Şahin ALPAY
Yakınlarda Zaman'da TOBB Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek'in “Liberalizmin Krizi” başlığını taşıyan dikkate değer bir yazısı yayımlandı. (12–13 Ocak 2016)
Yazının ana argümanını şöyle özetleyebilirim: Türkiye'de bireylerin devlet tarafından çiğnenemez temel hak ve özgürlükleri olduğunu savunan liberaller, “bireysel özgürlüklerin sadece Türkiye'deki macerasıyla ilgilendiler,” askerin siyasi rolüne karşı verilen mücadelede liberalizmin evrensel ilkelerini feda ettiler. Kendileri dışında kalan (Milliyetçi, İslamcı, Sosyalist) hemen bütün kesimlerin “nefret”ini üzerlerine çektiler. Netice olarak ülke, asker yerine seçmen destekli otoriterliğin egemenliği altına girdi.
Feda edilen ilkeler şunlardı: Medya kuruluşlarının TMSF ve kamu bankalarıyla iktidarın denetimine girmesine itiraz edilmedi. Kamu ihale kanununda yapılan değişiklik dikkatlerini çekmedi. Sivil toplum üzerine düşen iktidar gölgesi rahatsız etmedi. “Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hukuki sürecin garabeti çok az sayıda liberalin ilgisini çekti.”
Gezi protestoları, 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarıyla beraber liberaller, “milli” ve “evrensel” liberaller olarak ayrıştı. Birincilerin söylemi çıplak bir AKP savunuculuğundan öteye gitmedi. İkinciler sonunda liberalizmin temel ilkelerini hatırlamayı başardılarsa da, 1 Kasım'dan sonra fikir tartışmalarından umut kesmiş bir ruh haline girdiler. Oysa şimdi gerekli olan, dünyayı Türkiye'den ibaret görme hastalığından kurtulmak için, liberalizmin literatürünün keşfedilmesi.
Özpek'in yazısı dolayısıyla hatırlatmak ihtiyacını duyduğum hususları şöyle sıralayabilirim: Türkiye'de liberal düşünce hiçbir zaman sağlam bir entelektüel birikime, temele sahip olmadı. Belki en iyi Hilmi Ozan Özavcı'nın gösterdiği gibi, liberal akım tohumları atıldığı yıllardan itibaren anti – liberal görüşlerle maluldü. (Bkz. “Liberal bilinenler niye bölünebilir?” başlıklı yazım, Zaman, 25.08.2015.) Bugün kendilerine liberal denilenler ya da bu sıfatı yakıştıranlar da Türkiye'de çok daha güçlü olan (Türk, Kürt veya sair) milliyetçi, sosyalist, hatta İslamcı geleneklerden gelip hayal kırıklığına uğrayan, liberalizmi keşfetmeye yönelenlerden oluşmakta.
Özpek'in “milli liberal” diye söz ettiği kimselerin sol'dan gelen önemli bir kısmı liberalliği hiçbir zaman benimsemediler, bu sıfatı kendilerine küfür olarak gördüler. Milliyetçi–muhafazakâr gelenekten gelenlerinin ise, liberal formasyona sahip olmaktan hayli uzak oldukları ya da “AKP savunuculuğuna” başka nedenlerle soyundukları ortaya çıktı. Bu kimselerden “liberal” diye söz etmenin bir anlamı olmamalı.
“Evrensel liberal” çizgide buluşanların, liberalizmin temel ilkelerini hatırlamaları ya da sahiplenmeleri ancak Türkiye'nin serüveni içinde mümkün olabilirdi. Liberal ilkeler sadece kitap okumakla (“külliyat, literatür” hatmetmekle) edinilemiyor; ancak siyasi pratik, mücadele içinde kavranabiliyor. Dünyanın neresinde olursa olsun liberal ilkelere içtenlikle bağlı olanların, genellikle hak ve özgürlükleri çiğnenen kimseler olması da bununla ilgilidir. Türkiye'de temel hak ve özgürlüklerinin ancak liberal demokratik bir düzende korunabileceğini yaşayarak öğreniyoruz.
Türkiye'de, çok–partili düzene geçilmesinden 21. yüzyıla kadar uzanan dönemde temel hak ve özgürlükler asker destekli otoriterliğin pençesinde oldu. Özgürlük talep edenlerin askeri vesayete ve onun ideolojik temellerine, Kemalizm'e karşı bayrak açmaları kaçınılmazdı. Ne var ki AKP tecrübesiyle anlaşıldı ki, otoriterlik asker destekli olabileceği gibi seçmen destekli de olabiliyor. Türkiye'de liberal, yani özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi yerleşecekse, otoriterliğin her türünün yenilgiye uğratılmasıyla mümkün olacak.
Özpek liberalizmin asker destekli otoriterliğe karşı mücadelede feda edilen ilkelerini doğru teşhis ediyor. Bu gerçek, bugünün seçmen destekli otoriterliğine karşı mücadelede daha iyi kavranıyor olmalı. Sonuç olarak, Türkiye'de liberalizmin krizinden ziyade, hak ve özgürlükler için mücadele içinde liberal bilincin güçlenmekte olduğundan söz etmek daha doğru olabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020