Süleyman Seyfi Öğün
Almanya’da eşcinsellerin evlenme hakkı tanındı.. PKK’lı militan kızlar, çevreci hassasiyetleri ve kozmetik bakım görmüş sûretleriyle modern Amazonlar olarak lânse ediliyor. Almanya’da bir dişi polis sosyal medyanın gözbebeği oldu.. Bunlar dikkâtimi çeken bir kaç haber. Ama bana çok düşündürücü geldi.
Dünyânın gidişâtına bakıldığında artık kimsenin yaptığı entelektüel spekülasyonlar sebebiyle, “savaş çığırtkanlığı” yapmakla suçlanamayacağını söyleyebilirim. Arkaplânına dâir hatırlatmalar yapmayacağım. Bu konularda zâten yeteri kadar yazıyorum. Evet; kapitâl-dünyânın çevrimsel ve yapısal krizlerini idrâk ediyoruz. Yaygın bir savaş tehlikesi, bunun neticesi olarak her gün biraz daha dünyâyı kuşatıyor.
Bildiğimiz bir şey daha var: Savaş artık sâdece top ve tüfekle değil; hayâtın her alanına sirâyet etmiş durumda. II.Genel Savaş, propaganda savaşlarının ilk ciddî tipini öğretti. Soğuk Savaş ise bu savaş tarzını alabildiğine derinleştirdi. Tabiî ki bu savaş özünde küt ideolojilere dayanıyordu. Ezcümle , mâhiyeti de hayli “resmî” idi. İdeolojilerin hükmünü kaybetmesiyle rahatlamadık. Tam tersine propaganda savaşları alabildiğine “kültürelleşti.” Daha beteri, yeni teknolojik imkânların tüketime koşulmasıyla birlikte çok seslilik ve renklilik kazanarak “demokratize” ve “popülarize” oldu. Manzara çok “kaotik” gelebilir. Ama ben, halâ bu savaşların genel geçer bâzı kodları ve normları olduğunu düşünüyorum. Bunları biraz açacağım….
Propaganda savaşlarının, tüketime sokulan teknolojik hârikalarla popülerleşmesi ve alelâdeleşmesi aslında bizi “dedikodu” geçmişimize döndürüyor. Fark belki de frekanslarda. Dedikodular “fısıltı” frekansından yayılırdı. Bu defâ yüksek bir volume üzerinden çok daha tantanalı. İkinci olarak propaganda savaşlarının neo-pagan bir kültürel iklimi ihtivâ ettiğini düşünüyorum. Bence de esas olan ve ilk bakışta kaotik gelen bir manzaranın aslında o kadar da kaotik olmadığını gösteriyor. Savaşın kazandırıcı normlarını da burada aramak gerekiyor. Eğer birilerini kültürel olarak ezmek istiyorsanız, onun düşünce ve eylemlerini neo-pagan değerler skalasında mahkûm etmeniz yeterli oluyor.
Paganlık orijinal olarak elbette ki neo-paganlıktan farklıdır. Buna da dikkât etmek; ikincisinin ilkinin bir “yorumu” olduğunu; üstelik bu yorumun modernlikle bağlantılı olduğunu unutmamak gerekiyor. Modern zihniyetlerin ayırdedici niteliklerinden birisinin pagan geçmişlere övgü olduğunu biliyoruz. Özellikle orta sınıf kültür târihlerinin buna çok meyyâl olduğu da âşikâr gözüküyor. Bu, burjuvaların yerleşik kurumsal târihlere karşı geliştirdikleri ve “tanım gereği” özgürleştirici olduğuna inanılan bir entelektüel reflekse dönüşmüş durumda. Edward Said’in Entelektüel kitabında “anti-establisment” durum olarak anlattığı da budur. Modern “engellenmemiş birey idealinin” ister istemez hem devlet hem de onunla bağlantılı olan kurumsal din ile çatışması da bu yüzdendir.
Modern dünyâyı “devlet” ,”ulus” ve “sermâye” denklemi üzerinden okumanın sayısız yararı olduğunu düşünüyorum. Bunlardan herhangi birisinin başat olduğunu ise kabûl edemiyorum. Bahse konu olan denklemin unsurları hem kendi derin iç çelişkilerini hem de kendi aralarındaki derin çelişkileri içeriyor. Denge durumları ise sınırlı tecrübelerin konusu olabiliyor. İnsanlığı savaşa sürükleyen çelişkiler bunlar. Garip olan ise, bu denklemin unsurlarının kültürel ve zihinsel olarak eşlendirilmesinde yaşanan zorluklar. İdeolojik yelpazelerde bunu çok net görebiliyoruz. Her ideolojik fetiş bu denklemde bir veya iki unsuru devre dışı bırakmakla sağlanıyordu. II.Genel Savaş sonrası sağlanan dengede fetişler bastırıldı. Ama 1970’lerde başlayan krizler bu dengeyi alt-üst etti. Sermâye, teknolojiyi de yedeğine alarak kendisini zabt ü rabt altına alan devlet ve ulustan koptu. Denklemin bir tarafında kurumsal birikimi temsil eden ağırkanlı, ağır hareket eden devlet ve ulus; diğer tarafında ise ele avuca sığmayan haşarı sermâye var. Bu hareketlenmeler entelektüel olarak “özgürleştirici” gözüktü. O günlere kadar bir şekilde etkili olmuş sermâye aleyhtarlığı bir anda söndü ve inandırıcılığını kaybetti. Ekonomizm ve teknolojizm her türlü eleştiriden muaf bir pozisyona geldi. Düşündürücü olan , kültürel olarak bu sürece neo-paganlığın eşlik etmesidir.
Neo-paganlığın kültürel tematikleri “doğa-çevre”, şenlikli bir “cinsel çeşitlilik” ve melezlenme tutkusu olduğunu düşünüyorum. Hâsılı, süreci daha bütünsel olarak şöyle de görebiliriz: Ekonomizm, teknolojizm bir tür natüralizm ve anti-seksizmle eşlenmiş durumda. Kültürel kavgalarda, avantajlı olan marjinâl ve belirsizliğe oynayan taraftır. Belirli, organik, yerleşik temalar ise bu savaşta sâdece sınırlı bir iç konsolidasyon sağlamaya yarıyor. Bugün kültürel kavgalarda sermâye devletleri ve ulusları neo-paganlıkla alabildiğine aşındırıyor. Devletler ve uluslar ise bunu organik birikimleri üzerinden karşılamaya çalışıyor. Bakalım hangisi kazanacak? Yaşayıp göreceğiz…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019