Şahin ALPAY
Yargının ve bürokrasinin büyük kısmı AKP iktidarına “mankurt” (bilinçsiz köle) kesilmişken, son günlerde bir kısmından “tam uyumlu” olduğu söylenemeyecek kararlar çıkmaya ve beyanlar duyulmaya başladı.
Medyadaki, AKP iktidarına “mankurt” kesilen bazı kalem erbabının dahi nedamet getirmeye başladığına dair işaretleri artıyor. Ama kuşkusuz en önemlisi, AKP içinden “mankurt” olmaktan yorulanların seslerini çıkarmaya başlaması. Geçenlerde çıkan “Bu yönetime AKP bile katlanamaz” (15 Ekim) başlıklı yazımda kimi AKP kurmaylarının 7 Haziran sonuçlarını değerlendirme toplantısında dile getirilenlerini aktarmıştım (Nokta dergisi, 12 Ekim). Nokta, sansürlemeye rağmen, “AKP günlükleri”nin ikinci bölümünü de yayımladı. (19 Ekim)
Bu ikinci bölümde çıkan dikkat çekici beyanlardan sadece birkaçını aktarmakla yetineyim. Mahir Ünal: “Toplumdaki her duyguyu sömürdük. Buna psikolojide duygusal vampirlik deniyor. Bizim parti olarak gerçeklik algımız bozuldu. Toplumu doğru bir şekilde okumaktan yoksunuz…” Mücahit Arslan: “Çok açık bir şekilde iddia ediyorum; eğer 7 Haziran öncesi yaşanan gerilimin yarısı dahi bu kampanyada yaşansa biz 3–4 puan kaybederiz. Gerilim aynı şiddette devam ederse yüzde 35'in altına ineriz. Başbakan kendisini geri planda tutarsa, biz bu seçimi çok rahat kazanırız…” Faruk Çelik: “HDP'ye karşı kullandığımız dil bizi dibe çekiyor. Cumhurbaşkanı, başbakan, parti kadroları Selahattin Demirtaş'a yüklenince, ayrımcılığın mağduru haline geliyorlar...” Lütfü Elvan: “Özgürlükçü bir yaklaşımla gençleri kazanmalıyız. Demokrasi konusundaki zikzaklarımız bize kaybettiriyor…”
Gördüklerim bana “batan gemiyi önce fareler terk eder” atasözünün AKP için işlemeye başladığını düşündürüyor. Abdullah Gül ekibinin yeni bir parti kurma girişiminde olduğuna dair spekülasyonlar (bkz. Taraf, 21 Ekim), Devlet Bahçeli'nin 1 Kasım'dan sonra Meclis'te ortaya çıkacak “5. partinin koalisyon oluşumunda kilit rol oynayabileceğine” dair beyanları da bu gözlemi destekler nitelikte. Fakat bu yazıda esas dikkat çekmek istediğim, seçmen desteği üzerine kurulu otoriter rejimlerin nasıl çözüldüğüne dair, ABD'nin saygın Duke Üniversitesi öğretim üyesi olan değerli sosyal bilimci Prof. Dr. Timur Kuran'ın analizi. Kuran, Rusya'daki Putin muhaliflerinden “Institute of Modern Russia/Modern Rusya Enstitüsü”ne verdiği çok ilginç mülakatta (14 Ekim) şu hususları vurguluyor:
Rusya ve benzeri baskıcı rejimlerde (yani ‘seçimli otokrasi'lerde) iktidarın kontrolü altındaki medya sansür, oto–sansür ve çarpıtmalar yoluyla kamuoyunu rejim lehine şekillendirmeye çalışır. Farklı bilgi/haber kaynaklarına sahip olmayan yurttaşlar, olayları iktidarın gözüyle görür; sorunların iktidarın yanlışlarından değil, iç ve dış düşmanların kumpaslarından kaynaklandığına inandırılır. Bu durumda yurttaşlar iktidara karşı görüşleri varsa da, bunları açıklamaktan çekinir. Ne var ki, iktidarın yanlışlarını gösteren bilgi/haberlere ulaşmaya başlarsa, görüş ve tercihleri hızla değişebilir.
Kamuoyunun eğilimleri, seçkinler/elitler (yani siyasi, iktisadi, idari ve kültürel güç sahipleri) açısından doğruları söylemenin bedeli azaldığı zaman değişmeye başlar. İktidarı eleştiren sesler artarsa, daha önce iktidara yakın duran elitler, iktidara gelmesi olası muhalefetin yanına geçmeye başlar. Baskıcı rejimlerin çözülmesi başlıca iki şekilde olabilir. 1989 yazında Doğu Almanya'da görüldüğü gibi, “yukarıdan aşağıya” iktidar partisinin bölünmesiyle meydana gelebilir, ya da 2011'de Tunus'ta sokak satıcısı Muhammed Buazizi'nin polis baskılarına dayanamayıp kendisini ateşe vermesinde görüldüğü gibi “aşağıdan yukarıya” tetiklenebilir.
Bu vesileyle Timur Kuran'ın Türkçeye “Yalanla Yaşamak” (Yapı Kredi Yayınları, 2003) başlığıyla çevrilen kitabını da hatırlatayım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020