Sezin ÖNEY
Çocuk yaşlarda, Tarot kartlarıyla geleceği okumaya çalışırken, “Kader Çarkı” kartına takılıp kalırdım.
Ortaçağda oluşturulan Tarot kartlarının, 78 kartından en önemlilerinden biri, “Kader Çarkı”.
Tarot kelimesinin Arapçadan geldiği düşünülüyor; “T”, “R”, “Q” kökeninden, “turuq” yani “yollar” kelimesinden. Bir iddia da, “T-R-K” kökünden, “taraka”, yani “geride bırakma” türediği.
Tarot kelimesinin, “Torah” yani Yahudiliğin kutsal kitabına atıfta bulunduğu da söyleniyor. İddiaya göre, ilk ortaya çıktıkları yer Mısır.
Bu kartlarla ilgili çok “gizem” var ama söyleyebileceğimiz, Ortadoğu’nun antik çağlarından Avrupa’nın Ortaçağ’ına uzanan, ortak kültürün, ortak bilgeliğin eseri olduğu. “Doğu” ve “Batı” etkileşimlerinin ortak ürünü ve tüm insanlığın zaaf noktalarının birleşimi; bilinmezi bilinir kılmak, kadere hükmetmek, hayatı biçimlendirmek.
“Kader” kartının temsilÎ resmi, genelde, yüzü ve gözleri örtülü bir kadının, Tarot kartlarına soru soran kişinin kaderini simgeleyen bir çarkı döndürmesi imgelerini içerir. Çark dönünce, kader değişir.
“İyiye” veya “kötüye”.
Bir gün, bir insan gelir-kaderi değiştirir.
Bir gün, bir hastalık gelir-kaderin çarkını döndürür.
Rastgele bir karar.
Bir çocuk.
Bir tesadüf.
Bir yabancı.
Bir an.
Biri.
Yoksa çarkın başındaki aslında insanın kendisi mi... Değişimin yolunu açan, kaderi çağıran?
Batı ve Doğu diye adlandırarak ikiye ayırdığımız coğrafyalar için de, “kader” zaman içinde farklı anlamlandırılır olmuş. Hatta öyle ki, belki de, kadere olan farklı yaklaşım, Doğu ve Batı zıtlığını oluşturan temel kilit noktası.
Şans ve kaderin yöneticisi, Yunan mitolojisinde Tanrıça Tyche; sonra, Romalıların imgelemindeTanrıça Fortuna’ya dönüşüyor.
Tanrıça’nın yüzü ve gözleri örtülü; günümüzde, “Adalet”in uluslararası simgesinin gözleri bağlı, elinde bir terazi tutan kadın olması da, aslında “kader tanrıçasından” geliyor.
Bir yönüyle, adaleti getiren.
Bir yönüyle, adaletsizliği.
Hepsi, kadere hükmetme savaşından kaynaklanıyor.
İnsanın yaşamının koşullarını, insanın geleceğini önceden bilinebilir kılma mücadelesi.
İnsan yaşamının kısa ve zorluklarla dolu olduğu, hayatın güvencesinin az olduğu dönem ve yerlerde, kaderden nefret edilmiş.
Kader, sadece Tarot kartlarında değil, Ortaçağ’ın Doğu ve Batı “popüler kültüründe”, “kötü”, “kalpsiz”, “güvenilmez” olarak nitelenmiş.
11, 12 ve 13. yüzyıl, Orta Avrupa şiirlerinden oluşan Carmina Burana yazıtlarında da, “kader” sık geçen bir tema.
Bugünkü Münih’te bulunan bu yazıtlar, halk beyitleri; kilise dışında bir arayışı, insanı sorgulamanın eseri. Carmina Burana da, kilisenin kurumsal yapısı dışında insanın “neden” diye sorgulamasından ötürü, “laik” bir metin olarak anılıyor.
Bir parantez açalım; Carmina Burana için tarihçilerce getirilen “laik” yorumu, aman sakın, Türkiye’nin siyasetinin şeytan üçgenini oluşturan, sığ dağarcık, komplo teorileri ve çapraşık düşünce sisteminin manyetik alanına düşmesin... İnsanlığın ortak kültürel tarihine ilişkin bir arayış olan bu yazı da, içindeki bir kelime yüzünden gelir gene, güncel Türkiye politikasının kutuplaşmalarına kurban edilir!
Carmina Burana’nın, Alman besteci Carl Orff tarafından bestelenen, dünyanın en popüler klasik müzik eseri diye nitelenen “O Fortuna” adlı bölümünün sözleri şöyle;
“Ey kader, ay gibi değişkensin; ...zalim hayat, önce ezer, sonra teselli eder; ...gücü ve güçsüzlüğü kar gibi eritiverir... Kader, gaddar ve boş, seni dönen çark... sisli ve kapalı... bu oyunda çıplak sırtımı senin kötülüğüne dönüyorum.”
Arabesk kültürü ve arkadan bıçaklayan kahpe felek imgesi de, insanlığımızın ortak meselesi aslında.
Bir yanda, kendi kaderine hükmetme, kadere başkaldırma, kaderini biçimlendirme inadının Batısı, bir yanda kaderciliğin, boyun eğmenin, sırtını hançere dönmenin Doğusu.
İkisi de, her yerde, her zamanda insanın “kaderi” ve “seçimi”.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024