Mustafa PAÇAL
Türkiye 2010 Anayasa Referandumu sonrası demokratikleşme alanında adeta dondu kaldı.
Her ne kadar 2011 seçimlerine yeni demokratik anayasa sözü vererek giren AKP’ye, seçmen yüzde 50 destek verdiyse de bunun da karşılığını alamadı.
Seçim sonrası kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu zaman içinde “yeni anayasa nasıl yapılamaz komisyonu” şeklini alarak ipe un serdi. İki yılı aşan bir süre çalışmalarını sürdüren komisyon sonunda hiçbir sonuç alamadan dağıldı.
Sürdürülmekte olan çözüm sürecinin Kürt sorununun çözümünde ne kadar etkili olacağı ise şimdilik bilinmiyor. An itibarıyla çatışmasızlık noktasında zorlukla duran ve iyi niyetli çabaların ortaya konulduğu çözüm sürecinde sonuç alıcı adımların atılması gecikiyor.
Bu arada İD terörü ve bölgesel diğer sorunların çözüm sürecini etkilemesi ve geciktirmesi ayrı bir sorun olarak devam ediyor.
AB sürecinin son on yıldır demokratikleşme sürecinde derin ve yapıcı etkilerini konusunda hemen herkes mutabık olsa da Haziran 2010 yılında “Gıda” dosyasının müzakerelere açılmasından 3,5 yıl sonra “Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu” dosyası ancak müzakerelere açılabildi ve bunun dışında bugüne kadar bir ilerleme kaydedilemedi.
Oysaki Erdoğan’ın 2014 yılını “AB yılı” ilan etmesine rağmen yine de yerinde sayıldı.
Diğer yandan 2014 yılının ikinci yarısında ekonomik görünümün giderek negatife dönmesi işin bir başka ve bir o kadar da riskli yanını bize gösteriyor.
Merkez Bankası Para Kurulu’nun “yüzde 8,25 olan politika faizini sabit tutma” kararını ekonomi çevrelerinin “karar içerik olarak bir yandan ekonomik büyümeyi teşvik etmek isterken, diğer yandan enflasyon artışını önlemek gibi bir denge gözetiyor” değerlendirmesi oldukça dikkat çekici bir başka gelişme oldu.
Önceki yazımda belirttiğim gibi gerek 2014 yılından 2015 yılına doğru özellikle AB ekonomilerinde görülen yavaşlama ve gerekse de bölgesel çatışmalar ile ekonominin yapısal sorunları bir bütün olarak Türkiye ekonomisinin üzerinde olumsuz etkilerde bulunuyor.
Bu tablonun iyileşmesi için etkin bir siyasi enerjinin gösterilmesi gerekiyor.
Bunu sadece hükümetten beklemek doğru olmaz.
Tüm siyaset kurumu içindeki partilerin de Türkiye’nin demokratikleşmesi ve sosyo-ekonomik refahının artırılması süreçlerine katkı vermesi gerekiyor.
Davutoğlu hükümetinin programı Meclis’te pazartesi günü okundu.
Bugün Meclis, programın müzakerelerini yapacak ve ardından güven oylaması var.
Hükümet programında ana hatlarıyla, bundan önceki Erdoğan hükümetlerinin programlarını çağrıştıran “eskinin yenisi” gibi pek çok nokta olsa da, bu program çerçevesinde demokratik ve ekonomik adımların kararlı ve hızlı bir şekilde atılmasına yine de herkesin ihtiyacı var.
Davutoğlu hükümetinin önceki hükümetlere göre bu farkı yaratması gerekiyor.
Yoksa siyaset tarihinde ikinci Yıldırım Akbulut olarak yerini alır.
Yani kendisinin “Yolsuzluk yapan kardeşim de olsa elini kırarım” demesinin gereği kendisinden bekleniyor.
17 Aralık yolsuzluğunun üstü örtülerek ve buna karşı sessiz kalınarak bu olmaz.
Ancak bunu hukuk devletine yakışan bir yargı ve adalet sistemiyle yapabilir.
Yani Sayın Davutoğlu; Türkiye, demokratik bir hukuk devleti olamazsa hükümet programındaki hiçbir hedefe varamazsınız demek istiyorum.
Ben Sayın Davutoğlu’nun geçmiş hükümetlerden farklı olarak bu hükümet programında belirtilen hedeflere kararlılıkla ulaşılması için samimi gayret göstereceğine inanmak istiyorum.
İnanmak istiyorum çünkü; Türkiye her bakımdan zor durumda bir ülke konumuna düştü.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020