bir başkanlık referandumu sandığı konsa, çıkacak sonuç parlamenter sistemi perçinlemek olur.
İktidar elindeki propaganda araçları ile anayasa tartışmalarını fena istismar ediyor: Anayasa uzlaşma masasını devirmenin, 12 Eylül Anayasası'na sahip çıkmak anlamına geldiğini iddia etmek gibi. Türkiye çok korkunç anayasa ihlallerine sahne oluyor. Yargının bağımsız olmadığı, yargıçların verdikleri kararlardan dolayı kuduz köpek muamelesi gördüğü bir ülkede hangi yeni anayasadan bahsediyorsunuz? Mevcut Anayasa'yı sakız gibi çiğnerken, demokrasi ve hukuk standartlarını yükseltecek bir anayasadan dem vurmak koca ülkeyi dönme dolaba bindirmeye niyetlenmek demek. CHP bu dolabı devirerek hepimiz adına önemli bir görevi yerine getirmiş oldu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025