Süleyman Seyfi Öğün
Bilmem dikkâtinizi çekiyor mu; gâliba “dünyânın tadı” her geçen gün biraz daha kaçıyor…Gündemlerimizi daha yoğunluklu olarak “reel”, “aktüel” meseleler donatıyor ve belirliyor. Medya bunun aynası âdeta…Meselâ bizler için gündemleri derleyen ve oluşturan medyaya bakalım. Konvansiyonel medya; ister yazılı, ister görsel taraflarıyla keskin bir bölünme gösteriyor. Haber kanalları “prime time” dilimlerinde “jiletimsi” tartışmalarla yüklü. Tek sesli kanallar zâten ne olduğu baştan belli olan görüşleri farklı cephelerden çeşitlendiren katılımcılarıyla tartışmaları bileyliyor. Bunu “kutuplaşma” olarak nitelendirerek karşı çıkan ve sözüm ona “çok sesli” olduğunu iddia eden kanallar ise; pek çoğu sığ kültürlü moderatörlerinin “kamuoyunu aydınlatıyoruz edâsıyla” nezâret ettiği, karşıt görüşlü kişilerin dâvet edildiği , Roma arenalarını aratmayan hırlı gürlü tartışmaları yürütüyor.
Hangi kanalı izlerse izlesin; neticenin izleyenler açısından pek de farklı olmadığını düşünüyorum. Tek sesli kanalları seyredenler, karşı tarafı tek taraflı olarak mahkûm eden “tartışma” programlarını biraz daha “bilenmiş olarak” veya “biraz daha bilenmek için” seyrediyor. Diğerleri ise, sözüm ona şikâyet ettikleri “kutuplaşmayı” daha da derinleştiriyor.
Diğer kanallar ise saatler boyu, insan zekâsı ile alay eden bir kurguyla, herkesin birbirine bağırıp çağırdığı şiddet ve nefret yüklü temalarla donatılmış dizileri oynatıyor. Sansasyonel suç takibi yapımları; itiş kakış içindeki evlilik ve moda programları cabası…
Sosyal medyayı ise ayrıca anlatmaya gerek yok.. Vuranlar, kıranlar, hakâret edenler, kasıtlı veyâ kasıtsız yalan yanlış haberleri yayanlar gırla….
Aslında bütün bunlar için medyayı, genel manâda kitle iletişim araçlarını suçlamak; kamuoylarını aklamak bîhudedir. Niyet okumalarını bir tarafa bırakıp, en iyimser bakışla söyleyecek olursak; konvansiyonel medya ağır mâliyetlerini karşılamak için medya olsa olsa anaakım kültürel dinamikleri tâkip eden bir program yapılanmasını gerçekleştiriyor. Demem o ki; medya bizi bu hâle getirmiyor; “biz” medyayı bu hâle getiriyoruz…
Hâsılı dünyânın “tadı kaçıyor”…Bu durumu sâdece , okuma kültürünün alabildiğine zayıf olduğu Türkiye ile sınırlandırmak istemiyorum. Küresel olarak “insanlığın hâl-i pür melâli”dir bu. Okuma kültürünün olduğu memleketlerde “eski bir alışkanlık” temelinde okuma işi, bizde olduğundan daha fazla devâm ediyor. Ama artık büyük bir kitlenin, okumakla okumamamak arasındaki farkı neredeyse “hiç” mertebesine indiren “ucuz kurgu” ürünü olan kitapları okuduğunu -tükettiğini-istatistikler gösteriyor…
Kültürün çok anlamlı bir kavram olduğunu biliyoruz. Bu anlamlardan birisinin “dünyâya bir tad katmakla” ilgili olduğu âşikâr.. Böyle bakıldığında; kaba gerçekleriyle insanı boğan, hayâtı anlamsızlaştıran her türlü etkinin bertarâf edilmesi; hayâtın hâlâ yaşamaya değer olduğunu bize hatırlatan bir işlevi olması beklenir kültürün. Kültürün insanın yaşadıklarıyla hesaplaşması, yüzeyselleştirilen hayâtına derinlikler katması ve daha yaşanır bir dünyânın nasıl inşâ edilebileceğine dâir zihin açıcı etkiler sağlaması beklenir. Ama maalesef artık öyle değil…
Bu durumu küresel krizlerin derinleşmesine de yoruyor değilim. Bütün târihsel zamanların kraliçesi olan gördüğüm, her on senesine bir savaşın düştüğü, derin eşitsizliklerin, savruluşların hüküm sürdüğü 19. Asır az mı krizliydi? Ama aynı asır dev romanların yazıldığı, derin fikirlerin ortaya atıldığı, dev müziklerin bestelendiği bir zamandı… Ardından rutinlerin ve hesapların garantisine dayanan güdük bir 20. Asrı idrâk ettik.. Nihâyet 20. Asrın bütün yapılarını dağıtan ve yerine hiçbir şeyi koyamayan;
insanlığı ise en haşârı düzeylerde çocuklaştıran 21. Asrı yaşamaya başladık… Hepsi bu….
***
Birkaç gün önce bu meselelere kafa patlatan ve olağanüstü bir sâdelik içinde olağanüstü derinlikler yakalayan Zygmunt Bauman'ı kaybettik.. Toprağı bol olsun…. Yine birkaç gün önce Bursa'daki mütevazı hayâtını büyük bir heyecanla kitaplara vakfeden, en büyük derdi insan-kültür bağının kopması olan “tertemiz” bir Müslüman Türk Cahit Çollak'ı kaybettik.. Allah gani gani rahmet eylesin… İşbu yazı onlara adanmıştır….
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019