Şahin ALPAY
Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı makamında giderek belirgin hal alan üç eğilim sergilediği gözleniyor.
Birincisi, demokratik meşruiyetle ilgili. Demokratik meşruiyetin göreve seçimle gelme boyutu açısından sorun yok. Sayın Erdoğan cumhurbaşkanlığına ilk turda, yüzde 52 oranında oy alarak seçildi. Demokratik meşruiyetin öteki, hukuk devleti boyutu açısından bakıldığında ise durum farklı.
Erdoğan, kısmen “koşan, terleyen, öncekiler gibi yan gelip yatmayan” cumhurbaşkanı olmak iddiasıyla, kısmen de “Türk usulü başkanlık” sistemine geçilmesi için yürüttüğü kampanyanın bir parçası olarak hem cumhurbaşkanı, hem başbakan, hem de iktidar partisi başkanı gibi davranıyor. Bu davranışının mevcut anayasal düzenle, cumhurbaşkanının anayasada yazılı görevleriyle ve tarafsızlık yeminiyle bağdaşmadığı ortada. Kendisi de bunun farkında olduğu için, “Hukuku zorlama noktasından sıyrılmak için de başkanlık sistemine ihtiyaç var…” dedi. Tarafsızlık yemini hatırlatıldığında da, “Ben tarafım ama, milletin tarafındayım…” diyor. “Millet” dediğinde sadece kendisine oy verenleri kastettiği de hayli açık.
İlginç olan, Cumhurbaşkanı’nın anayasayı açıkça ihlal etmesinin bir müeyyidesinin bulunmayışı. (Anayasaya göre, Cumhurbaşkanı ancak “vatana ihanet” suçlamasıyla yargılanabiliyor. O suçlama için dahi meclisin üçte ikisinin teklifi ve dörtte üçünün onayı gerekiyor.) Prof. Dr. Eser Karakaş’a göre, bunun nedeni anayasa yapılırken Cumhurbaşkanı’nın anayasayı çiğneyebileceğinin kimsenin aklına gelmemiş olması…
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ehliyetine, yani makamın gerektirdiği bilgi birikimine sahip olup olmadığının sorgulanmasına yol açan beyanları çoğaldı. Yakınlarda gelişmiş ülkelerin “tamamına yakınının” başkanlık sistemiyle yönetildiğini ileri sürmesi; “İngiltere bile yarı–başkanlıktır. Hakim unsur kraliçedir…” şeklinde konuşması çok şaşırttı. “Aman bu sözler yabancı dile tercüme edilmesin…” diyenler dahi çıktı. Erdoğan’ın yatırımı ve büyümeyi teşvik edeceği iddiasıyla faiz oranını düşürmesi için Merkez Bankası üzerinde giderek artmakta olan (“Merkez bağımsızsa ben de bağımsızım…”a varan) baskısı da iktisatçıları hayrete düşürmekte. Çünkü iktisatçıların bildiği, bugünkü ortamda faizin düşmesinin döviz kurunun yükselmesine, enflasyonun artmasına ve makroekonomik dengelerin bozulmasına yol açacağı. Erdoğan’la ters düşmemek için azami gayret sarfeden ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da sonunda “Merkez Bankası’nda gayet yetkin bir ekibimiz var, ekibimize güveniyoruz... Doğru zamanda doğru kararlar aldıklarına inanıyoruz…” demek zorunda kaldı.
Erdoğan’da 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasından sonra belirginleşen eğilim ise özgüven sarsılması olarak nitelenebilir. Kimilerine göre bunda soruşturmanın eninde sonunda kendisine ve aile fertlerine kadar uzanabileceği endişesi rol oynuyor. Söz konusu özgüven sarsılması, kendisine sormadan “şeffaflık paketi”ni gündeme getiren Başbakan Ahmet Davutoğlu ve kendisine rağmen milletvekili olmak için istifa eden MİT Başkanı Hakan Fidan dahil en yakınlarının bile sözünü dinlemediklerine, yalnız bıraktıklarına dair ifadelerine yansıyor; “Nefsi müdafaa benim hakkım… Yalnız başıma kalsam bile tek başıma mücadele edeceğim…” diyor. “Sır küpüm” dediği Fidan’dan kuşkusunu gizlemedi; ona “bazı vaadlerde bulunulmuş olabilir…” diye konuştu.
Aynı zamanda başbakan ve parti başkanı olarak davranan; meşruiyeti, ehliyeti ve özgüveni sorgulanan, ama “400 milletvekili” isteyebilen bir Cumhurbaşkanı ile (“başkanlık sisteminin oylanacağı”) hayati bir genel seçime doğru gidiyoruz. İngilizcede “işler iyice kötüleşmeden düzelme yoluna girmeyecek” mealinde bir deyim var. Sanırım Türkiye’nin halini iyi özetliyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020