Süleyman Seyfi Öğün
Artık Türkiye'nin târihi açısından son derecede mühim bir “kırılma”nın içinde olduğumuzu görebiliyoruz. Bu, özünde “Batı” ve “Batlılaşma” kavramlarının odağında yaşanan bir kırılmadır. Gerek “içeride”, gerek “dışarıda” Türkiye'nin “Batılılaşma” mâcerâsının enine boyuna; üstelik yer yer “radikâl” bir şekilde tartışıldığına şâhit oluyoruz. Bu tartışmalar sert bir söylem üzerinden yürütülüyor. O kadar ki yaşanan ve yaşanacak gelişmelerin, bu “kırılma”nın bir “kopuş” ihtimâlini gündeme getirdiğine de şâhit oluyoruz. Türkiye'nin Batılılaşma mâcerâsı her zaman “netameli” oldu. Ama, belki de ilk defâ bu kadar trajik ve dramatik olarak tartışılıyor.
Evvelâ şunu hiç değilse teorik olarak kaydedelim ki; “kırılma”lar mutlak sûrette bir “kopuş” gerektirmez. Kırılmanın kopuş doğurması târihsel olarak o kadar da kolay değildir. Bunun olması, kültürel bir kırılmayla berâber giden başka süreçleri de gerektirir. Kültürel kırılma, özellikle de büyük ölçüde coğrâfya düzlemindeki demografik yer değiştirmeyle -dağılma, savrulma gibi- besleniyorsa, “kopuş” ihtimâl dâiresine girebilir. O da mutlak olmak zorunda değildir.
Türkiye, hem “içerideki”; hem de yâd ellerdeki büyük nüfûsu ile böylesi bir ihtimâli düşündürmekten çok uzak bir resim çiziyor. Kısacası böyle bir ihtimâli peşinen devre dışı bırakmak gerekiyor. Zâten böylesi bir ihtimâl târihsel olarak da çok tutarlı gözükmüyor. Geniş bir perspektiften bakacak olursak; Anadolu ve Trakya Türklüğünün, Türklerin târihsel serencâmının Batı ayağını temsil ettiği hakikâtiyle karşılaşmamız kaçınılmaz olur. Oğuz Türkleri olarak bilinen bir kabileler ağı, 1000 seneyi mütecâviz olarak sürekli gözü “Batı”ya odaklanmış olarak bu topraklarda. Bu toplulukların azmi, asla “geriye bakmayan” bir kesinlikte somutlaştı. Meselâ İran'ın da gözü Batı'daydı. Ama İran'ın “merkezi” bu topraklar değildi. İranlılar için dâima “dönülecek” bir yeri vardı. Onların gayreti “Batı”sındaki coğrafyayı kendi aslî coğrafyasına bağlamaktı. Bu sâdece İranlılar için değil, Timur gibi Asya Türklüğünü temsil eden başka Türk toplulukları için de geçerli olan bir paradokstu. Dönecek bir yeri olmayan Oğuz Türkleri, Doğu Akdeniz'deki târihsel boşluğu büyük bir beceri ve başarı ile doldurdu. Doğu Akdeniz'i; başta Anadolu ve Rumeli olmak üzere Türkleştirdi. Dünyâ târihine Roma'dan sonra ikinci büyük “Barış” sistemini armağan etti.
Aslında Türklerin İran ve diğer İslâm devletleriyle tanışmasını da kendi “orijinâl” Batılılaşma tecrübesinin odağında değerlendirmek en doğrusudur. Tabiî ki burada “Batı” kavramı büyük ölçüde kültürel olarak nötr bir kavram olarak değerlendirilmelidir. Türklerin, mâruz kaldığı Haçlı saldırıları ve savaşları için bile Batı-Doğu ayırımlarının kullanılması anlamsızdır. Hilâl-Sâlip ayırımı bir Doğu-Batı ayırımına denk düşmez.
Türklerin Batı'ya yönelişi Orta Avrupa'ya kadar devâm etti. Viyana'da durdurulduk. Modern Avrupa ise karşımıza çok başka bir “Batı” çıkardı. Güç dengeleri tamâmen değişti. Buna bağlı olarak, kültürel düzeyde bizzat Avrupa tarafından Batı-Doğu ayırımları oluşturuldu. Türklerin Rûm diyârının sâhibi olarak hüküm sürmesini reddeden ve onları “orijinal” coğrafyası olan Asya topraklarına sürülmesi fikri peydahlandı. Bunu bir dereceye kadar başarabildiler. Balkanlar'dan ve Mezopotamya'dan çıkarıldık. Ama Trakya ve Anadolu elimizde kaldı. Daha beter olan Batı'ya adanan mâceramızın, Batılılaşma gibi edilginleştirici bir kültürel emperatife bağlanması oldu. Batı'ya gittikçe kültürel düzeyde de Batılılaşıyorduk zâten. Meselâ Müslümanlaşmamız da aslında Batılılaşmamızın bir armağanıydı. Ama bu defâ nasıl Batılılaşacağımıza biz, rastlaşmalar, ilişki kurmalara dayanan kendi tecrübî sindirimlerimizle değil; önümüze konulan programların dayatmalarıyla karar vermek zorunda bırakıldık. Sıkıntılar da buradan çıktı… Aşk ve nefret arasında salınan derin bir “Batı” kompleksi edindik. Bu sıkıntıları da, bize biçilen anakronik ve nâfile bir Doğulu hissiyatı üzerinden çözmek istedik..Ama son tahlilde, buradan bizi sökemediler. Düşe kalka; itişerek kakışarak da olsa, târihsel becerilerimiz; bu da olmazsa târihsel reflekslerimizle tutunduk. Dahası Viyana'nın çok ötelerine; Almanya, Hollanda, Danimarka'ya ulaştık. Ezilerek gittiğimiz o diyârlarda ayağa kalkmasını da bildik..
Gelinen aşamada Batı'nın iç çelişkileri ve sorunları galebe çalıyor. Batı Blôku çatırdıyor. Bu bize nefes aldıracaktır. İşte AB bütün ağırlığıyla göğsümüzden kalkıyor. Uğruna Kore'de sayısız askerimizi fedâ ettiğimiz NATO'nun ne olduğunu artık anladık. Aklımızı başımıza almak ve süreci iyi yönetmek zorundayız. Oğuzların torunları ve onlara mukadderat birliği üzerinden eklemlenen sayısız halklarla demlenen çoğulcu bir birliği başarmak durumundayız. Rûmî temelde Türklüğün târihsel, geniş ve çoğulcu manâsını sâhiplenmektir bu. Batı mâceramızın “nesnesi” olmaktan çıkıp “öznesi” hâline gelmek adına tünelde bir ışık belirdi. Aman iyi kullanalım. Kırılmayı kopmaya dönüştürmek isteyen avanturizmden uzak duralım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019