Süleyman Seyfi Öğün
Trump’ın açıkladığı yeni güvenlik stratejisi mühim bâzı ipuçları veriyor. Bunun rutin bir strateji olmadığı âşikâr. ABD, küresel olarak sarsılan ve savrulan hegemonyasını yeniden ayağa kaldırmak istiyor. Tipik olan husus, Trump’ın bu çıkışıyla, ABD’nin, eğer bir gün yeniden kurulacaksa yeni dünyâ düzeninde işbirliği yapacağı bir ortak istemediğinin açığa çıkmış olmasıdır. Bunun tek bir açıklaması var: ABD, rakipsiz olmak istiyor.
Dünyâ hegemonyası, her ne kadar odağa tek bir gücü koysa da, onu tek başına bırakmaz. Elbette hegemonya savaşlarını unutuyor değiliz. Modern dünyânın ilk hegemonik gücü olan Britanya; bu pozisyonu elde etmek için rakipleriyle ağır savaşlara girişti. Önce İspanya; daha sonra da Hollanda ve Fransa ile yaptığı savaşlar târihsel hâfızada tâzedir. Bu savaşlarla mevzilerini güçlendirmiş; ama bunun ardından şöyle veyâ böyle bir işbölümü kurulmuştur. Meselâ; İspanya kaybetmiş; ama Lâtin Amerika’daki konumunu korumuştur. Hollanda ve Britanya arasındaki savaşlar da benzer bir seyir gösterir. Dört katmanlı savaşın ilk üçünü Hollanda kazandıysa da, en sonuncusunu ağır bir şekilde kaybetmiş ve Britanya’nın üstünlüğünü tanımak zorunda kalmıştır. Güney Afrika’da da Boer savaşının neticesi de benzerdir. Ama Hollanda’nın Asya ve Afrika’daki sömürgeci varlığı sona ermemiştir. En başta Asya’da dev bir lokma olarak Endonezya halâ Hollanda’nın ağzında kalmış; Güney Afrika’da da Dutch nüfuzu devam etmiştir. Benzer olarak Fransa da en başta Amerika’da kaybetmiş, daha sonra Napolyon savaşlarında rövanşı almak istese de Trafalgar ve Waterloo’daki ağır mağlubiyetleri sonucunda Britanya’nın hegemonyasını tanımak zorunda kalmıştır. Ama bütün bu mağlubiyetlere rağmen Fransa’nın Afrika’daki nüfûzu devâm etmiştir. Hâsılı Britanya’nın hegemonyası tek kutuplu değildir. Hegemonya; eğer kurulacaksa, savaşlara ve hattâ savaş sonrası içten içe rekâbetler sürse de; başka güçlerle anlaşmayı ve adına isterseniz paylaşım diyelim; bir işbölümüne dayanır. Daha açık ifâde edelim: hegemonya, şöyle veyâ böyle ortak gerektirir. Bu, hegemonyanın târifi gereğidir. Hegemonya sâdece zor üzerinden kurulmaz. Elbette zoru içerir; ama bunun yanısıra rıza birliğini de gerektirir.
Savaşsız hegemonya değişiminin ilk örneği, 1945 sonrasında Britanya’nın yerini alan ABD hegemonyasıdır. ABD, elbette sömürgecilikle ilgilenmedi. Sömürgesi yoktu. Bizzât kendisi eski bir Britanya sömürgesiydi. Hattâ hegemonyasını kurarken en büyük avantajlarından birisi de, sömürgesiz geçmişiydi. Sömürgecilik 1945’de artık çok pahalı bir hâle gelmiş ve sömürenlerin başını ağrıtmaya başlamıştı. Dekolonizasyon işi bile yeteri kadar sıkıntılıydı. Eski patronlar bu işlerle uğraşırken ABD’nin ise böyle bir derdi yoktu. Kendi iç kaynakları sınırsızdı. Britanya gibi hammadde sıkıntısı yoktu. O, vitesi bir numara daha büyütüp, dünyâ enerji kaynaklarını kontrol edecek; ama daha somut olarak militer ve finansal bir temelde işleyen “emperyalizmi” örgütleyecekti. Bunun açılımı ise dünyâya dolar pompalamak; orada burada savaş çıkarıp silâh satmaktı. Soğuk Savaş, bunun ideolojik değil, nesnel ve mantıksal açılımını verir. Sömürgeci hegemonya ile emperyalist hegemonya arasındaki fark, ikincisinin sürekli olarak düşman araması; eğer yoksa da onu var etmesidir. Şöyle de ifâde edebiliriz: Sömürgeci hegemonyada “rakipler”; emperyalist hegemonyada ise -komünizm özelinde olduğu üzere- “düşmanlar” esastır. Süreci destekleyen kültürel unsur ise Amerikan hayât tarzı ve rüyâsının küresel olarak pazarlanmasıydı
Bunlar olup biterken tabiî ki iç mücâdele devâm etti. Müttefiki görünen Britanya ile özellikle petrol bölgelerinde rekâbet etti. (Batı) Avrupa’yı ise NATO ve euro dolar üzerinden kontrol etti. Çeşitli ittifaklar dâhilinde de olsa AB-ABD çatışması ve rekâbeti kesintisiz sürdü. Ama ABD’nin gerek dünyâ algısı, gerek öz algısı kendisini tekilleştiren bir çizgide sürdü. Bu algı örüntülerinin, Britanya’nın sâhip olduğu örüntüden bir hayli farklı olduğunu; çok daha sert bir mâhiyet taşıdığını düşünüyorum. İngiliz işi ince siyâset mühendisliğinden çok farklı olan Amerikan maçoluğu, kabalığı da bunun görünür hâli olsa gerekir.
Emperyalist hegemonyanın çevrimsel ve yapısal krizleri 1970’lerden başlayarak dalga dalga büyüdü. 1989’da Duvarın Yıkılması “düşman” boşluğu yarattı. Sürecin finansal ayağında yaşanan öngörülmeyen gelişmeler ise üretim süreçlerinin sıklet merkezlerini kaydırdı. Üretim düşüşleri, işsizlik, ağır iç ve dış borçlar, göç baskıları ABD hegemonyasını ağır bir krize soktu. Bu krizler, ABD’nin egemen zihniyet iklimini de zora sokuyor. Hegemonyasını tâmir edip yeniden ayağa kaldırmak istiyor. Artık Amerikan rüyâsı iş yapmıyor. Elinde fazlaca bir sermâye yok. Onun için savruluyor. Savruldukça sertleşiyor. Sertleştikçe yalnızlaşıyor. Dünyâ hakimiyetini yeniden kurmak isterken izolasyonist siyâsetlere takılıp kalıyor. Trump’ın ilân ettiği son stratejik belge de bunun kokusunu taşıyor.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019