Şahin ALPAY
Milli Görüş Hareketi’nin Refah Partisi ile birlikte yükselişe geçtiği yıllarda Milliyet’te yazıyordum.
Yenilikçi kanada seslenen yorumlarda işlediğim başlıca temalardan biri şuydu: İnançlı Müslüman olmak, siyasette bir üstünlüktür. Bütün kural ve kurumlarıyla özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi benimseyecek olursanız, Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunabilirsiniz… Daha sonra bu yazılarımın, muhatapları arasında yankısız kalmadığını duyacaktım.
2001’de Milliyet’te işime son verildiğinden, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşu sırasında yazma olanağına sahip değildim. Ama Zaman’da 5 Kasım 2002’de çıkan ilk yazımda, sadece 3 Kasım seçimlerinin değil, bizzat AKP’nin Türkiye’de “demokrasinin zaferi” olduğunun altını çizdim. Genel seçimlerde AKP’ye hiç oy vermedim. “AK Parti” kısaltmasını ispata muhtaç bir temenniden ibaret gördüğüm için hiç kullanmadım. Özellikle medya, enerji, çevre, Kürt sorunu, laiklik ve çeşitli başka konularda eleştirilerimi esirgemeden, “Yetmez ama evet” dediğim 2010 referandumuna kadar AKP’nin icraatlarına genelde destek verdim. Doğru olan da buydu.
1990’ların sonlarında, sonradan AKP’nin tepe yönetimini oluşturan Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın her biri ile sadece bir defa baş başa sohbet vesilesi buldum. (Siyasi, iktisadi, idari ve sair güç sahiplerinden uzak durma gayretimde gazeteciliğin haber kaynaklarına fazla yakın olmama ilkesinden çok, benim eşit olmayan ilişkilerden haz etmeyen kişiliğimin rolü vardır.) Erdoğan gibi Gül’ün Çankaya’ya çıkmasına da, bunun bir yetenek israfı olacağı gerekçesiyle karşı çıktım, ama TBMM öyle uygun görünce saygıyla karşıladım. Gül’ün Çankaya’daki performansını genelde takdir ettim. RP’de yaygın demokrasiyi “Yunan yutturmacısı” olarak gören zihniyetin aşılmasında önemli rol oynadığı kanısına vardığım Arınç, zaman zaman yakışmayan beyanlarına rağmen, topluma kendini AKP’deki sağduyu ve vicdanın sesi olarak tanıtmayı başaran siyasetçi oldu.
Başbakan’ın son genel seçimden bu yana yöneldiği keyfî ve otoriter liderliğin her ikisini de rahatsız ettiği anlaşılıyor. Erdoğan’ın Gezi Parkı gösterilerine gösterdiği sert tepkiyi benimsemediklerini çeşitli yollardan ifade ettiler. Gül demokrasinin seçimden ibaret olmadığını birkaç kez açıkladı. Arınç’ın Erdoğan’ın hotzotları karşısında istifanın eşiğine geldiği duyuldu. Erdoğan’dan açıkça “özgül ağırlığı”na saygı göstermesini istedi. İkisinin 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması karşısındaki tavırları da Erdoğan’dan farklı. Erdoğan’ın soruşturmayı örtbas etmek için kullandığı “paralel devlet, çete, örgüt, gözü dönmüş Haşhaşiler” laflarını tasvip etmedikleri besbelli. Fethullah Gülen Hocaefendi’ye yönelik “yalancı peygamber, sahte veli, âlim müsveddesi” şeklindeki nefret söylemini de...
İkisi de Başbakan’ın kendisi gibi düşünmeyen hemen herkesi vatan haini ilan eden; toplumu çok tehlikeli bir şekilde kutuplaştıran; yolsuzlukları örtbas etmek için hukuk devletini tahrip eden; kısaca akıl, izan ve mantıkla bağdaşmaz bir çizgi izlediğini görmüyor olamazlar. Başbakan’ın götürdüğü yerin, ülkeye büyük zarar vereceği ayan beyan ortada. Toplumun çoğunluğu, bu iki önde gelen siyaset adamının ülke çıkarlarına sadakatlerinin, Başbakan’a duyduklarından çok daha güçlü olduğuna inanıyor; onlardan ülkeye de partiye de büyük zarar verecek olan bu gidişe dur demelerini bekliyor. Cumhurbaşkanı Gül önüne gelecek, özgürlükleri ve hukuk devletini tepeleyen yasaları veto etmeli. Aksi takdirde saygınlığı zarar görecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020