Mustafa PAÇAL
Bu yaşıma gelene kadar şubat ayında +20 derecelik bir hava sıcaklığı görmemiştim. İklim bilimciler bu durumu iklim değişikliğine bağlı nedenler üzerinden açıklıyorlar. Bence de öyle.
Neyse, her ne kadar iklim değişikliğinin etkileri görülmüş, kış ile bahar birbirine karışmış olsa da bile, baharın müjdecisi olan cemreler de düşmeye başladı. Ağaçlar kandırılmış olsa bile, erkenden çiçeklerini açarak, en güzel görüntüleriyle birbirlerine nispet yaparcasına arz-ı endam ettiler.
Şimdi mart ayına girdik. Tüm aylar içersinde hava koşulları bakımından nasıl geçeceği “iklim toto” oynanacak aylardan olduğu biliniyor. İsteğimiz, serin ve çok yağışlı bir şekilde geçmesidir. Nedeni ise; bir, önce kuraklık tehlikesi ile karşı karşıyayız --ki bunu bol yağışlarla aşabiliriz. İki, çok soğuk geçmesin --ki ev içi başta ısınma harcamaları olmak üzere aile bütçelerine destek olsun.
Evet, mevsim olarak her ne kadar kıştan çıkıyorsak bile siyasi ve ekonomik bakımdan ters orantılı olarak kış mevsiminde çıkacak işaretler şimdilik gözükmüyor.
Ekonomide büyüme oranı yüzde 4 öngörülmüş olsa da bu orandan aşağı doğru revize edilmesine devam ediliyor. Yüzde 3’lük bir ekonomik büyüme oranının yakalanması daha şimdiden başarılı olarak görülmeli diye düşünüyorum.
Yıllık enflasyon oranlarında ekonomi yönetiminin tahminleriyle gerçekleşen enflasyon artışları arasında ciddi ıskalama farklarından kaynaklanan sorunları bir yana koyarsak, bu yıl en iyimser tahminler bile enflasyonun yüzde 7’nin üzerinde olacağını öngörülüyor. Benim öngörüm siyasi gerginliğin, seçimlerin ve küresel gelişmelerin bu yıl ekonomi üzerinde olumsuz etkilerinin de olabileceğine inanarak enflasyonun yüzde 8-9 bandında olacağı yönünde.
İşsizlik oranlarında bu yıl için geçen yıldan farklı iyileşmeler düşünmemekle beraber büyüme oranı çerçevesinde baktığımızda daha fazla iyimser olmanın nedenleri gözükmüyor. Hatta işsizlik oranlarında yukarıya doğru artışların olacağı beklenmeli. Bu görüşümü destekleyen göstergelerden biri büyüme oranlarında beklenen düşüşler olduğu kadar, tüketici güven endeksi oranlarında aşağı yönlü inişlerin olması ve bunun ekonomide yaratacağı durgunluk etkileri.
Diğer yandan ise Venezuela ve Tayland’da sürmekte olan hükümet karşıtı protesto gösterilerinin yanı sıra son olarak Ukrayna’da hükümet değişikliğine neden olan protestolar ve bunun sonucu gerek ekonomik ve gerekse siyasi istikrarsızlığın öngörülememesi ortada iken, Rusya’nın Kırım’a asker çıkarması sonrası Putin’in geri adım atması, bu toplumsal ve siyasi gelişmelerin öncelikle dünya borsaları ve döviz kurları üzerinde yaratmış olduğu olumsuz etki, bu yıl için dünya ekonomisinde zaten var olan negatif öngörülerin daha da pekişmesine hatta kötümserleşmesine neden oldu.
Son olarak Fed toplantı tutanakları ile tahvil alımlarının önümüzdeki aylarda devam edeceğini açıklanması ve Avrupa Merkez Bankası’nın faizi sabit tutma kararı ve finans piyasaları açısından sıkılaştırılmış bir para politikası dönemine girildiğine de baktığımızda, küresel ekonomik etkilerin bizim gibi ekonomiler üzerinde yaratacağı kırılganlığı daha iyi görebiliriz.
Türkiye ekonomisinin, tüm bu gelişmelerden kuşkusuz olumsuz etkilenecek özelliklere sahip bir ekonomi olmanın yanı sıra, ayrıca siyasi ve toplumsal gelişmelere bağlı olarak ilave riskleri daha var.
17 Aralık operasyonu Türkiye’yi öyle bir hâle getirdi ki, Başbakan rüşvet ve yolsuzlukların üzerine gideceği yerde, tam aksine bunların önlenmesi için internet, HSYK ve Yargı ve Emniyet’te yarattığı tahribat ile ülkeyi adeta sıkıyönetim altına aldı.
Türkiye bu gelişmelerin yarattığı gerilim ve kutuplaşma üzerinden bir seçim trafiği içine giriyor. Bu trafikten nasıl çıkacağı ise şimdilik bilinmiyor.
Ancak bunun ekonomi için bilinen yanı, bu süreçte ekonomik göstergelerin sonuç olarak eksi yönde olacağıdır.
Ayrıca siyasi gelişmelerin istihdam ve işsizlik başta olmak üzere sosyal göstergeleri de aynı oranda bozacağı beklenmelidir.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020