Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
|
|||
Barışın rengi beyazdır. Kıbrıslı Türkler, afişte görüldüğü gibi ülkelerinin rengini beyaza boyamışlar ve mavi gökyüzüne salmışlar.. Kıbrıs adası beyaz bir bulut olmuş, gökyüzünün maviliklerinde salınıp duruyor. Kıbrıslı bir çocuk elleriyle bu beyaz bulutu kuyruğundan çekip yakalamak, ona ulaşmak ve dokunmak istiyor. Kıbrıslı Türkler hayallerindeki barışı bu afişle ifade etmişler.. Barış için ‘kendin olmak’ gerekiyor her şeyden önce. Barışı kuracak bir siyasi iraden olmazsa, barışı konuşamazsın kimseyle. Kıbrıslı Türkler bu düşüncelerini de afişin üstüne bir güzel yazmışlar. Onlar artık, tarihin bir kâbus gibi yaşandığı yıllardan sonra ülkelerini Akdeniz’in mavilikleri üstünde dolanan beyaz bir bulut gibi hayal etmek istiyor ve her defasında ertelenen barış idealine bugün sahip çıkıyorlar. CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) geçen hafta Uluslararası Barış Konferansı düzenledi. Girne, Lefkoşa, Magosa ve Ara Bölge’de, geçmişle yüzleşme, federasyon ve barış konulu paneller, etkinliklerle geçen bir dolu hafta. Rumlar, Türkler ve Türkiye’den davet edilen konuklar barışı hayal ettiler, barışı konuştular hep beraber.. Ankara’nın dondurucu soğuğundan ve içinde çok az umut barındıran siyasi ikliminden bir hafta uzak kalmak, çok iyi geldi doğrusu. Etkinlikleri izlerken, Kıbrıslı Rumları ve Türkleri kıskanmadım desem yalan olur. Bu duygu en çok ‘ara bölgede’ kendini hissettirdi. Sevgili Niyazi Kızılyürek’in oturum başkanlığını yaptığı ve federasyonun tartışıldığı panelden çok etkilendiğimi itiraf edeyim. İki Rum ve bir de Türk konuşmacı vardı. Salonun dinleyicileri de Türkler ve Rumlardı haliyle. Her biri bölünmüş Kıbrıs’ın bir tarafından geldiler ve ara bölgede buluştular.. Sonra bu bölünmeyi sona erdirecek yegâne çözüm olan federasyon fikrini Kıbrıs’ın tarihî ve siyasi tecrübelerini, her iki toplumun koşullara bağlı olarak değişen taleplerini hatırlayarak tartıştılar. Kıbrıs’ta, her iki toplumu tehdit eden, fikirlerin serbestçe söylenmesini engelleyen bir baskı ortamı, bir şiddet olgusu yok. EOKA ve TMT’nin açık-gizli operasyonları sona ermiş çoktan. Faili meçhul cinayetler toplu ölümler dönemi kapanmış. Toplumun geçmişiyle yüzleşmesine giden yolda önemli merhaleler kat edilmiş. Kıbrıslılar, milliyetçi-ırkçı fikirler her iki toplumu etkilesin ve esir alsın, böylece Kıbrıs bölünmüş bir ada olarak kalmaya devam etsin diye, EOKA ve TMT’nin geçmişte nasıl bir işbirliği içinde olduklarını konuşuyor ve her iki tarafın milliyetçi politikalarını sorguluyorlar. Her şey Türkiye’de yaşananlara o kadar çok benziyor ki, hayret ediyor insan. Arada önemli bir fark var ama. Türkiye geçmişiyle yüzleşmeyi ve şiddeti aynı anda yaşıyor.. Şiddetin devam ediyor olması özgürlükler ortamını yok etmekle kalmıyor, gerçek bir yüzleşmeyi de engelliyor, siyasi tartışmaları sınırlıyor, bu tartışmaların, çoğulcu ortamlar içinde gelişmesinin önünü kapatıyor. Siyasi aktörlerin doğruluğundan hiç kuşku duymadıkları bir hakikat ve yüzleşme anlayışı var; benimsedikleri birer çözüm modelleri var. Kürt tarafı DTK’yı oluşturuyor mesela. Kürtlere özgü bir örgütlenme modeli olarak. Orada nasıl bir statü içinde yaşanacağına dair kararlar alınıyor. Ama bu kararlara ilişkin Türkiye’nin geri kalanı ne düşünecek, bu akla bile gelmiyor. Her şey tek taraflı. Ötekini, ‘benim taleplerimi’ kabul etmeye mecbur sanmak.. Bu talepleri meşru ve tartışılamaz talepler olarak görmesi gerektiğine inanmak.. Değilse savaşa devam. Devlet de savaşsa savaş hadi bakalım diyen havalarda.. Kıbrıs bu aşamayı çoktan geçmiş tabii. Gelecek üstüne konuşmanın ulusal bir monologu tekrarlamaktan öte bir şey olduğuna inanıyor insanlar. Federasyon fikri bu yüzden ortak bir fikir haline gelebiliyor ve ortak mekânlarda tartışılıyor.
Bölünmüş iki toplumu birarada yaşamaya itmenin doğru olmadığı söylendi aynı panelde. Buna göre, her iki toplum belki elli yıl sonra ‘karma yaşama’ anlayışına sahip olabilirler, ama bugün için bu mümkün değil. Türkiye’nin bu bakımdan sahip olduğu şans, ‘karma’ yaşıyor olmamız büyük bir imkân, gel gör ki bu imkânı güçlendirmek değil, parçalamak yolunda çaba gösteriliyor. Ara bölgede geçekleşen federasyon oturumunu Niyazi Kızılyürek yönetti. Kızılyürek federasyon teorisi ve dünyadaki çeşitli uygulamaları konusunda sahip olduğu derin bilgisi, entelektüel ufku ve kavrayışı itibarıyla bence bugün dünyanın aklına ve bilgisine başvurulacak ender insanlarından biridir.. Bir âkil adam ama aynı zamanda bir barış aktivisti. Federasyonun tartışıldığı paneli dinlerken, kafamdan yığınla soru gelip geçti. Ama en çok da şunu düşündüm. Hani derler ya, “Türkiye Kuzey Kıbrıs’ta bir avuç Türk’e federasyon istiyor, ama federasyonun –veya özerkliğin– Türkiye’de F’sini bile konuşmak istemiyor.” Doğrusunu isterseniz ‘bir avuç Türk’ ve ‘bir avuç Türk’ten biraz fazla Rum’, kırk yıldır bu işi çözemedilerse, biz 20 milyon Kürt ve 50 milyon da Türk, bu işi nasıl çözeriz, akıl alacak gibi değil.. Bu kadar kavga gürültü içinde, çözüme bu noktadan başlarsak, yüzyıl mı desem, iki yüzyıl mı desem, ama galiba iki yüzyıl bile Kürt sorununu çözmeye yetmeyecek.. |
|||
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012