Şahin ALPAY
Türkiye’nin giderek çirkinleşen ve üzücü hal alan siyasi kutuplaşma ortamından birkaç günlüğüne olsun uzaklaşıp, yıllardır hayalini kurduğum bir seyahati gerçekleştirme fırsatını bulduğum için mutluyum.
Geçen haftayı İspanya’nın Andalusia özerk bölgesinde geçirdim. İslam uygarlığının bazı en nadide eserlerinin bulunduğu Cordoba ve Granada kentlerini ziyaret ettim. İki kenti birleştiren, kimi Müslümanlar, kimi Katolikler tarafından inşa edilen Ortaçağ kaleleri arasından kıvrılarak uzanan, çevredeki dağların tepelerine kadar zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğu “Hilafet Yolu”ndan geçtim.
Bilindiği üzere Mağrip Arapları 7. ila 15. asır arasında yaklaşık 8 yüzyıl süreyle, bugün İspanya ve Portekiz’i kapsayan İberya yarımadasının büyük bölümü üzerinde egemenlik kurdular. Cordoba (Kurtuba) 711’den itibaren Endülüs Emevi devletinin başkenti oldu. 929’da Sultan III. Abdurrahman (o sıra bu sıfatı üstlenen üçüncü kişi olarak) kendini halife ilan edince kent, hilafet merkezi haline geldi. Kurtuba 1236’da Hıristiyanlar tarafından geri alınınca, bu kez 15. yüzyıla kadar uzanan dönemde, Nasrid hanedanının payitahtı Granada (Gırnata) Endülüs’ün en önemli kenti niteliğini kazandı. İşte bu nedenle Cordoba ile Granada’yı birleştiren yola bugün de “Hilafet Yolu” deniyor.
Cordoba’da, sonradan katedrale çevrilen, yaklaşık bin sütun üzerine kurulu ve 24 bin metrekareyi kapsayan Büyük Cami’yi (Mezquita) ve Sultan III. Abdurrahman’ın gözdesi Zehra’nın adını verdiği Medina Al Zahra Sarayı’nın kalıntılarını ziyaret, beni zihnimde tarihi Endülüs’e götürdü. Granada’da El Hamra Sarayı’nı ziyaret de öyle... Bu eserler kuşku yok ki İslam mimarisi ve sanatının Ortaçağ İberyası’nda ulaştığı zirveyi temsil etmekte. Görülmeye değer olağanüstü yerler.
Ancak itiraf etmeliyim ki benim Endülüs’e ilgim, söz konusu eserlerin sanatsal ve estetik değerlerinin uyandırdığı hayranlıktan ziyade, bölgenin kimliklerin etkileşimi ve evrimi açısından verdiği derslere odaklanmakta. Şöyle ki, Müslümanlar Cordoba’yı savaş yoluyla değil, kentin Hıristiyan ve Yahudi halkının hayat ve inançlarını güven altına alan bir sözleşmeyle hakim oldular. Osmanlı dahil öteki İslam devletleri gibi, Endülüs Emevi devletinin de değişen sınırlar içinde İberya’ya yaklaşık 8 yüzyıl egemen olmasını önemli ölçüde mümkün kılan, yerli halkın dinsel inançlarına saygı gösterme ilkesi oldu.
Hıristiyanların Endülüs’ü yenilgiye uğratmalarında Müslümanların 11. yüzyılda aralarında çıkan “fitne savaşları” nedeniyle güç kaybetmeleri de rol oynadı. Hıristiyan krallar 15. yüzyılın sonunda İberya’nın tamamına yeniden hakim olduklarında, Müslüman ve Yahudi halk ya ülkeden kovuldu ya da Hıristiyanlığı kabule zorlandı. Din değiştirip kalanların birçoğu Engizisyon’un kurbanı olmaktan kurtulamadı.
Endülüs’ün bana ve birçoklarına verdiği ders şu: Bugün Hıristiyan dünyasının, Soğuk Savaş’ın sonuna kadar yaşanan çok acı tecrübelerden sonra, gerçekte bütün kültürlerin katkılarıyla oluşan çağdaş uygarlığın temelinde yatan ilkeyi, yani farklı siyasi görüşlere ve etnik – dinsel kimliklere saygı ilkesini az çok kabul etmiş olduğu söylenebilir. Öte yandan denebilir ki, genel olarak İslam dünyası, devam etmekte olan az veya çok şiddetli iç çatışmaların gösterdiği üzere, yaşanan çok acı tecrübelere rağmen bu ilkeyi yerleştirmekten hâlâ uzak. Bugün Suriye ve Irak’ta yaşananlar, Müslümanların 8-13. yüzyıllar arasında geliştirdikleri uygarlığın temel taşlarından biri olan, kimlikleri olduğu gibi kabul ilkesini yeniden yerleştirme ihtiyacında olduklarının en açık kanıtı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020