Şahin ALPAY
Geçenlerde bir uçak yolculuğunda yanımda oturan beyle sohbete daldık. Önce, Cumhuriyet tarihinin en ağır rüşvet ve yolsuzluk iddialarına konu olan AKP iktidarının, askeri idare dönemleri hariç Türkiye’nin gördüğü en otoriter, en baskıcı, en hak hukuk tanımayan yönetim olduğu konusunda anlaştık ve dertleştik.
Sonra bey, saygılı bir dille şunları söyledi: “Ama Şahin Bey, bunların gizli gündemleri olduğu besbelliydi. Maalesef siz ve sizin gibi düşünenler, AKP iktidarını hem içeride, hem dışarıda çok iyi tanıttınız. Bugünlere gelmemizde sorumluluğunuz var…”
AKP’ye “Ak Parti” demeyi baştan reddettim. (“Önce gerçekten ‘temiz’ olduğunuzu, yolsuzluğa bulaşmadığınızı gösterin…” dedim. Ne kadar isabet etmişim!) Hiçbir genel seçimde AKP’ye oy vermedim. Başta medya, enerji ve çevre politikaları, Kürt sorunundaki zikzakları olmak üzere AKP yönetimini eleştirmekten geri durmadım. Ama evet, ilk iki iktidar döneminde bu hükümete içeride ve dışarıda destek verdim. Çünkü ekonomi büyüyordu, askerin siyasi rolü geriliyordu, Kürt kimliğinin inkârı bitmişti, dini inançlar üzerindeki baskılar azalmıştı, Alevi çalıştayları dahi yapılıyordu ve de “komşularla sıfır problem” politikasını çok isabetli buluyordum. Ne var ki üçüncü döneminde, rotasını tersine çeviren, öncülük ettiği bütün kazanımlarını bir bir yok etmekte olan AKP iktidarına bakınca diyorum ki, eğer verdiğim destekle güçten başının dönmesine zerre kadar katkıda bulunduysam bin kere pişmanım.
Evet birçoğumuz, AKP iktidarının adım adım özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi yerleştireceğini umduk ve yanıldık. Peki, ama AKP’yi iktidara getiren esas neden iktidarın dizginlerinin asker–sivil bürokrasinin elinde olduğu, Kürtlerin varlığının bile inkâr edildiği, dini inançların “irtica” sayılıp baskı altında tutulduğu, onlarca yıl süren askeri vesayet düzeni değil miydi? Bu düzeni tahkim eden askeri darbeler, darbe girişimleri ve tehditleri değil miydi? Ve bu düzene ciddi bir itiraz getiremeyen, rant paylaşımında ekonomiyi krizden krize sürükleyen sözde laik siyasiler değil miydi? AKP iktidarının bugün hâlâ seçmenlerden önemli destek görmesinin temel sebeplerinden biri, AKP giderse otoriter kimlik ve laiklik politikalarının tümüyle geri geleceği kaygısı değil midir?
Gerçek şu ki, bugün Türkiye tarihindeki en otoriter sivil yönetimle karşı karşıyayız. Daha da kaygı verici olan, AKP yönetimi iktidarını korumak için bir yandan “paralel devlet” safsatasıyla askeri vesayet yanlılarıyla (Balyozcu ve Ergenekoncularla) işbirliği yaparak cadı avını TSK saflarına yaymaya çalışıyor, öte yandan askeri yeniden siyasi rol üstlenmeye yöneltiyor.
12 Eylül anayasası bile “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır...” diyor. Buna karşılık MGK’da, hukuk devletinde yeri olmayan “paralel yapılar, legal görünümlü illegal yapılar” kavramları kullanılarak, Hizmet Hareketi’ne karşı başlatılan cadı avının bütün dini gruplara yayılması kararı alınıyor. (Bkz. “Cemaatleri kodladılar”, Taraf, 29.11.2014.)
Hükümet sözcüsü medya, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün tasfiyeye hazırlık olarak 180 bin polis memurunu inançlarına göre fişlediğini, bunlardan 41 bininin sözde “paralel yapı” (yani Hizmet Hareketi) ile bağlantılı olduğunun belirlendiğini yazmakta bir sakınca görmüyor. (Bkz. Sabah, 28.11.2014.) Yurttaşların dini inançlarından dolayı fişlendiği, ayrımcılığa tabi tutulduğu, hiçbir delil gösterilmeden topluca suçlandığı, cadı avına tabi tutulduğu bir yerde ne laiklikten söz edilebilir ne de demokrasiden.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020