Şahin ALPAY
Birbirleri hakkında söylediklerini hatırlatmadan olmayacak. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “bu ülkede bir hükümet olduğunu” hatırlatan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a karşı özetle şunları söyledi: Paralel yapı bizi içimizden vurmak istedi ve darbeyi Bülent Arınç’la gerçekleştirdiler.
Arınç’ın kızı ve damadı fanatik paralelci. Kızının, eşinin ve özellikle damadının baskısına dayanamaz. Çıkışı paralel yapının talimatıyla olmuştur. İstifa etmelidir. Ancak paralel yapının sonuna kadar direneceksin talimatı nedeniyle istifası uzak ihtimaldir, görevden alınmalıdır. Arınç seni istemiyoruz...
Gökçek’in bu sözlerine Arınç, özetle, şöyle cevap verdi: Benim cemaat denen olguya sevgi ve sempatimi 78 milyon bilir. Ama paralel yapının 17/25 Aralık sahtekarlıkları ortaya çıktığından beri ben hükümetimin yanındayım. Ben ve ailem paralel yapının bir milli güvenlik meselesi olduğunu biliyor ve bununla mücadele ediyoruz. Amerika’ya giden, olimpiyatlara koşan, bu hizmetlerin ne kadar iyi olduğunu anlatan benim. Ama Gökçek daha fazlasını yaptı. Seçimlerde oy isterken bu yapının kucağına oturdu. Bu yapıya Ankara’ya parsel parsel sattı. Yurt yerleri verdi, zengin iş adamlarına okullar yaptırdı. 30 Mart’a kadar da paralel yapıyla ilgili ağzından tek bir kötü cümle çıkmadı. Gökçek, oğlunun milletvekili adaylığını netleştirmek istiyor. Birilerine yaranmak istiyor…
Gökçek ile Arınç arasında yaşanan kavga çeşitli açılardan anlamlı bulunabilir. Bana göre asıl altı çizilmesi gereken anlamı, “paralel yapı / yapılanma” safsatasının kullanılmasında gelinen son aşamayı ifade etmesi. “Paralel yapı” safsatası, 17 / 25, 2013 Aralık Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının örtbas edilmesi amacıyla dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından ortaya atıldı. Erdoğan’ın esin kaynağı, askerî vesayet yandaşlarının (mahkûmiyetle sonuçlanan, ilki Yargıtay’ca da onaylanan) Balyoz ve Ergenekon davalarının hiçbir temeli olmadığı, yargı ve emniyetteki “Fethullahçı çete” tarafından uydurulduğuna dair palavralarıydı.
“Paralel yapı” safsatasıyla 17 / 25 Aralık soruşturması örtbas edildi. İlan edilen “cadı avı” ile binlerce emniyet, yüzlerce yargı mensubu görevlerinden alındı; kimileri gözaltına alınıp tutuklandı. Böylelikle, adını Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk’un koyduğu “safsata,” yalnızca soruşturmanın örtbas edilmesi için değil, devlet cihazının tek – adam, tek – parti yönetimine biat etmesini temini için kullanıldı. Orada da kalınmadı, Balyoz ve Ergenekon davaları “milli orduya kumpas” ilan edilerek AKP iktidarıyla askerî vesayetçiler arasında siyasî ittifak aracı haline getirildi.
Havuz medyası, Oya Baydar’ın ifadesiyle, “Adem Baba’dan bu yana ne kadar suç, günah, cinayet işlenmişse hepsini paralel yapının işi!” ilan etti. Hırsızlar, katiller, rüşvetçiler, yolsuzluk yapanlar, şikeciler, tecavüzcüler, hepsi kendilerinin “paralel yapının kumpası”na geldikleri iddiasıyla yakalarını kurtarma peşine düştüler. (İbret verici örnekleri için bkz. Behram Kılıç, “Paralelli terelelli,” Aksiyon, 12 – 18 Ocak 2015.)
“Paralel yapı” safsatasının AKP içindeki mücadelelere konu olduğu, yaklaşan genel seçimlerde adaylık yarışında rakipleri tasfiye etmek için kullanıldığına dair haberler yayılmaktaydı. Ama Gökçek ile Arınç’ın birbirlerini “paralel” olmakla suçlamaları, AKP hiyerarşisinin en tepelerinde bulunan iki siyasetçinin arasındaki kavganın aracı haline gelmesi, beyinlerin safsatayla ne denli zehirlendiğini apaçık ortaya koymakta. “Paralel yapı” safsatasının, McCarthyciliğin vahim bir örneği olduğunun hâlâ farkında olmayanlara acıyorum.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Fark, karizma olabilir mi?
14.06.2023 - Harikalar diyarında
21.12.2020 - Kaçık Radyo'ya uzun ömürler
6.02.2020 - Kemalizmin amaçlanmayan sonuçları
18.11.2020 - Darbecilikle boğuşurken popülizme yakalanmak
30.09.2020 - Assar Lindbeck ve liberal sosyal demokrasi
24.09.2020 - Yeni dünya görüşüm
20.07.2020 - Kadri bilinmemiş bir şah-eser
8.05.2020 - Trump'ın dünyaya verdiği dersler
29.04.2020 - Ne umduk, ne bulduk
21.04.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Abidin Ayvacı
Konuya farklı bir bakış açısı. Zorunlu eğitimin sadece 3 ay öne alınmasını yeni öğrendim.
turan kaya
hadi ya iyiki söyledin..