Orhan MİROĞLU
Turgut Özal’ın şüpheli ölümünü araştıran Adli Tıp’ın hazırladığı rapor ve mezar açıldıktan sonra yürütülen tartışmalar yepyeni bilgilerin ortaya çıkmasını sağladı.
Mesela o dönemde köşkte görev yapan iki aşçıdan söz ediliyor. Biri Kanada’ya biri de Honduras’a göçmüş!
Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, yapılan yorumlarda dikkat çeken bir husus var. Özal’ın öldüğü yıllar
Türkiye’nin en karanlık yıllarıdır. Ama ölümüyle ilgili tartışmalar, bu yıllar hatırlanarak değil, olabildiğince gizlenerek yapılıyor.
Özal, sanki, her gün onlarca sivilin infaz edildiği; devletin istihbarat örgütlerinde ve orduda iç infazların peş peşe yaşandığı bir ülke olan Türkiye’de değil de, İsveç gibi, siyasi cinayetlere pek rastlanmayan, bırakalım iç çatışmaları bir yana, Avrupa’da yaşanan savaşların içine bile girmemiş, iki yüzyıldır savaş nedir bilmeyen bir ülkede öldürüldü!
***
Kuşkusuz, en gelişkin demokrasilerde bile siyasi cinayetler işlenebilir.
İsveç Başbakanı Olof Palme, 1986’da öldürüldüğünde bütün dünyada adeta bir şok yaşandı. Kimse bu cinayetin işlenmesine bir anlam veremedi.
Tek başına ve sıradan bir yurttaş gibi sinema salonlarına giden, sokaklarda dolaşan biriydi Olof Palme. Öldürülmesi için hiçbir siyasi sebep yoktu. İsveç toplumu, siyasi kültürü ve geleneği bakımından böyle bir analiz yapmayı dahi akla getirecek bir toplum değildi..
Özal da tıpkı Palme gibi, bir suikaste hedef oldu.
Saldırıdan kurtuldu, ama beş yıl sonra da şüpheli bir biçimde hayatını kaybetti.
Silahlı saldırıya uğraması, doğru dürüst soruşturulmadı bile. Derin devletin işi deyip geçildi.
Peki derin devlet nedir?
Türkiye’de bunca tecrübeye rağmen, derin devletin, NATO üyeliğimizle beraber ve ABD’nin marifetiyle oluşturulmuş basit bir gizli örgütlenme olduğuna inanılıyor. Soğuk savaş yıllarına ait bir mesele, dolayısıyla GLADYO’ların tasfiyesiyle beraber sona ermiş bir konu diye düşünülüyor. Oysa bu izah Türkiye’deki derin devleti, bu derin devletle bağlantılı, yüzyıla uzanan iktidar çatışmalarını ve derin devlet adına sahneye konulan iktidar taleplerini hiçbir şekilde anlamaya yetmez. İlginç olan şu ki, GLADYO’ların tasfiye edildiği dönemde Türkiye’nin GLADYO’su en güçlü dönemini yaşıyordu.
Sebep ise tamamen ‘Kürt savaşıdır.’
Ergenekon dava sürecinde derin devlet, başta ordu olmak üzere kimi kurumlardan önemli oranda tasfiye edildi.
Ama derin devletin medyadaki mütefekkirleri bu tasfiyeyi ‘millete karşı girişilmiş bir ihanet’ olarak sunmayı başardılar.
***
Derin devlet bugün Ergenekon’la ve bu davadan yargılanan sanıkların bir takım eylem ve faaliyetleriyle özdeşleştiriliyor.
Eğer bu doğruysa, derin devletin bürokratik bir kalıntıdan ibaret bir şey olmadığını, Ergenekon sürecinden sonra, siyasi manevra ve faaliyet alanının medyadan, aydınlara, sanatçılara, oradan sivil topluma ve siyasi partilere kadar bir hayli genişlediğini söylemek mümkündür.
Yani derin bir devlet var; ama örgütsel manada Ergenekon olarak tanımlayabileceğimiz, dört başı mamur bir siyasi faaliyet ve bu siyasi faaliyetin hedefi haline gelmiş bir ‘Ergenekon halkı’ da var.
Derin devlet Başbakan’ın ofisine ve kimbilir daha nerelere ‘böcek’ koyuyor, Türkiye’nin siyasi çatışma zemininde kalmasına hizmet eden fikirler üretiyor, Kürt sorunundan Esat’a varıncaya kadar belli düşünceleri medyaya servis ediyor, böylece entelektüel zeminin dinamiklerini belirlemede önemli rol oynuyor. Derin devlet-Ergenekon-siyasi alanda da epey güçlü. Hedefinde şimdi Kılıçdaroğlu var. Medyada olup bitenlere ve İşçi Partisi’yle CHP arasında yaşanan ilginç gelişmelere, ilerde olup biteceklere şaşırmamak için, sanırım bir de bu yönlü bakmaya çalışmakta fayda var.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.04.2016
13.04.2016
11.04.2016
10.04.2016
8.02.2016
6.02.2016
5.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
30.03.2016