Şahin ALPAY
AKP hükümeti başörtüsü yasağını yükseköğretimden sonra ortaöğretimde de kaldırdı.
Yeni yönetmelikle “yüzü açık” olmak koşuluyla 10 ve üzeri yaştaki kız öğrenciler diledikleri gibi örtünebilecek; belki çarşafla da okula devam edebilecekler. Bu düzenleme, hükümet yandaşları tarafından özgürlük yönünde büyük bir reform olarak sunuluyor. Öyle mi?
Başörtüsü yasağının üniversite öğrencileri ve (belirli istisnalarıyla) kamu görevlileri açısından 2011 başlarında fiilen, sonra resmen kaldırılması, hemen hiçbir itirazla karşılanmadı, geniş bir mutabakatla kabul gördü. Çünkü tartışmalar sonunda büyük çoğunluğuyla toplum bu yasağın, inanç özgürlüğü ve eğitim hakkıyla çeliştiğini idrak etti. Son düzenlemeye ise hayli tepki var; geniş bir kesim, 18 yaşını doldurmamış, dolayısıyla yasa uyarınca ergen olmayan kişilerin özgürlüklerin öznesi olamayacağı gerekçesiyle bu uygulamaya itiraz ediyor. Bunu Erdoğan’ın “dindar bir nesil yetiştireceğiz...” söylemi; bütün okullarda imam hatip sınıfları açılacağına, karma eğitime son verileceğine dair haberler bağlamında değerlendiriyor ve dayatmalardan haklı olarak ürküyor.
Ben, çocukların eğitiminde vâsileri olan anbabaların tercihlerine saygı gösterilmesi gerekçesiyle başörtüsü yasağının ortaöğretimde de kaldırılmasını ilke olarak onaylıyorum. Ne var ki, yasağın konu gereğince tartışılmadan kaldırılmasını, AKP iktidarının “ben yaptım, oldu” dayatmasıyla uygulamaya konmasını, eğitimde artan dinî dayatmalar konusunda zaten bölünmüş olan toplumda kutuplaşmayı tahrik etmesi açısından sakıncalı buluyorum. Özgürlükçü bir reform olarak sunulması ise tümüyle demagojik...
Niye? Çünkü AKP iktidarı, özgürlükleri kısıtlamayı sürdürdüğü gibi eğitimde de anbabaların seçme özgürlüğünü kısıtlamayı sürdürüyor. Bunun en açık örneği, 12 Eylül anayasasıyla gelen zorunlu “Din kültürü ve ahlak bilgisi” dersinin, bütün inançlar (ve inançsızlar) hakkında bilgi verilen bir ders olarak değil, Diyanet yorumuyla Sünni İslam’ın öğretilmesi şeklinde uygulanması sürüyor. Başkası değil, AKP iktidarının ilk döneminde TBMM Milli Eğitim Komisyonu başkanlığı yapan, Diyanet İşleri eski Başkanlarından Tayyar Altıkulaç, zorunlu din dersi uygulamasının yanlış yapıldığı konusunda defalarca uyarılarda bulunduğunu söylüyor. (Hürriyet, 18.09.2014)
Alevi yurttaşların uzun yıllar boyunca verdikleri mücadele sonucunda AİHM bu şekliyle zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ters düştüğüne karar verdi. Bakalım hükümet bu kararın gereğini yerine getirecek mi? Bu arada şurasının bilinmesi gerekir ki, bırakın Avrupa Birliği üyelerini, Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerin hiçbirinde zorunlu din dersi yok. Sadece Kıbrıs Rum Yönetimi’nde, o da Ortodoks çoğunluk için zorunlu din dersi uygulaması var.
Kürt yurttaşlarımızın birçoğu çocuklarının anadilde eğitim görmelerini talep ediyor. Anadilde eğitim Kürtlerin ortak, meşru, demokratik bir talepleri değil mi? Eğer ayrım yapmaksızın tüm anababaların tercihlerine uyulacak ise, bu talebin karşılanması, talep edilen yerlerde iki dilli öğretime geçilmesi için gerekli hazırlıklara başlanması çoktan gerekmez miydi? Hani asimilasyon insanlığa karşı suçtu!
Ya sekizinci sınıftan itibaren okutulan, Ermenilere karşı düşmanlık telkin eden, nefret suçu işleyen bölümler içeren İnkılap tarihi ve tarih ders kitapları hakkında ne demeli? (Bkz. Taner Akçam’ın Taraf gazetesinde 15 – 18.09.2014 tarihlerinde çıkan yazıları.) Söylenecek bir tek şey var: Bu kitaplar, başta Ermeni öğrenciler ve ailelerinden özür dilenerek derhal toplatılmalı!
Neticeten: Eğer özgürlük konusunda samimi iseniz, ayrımcılık yapmayın; tüm ana-babaların kimliklerine ve tercihlerine saygı gösterin! Her şeyden önce eğitimi bağnazlıkların değil, özgür düşüncenin gelişmesine hizmet eder hale getirin.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020