Mustafa Karaalioğlu
Birkaç gün önceye kadar cılız da olsa değişim ve reform meltemi esiyordu lakin birden yükselen öfke, celal ve yaftalama rüzgarı ortalıkta ne varsa sildi süpürdü. Lafını bilmez bir vekilin söyleyip geri aldığı cümle üzerinden bile atmosferin nasıl tersyüz olabileceğini tecrübeyle bir daha gördük. Dosta düşmana, muhalife muvafıka devletin gücünü gösterme fırsatı kaçırılmadı. Yukarıdan aşağıya bütün erkan sıraya dizilip, istedikleri konuyu ülkenin bir numaralı meselesi haline getirebilecekleri gerçeğini bir kez daha prova ettiler. Sadece şaşkın vekil değil, alması gereken herkes dersini almıştır gayrı…
Yaşananlar gayet tabii şaşırtıcı değildir. Türkiye’nin kaderi de pratiği de esasen budur. Şartlar değişime ne kadar zorlasa da el alışkanlığı başka türlü davranmaya müsaade etmemektedir.
Ne var ki mesese bununla sınırlı değil ve kapıda Avrupa Birliği’nin yaptırım ihtimali de bulunuyor. Bir başka ifadeyle, Türkiye’nin en haklı olduğu dış politika dosyasında nasıl olup da yaptırım sınırına kadar geldiği muammasının yarattığı gerilim sırada bekliyor. Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi lokomotif olmuş, koskoca birliği Türkiye’yi cezalandırmak için sürüklüyor. Umarız son dakikada makul ve mantıklı olan galip gelir ve şu sıra asla olmaması gereken bir karar çıkmaz. Ama bu olmaz ve hafif bir yaptırım dahi çıkacak olursa sadece Türkiye ile AB ilişkileri değil, Türkiye ile Türkiye’nin ilişkileri de sıkıntılı hale gelir. Zira, Türkiye’nin kendisiyle ilişkileri, AB ile ve ABD’yle olandan da daha kırılgandır. Oradan ters rüzgar eserse şöyle ya da böyle içeride oluşan reform siluetinin dağılmasına bahane olur. Madem Avrupa mesajı almıyor başka kim için reform yapacağız! Amerika’nın da zaten ne istediği belli değilken.
Bütün bunlar bizi, meselemizin öncelikle ve sadece kendimizle ilgili olduğu gerçeğine götürüyor.
Türkiye’nin işi gücü bırakıp demokrasi ve hukuk seviyesini yükseltmeye ihtiyacı vardır.
Her fikirden vatandaşını güven içinde, korkusuzca yaşatmak, onlara doğruları söylemek, onların arasında ayırım yapmamak, fırsat eşitliği sağlamak zarureti vardır.
Devletin bütün faaliyetlerinin şeffaf, denetlenebilir ve serbest rekabet şartlarına bağlanması mecburiyeti vardır.
En başta da birkaç günlük siyasi fayda için ülkenin yarısının dışlanmaması gereği vardır.
Halkın iktidara yakın olan kısmı makbul, geri kalanı şüpheli olduğu müddetçe çıkış olamayacaktır. Başta ekonomik kriz olmak üzere Türkiye’nin dünyada geri kaldığı ve dolayısıyla içeride de aza razı olduğu ne kadar konu varsa hepsinde gerileme kaçınılmazdır. Son yıllarda girdiğimiz ve son iki yılda yeni sistemle birlikte serbest düşüşe mahkum olduğumuz karanlık tüneldeki hikayemizin özeti de budur.
Türkiye neyi yaparak büyümüştü ve neyi yapmayı bıraktığı için küçülüyor? Aradaki fark tamı tamına bu ülkenin kaybını anlatıyor. Azalan iş, küçülen lokma, gözle görünmez hale gelen hukuk, dünyada kaybolan itibar aynı denklemin sonuçlarıdır.
Bir hayra niyet varsa da tek yol, bu hesabı tersine çevirmekten geçer, bilinsin.
Türkiye’nin reformu, çıkışı, değişimi, çözümü, vesairesi yaşadığı meselelerde ayan beyan yazılıdır. Ya böyle olacaktır ya da iktidarın kudreti namına günlük arayışlar iyi ile kötü yönetim arasındaki farkı daha büyük ve telafi edilmez hale getirecektir.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025