Şahin ALPAY
Köşe yazarları olarak hepimiz eleştiriliyoruz. Bir demokraside elbette ki bu çok olağan ve istenen bir durumdur. Eleştirilmeyen yazar ciddiye alınmıyor demektir.
Ne var ki “eleştiriler” örgütlü küfür kampanyaları niteliğine büründüğünde ciddiye alınmaz. Okuduğunu anlamaktan aciz olanların ya da söylenenleri çarpıtanların yönelttikleri türden “eleştiriler”in de ciddiye alınması beklenemez.
Geçenlerde arkadaşlarım, başbakanın baş danışmanı olup, bir gazeteye gerçek ismiyle, başka bir gazeteye takma isimle yazan bir milletvekilinin, takma ismiyle yazdığı köşede bir yazıma yönelik eleştirilerde bulunduğunu haber verdiler. Okudum. Öncelikle şunu hatırlatmakta yarar olabilir: Basın meslek ilkeleri, siyasilerin düzenli olarak köşe yazısı yazmalarına cevaz vermez. (Artık Doğan Medya Grubu bile, bu ilkeyi kabul edip, milletvekili sıfatını taşıyan kimselere köşe yazdırmaktan vazgeçti.) Bugün dünyanın hiçbir demokrasisinde de başbakana danışmanlık yapan bir milletvekilinin bir gazeteye gerçek ismiyle, başka bir gazeteye takma ismiyle köşe yazması gibi bir garabete rastlanmaz. Tabii ki başbakanın danışmanı olan bir milletvekilinin söylenenleri çarpıtması, bundan daha az bir garabet değildir.
“Evet, Batı ikiyüzlü. Ya Türkiye?” (22.08.2013) başlıklı yazımda, “Batı’nın değil Türkiye’nin ikiyüzlü davrandığını” söylemediğim başlıktan belli. Yazıda değerleriyle çıkarlarını dengelemek zorunda olan bütün ülkelerin kaçınılmaz olarak “ikiyüzlü” davrandıklarını vurguladım. AKP hükümetinin Suriye politikası buna çok iyi bir örnek. AKP hükümeti Arap devrimleri öncesinde izlediği (çok da başarılı olan) “komşularla sıfır problem” politikası uyarınca, Suriye’de bir darbeyle iktidara gelmiş olan dikta rejimiyle yakın ilişkiler kurdu. Bunun, değerler açısından savunması, yakın ilişkilerin Suriye’yi demokratikleşmeye özendireceğiydi. Çıkarlar açısından gerekçesi ise çok açıktı: iktisadi ilişkiler gelişecek, bu da barışçı ilişkileri teşvik edecekti.
Suriye’de halk isyan edince AKP hükümeti, diktatörlüğün kısa sürede devrileceği varsayımıyla, birkaç aylık demokratikleşmeye ikna çabalarından sonra, Şam’la köprüleri attı. Değerleri uyarınca muhalefete (diplomatik ve sair) destek vermeye başladı (ve çok isabetli olarak) kapıları Suriyeli sığınmacılara açtı. Çıkarlar uyarınca da ağır sığınmacı yükünden bir an önce kurtulabilmek ve Suriye’nin dağılmasını önlemek amacıyla başta ABD, Batılı müttefikleri muhalefetin ağır silahlarla teçhizine ve uçuşa yasak bölge ilanına iknaya çalıştı. Ne var ki bunların hiçbiri kabul görmedi. Nihayet şimdi ABD, rejimin kimyasal katliam yaptığı gerekçesiyle “Kosova-tipi” bir müdahaleyi düşünmekte. Müdahalenin sonuçlarından çekindiği için Britanya parlamentosu, bu müdahaleye katılma izni vermedi; hiçbir Arap ülkesi de müdahaleye destek vermiyor.
AKP hükümeti gerek “demokratik” değerler açısından, gerekse çıkarlar açısından, yani Suriye’de istikrarın sağlanmasına hizmet edeceği umuduyla müdahaleye destek veriyor. Ama gerek “İslami” değerleri açısından (Hıristiyan ülkelerin Müslüman çoğunluklu bir ülkeye saldırmasını destekleme noktasından), gerekse ulusal çıkarlar açısından (müdahalenin Türkiye’ye çok zarar verebileceği noktasından) eleştiriliyor. Her durumda AKP hükümetinin, gerek Arap devrimleri öncesinde, gerekse sonrasındaki Suriye politikasının sadece değerlere değil aynı zamanda (kendince belirlenen) ulusal çıkarlara göre şekillendiği konusunda bir tereddüt olamaz..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020