Taha Akyol
Cezaevlerinde biraz yer açmak gibi pratik bir yaklaşımın ötesinde, infaz yasasında yapılan türlü çeşitli indirim ve artırımların ahlaki temeli nedir?
Biri çıkıp bunu topluma anlatmalı değil mi?
Hukuk ilminin hangi temel prensipleri esas alınmıştır?
Mesela Cumhurbaşkanı’nın öteden beri dile getirdiği, “devlet kendine karşı suçları affedebilir, kişilere karşı suçları affedemez” ilkesi niye unutulmuştur?
Aslında, aşağıda yazacağım, modern hukukta böyle bir şey yoktur, ama öyle bakılsaydı bir ilke gözetilmiş olurdu, bu bile olmadı.
Meclis’ten geçen yasanın olumlu yönleri elbette var, İnfaz Hakimliği kurumunun geliştirilmesi, hamilelerle ağır hastalar için adli kontrol gibi…
Ama sakıncaları çok ve ağır.
KİŞİLERE GÖRE YASA!
İnfaz yasası “ilkelere”e göre değil, “kişilere”e göre hazırlandı. Hukuk diliyle, hangi “suçların” hangi ilkelere göre infazının düzenleneceğine değil, hangi “suçlular”ın cezasının indirileceğine bakıldı. Bu yüzden bir çok tutarsızlık ortaya çıktı.
Bu husus önde gelen ceza hukukçularımızın en çok eleştirdiği sorunlardan biridir: Prof. İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Mahmut Koca gibi.
Ne demek bu?
Mafyatik suçları cezalandıran “suç örgütü” konusu infaz indirimine alındı. Mesela bu suç grubunda 20 yıl mahkumiyeti olan biri infaz indirimiyle 7 yıl yatıp çıkacaktır…
Kamuoyunun tepkisi üzerine, iktidar bir kurnazlık yaptı, bu suçların ceza miktarını artırdı. (Md. 220)
Fakat bu artış geriye yürümeyecek, ilerideki organize suçlara uygulanacak… Halen “içeride” bulunanlar bu yasayla dışarıya çıkacaktır!
Biri çıkıp anlatsın; bu düzenlemedeki ahlaki ve hukuki prensip nedir?!
Organize suçlar vahimse niye infaz indirimi? Vahim değilse niye ceza artırımı?
Örnekleri uzun uzadıya sıralamıyorum...
DEVLETE KARŞI SUÇLAR
Yeni infaz yasasında “devlete karşı suçlar” kapsam dışı bırakıldı: Ceza Kanunu’nda tanımları yapılan millete ve devlete karşı işlenmiş suçlar, anayasa düzene ve anayasal düzenin işleyişine karşı suçlar, cumhurbaşkanına, hükümete, yasama organına karşı işlenen suçlar, milli savunmaya karşı işlenen suçlar…
Öbür yanda, bir tivit attı diye tutuklanan, mahkum edilen kimseler… AİHM, AYM ve Yargıtay’ın “örgüt” tamına aykırı olarak, yani haksız mahkumiyet kararı verilen “örgüt üyesi, örgüt propagandası” suçları.. Bunlara infaz indirimi yok.
Mafyatik suçlara, hırsızlık, kaçakçılık ve gasp suçlarına, rüşvete, küçük kızların evlendirilmesine belirli infaz indirimleri var ama tivit atana, basın açıklaması yapana yok!
Hukukta “ceza siyaseti, suç ve cezanın denkliği, objektiflik, ölçülülük, eşitlik” gibi kavramlarla anlatılan ilkelerden hiç birine uymuyor.
Suçun ağırlık ve vahamatine göre bir infaz düzenlemesi değil, iktidarın siyasi tercihine göre bir düzenleme olduğu açık; muhalif tivit ve bildirilerden ‘suçlu’ sayılanlar kapsam dışı.
Hani devlet kendine karşı suç işleyeni affedebilirdi? Diyelim böyle takdir etti.
Ama hırsıza, gaspçıya, organize suçlara, silahlı, bıçaklı saldırganlara niye infaz indirimi yaptı?
Biri bunun cevabını açıklamalı.
KAMU HUKUKU?
Burada sorun devletin kimleri affedebileceği sorunu değildir. Af ve infaz siyasetinin ahlaki ve hukuki ilkelere uygun olup olmaması sorunudur.
Modern hukukta devlete karşı, kişiye karşı diye bir af ve infaz ayrımı olamaz.
“Kamu hukuku”nun gelişmediği eski hukuk sitemlerinde suç ve ceza kişiseldi. Mağdur katilini affederse, yapılacak işlem yoktu.
Fıkıhta da mağdur affeder veya diyet parasında anlaşırsa “kısas” uygulanmaz.
Halbuki modern ceza hukukunda “kişisel” olan sadece tazminattır. Savcı “kamu” adına suçların hepsini takip eder. Katille mağdur barışsa bile suç ve ceza kalkmaz.
“Kamu davası” kavramı ve kamu davasını açan “savcılık” kurumu tamamen modern hukukun eseridir.
Eski hukuk sistemlerinde kamu hukuku da yoktu savcılık da yoktu. Fıkıhta da yoktur. Fıkıhta kamu hukukunun gelişmediğini, Hayrettin Karaman da yazmıştır. (Ana Hatlarıyla İslam Hukuku, cilt I, s. 165-166)
Bizde kamu davası ve savcılık kurumu Abdülhamit döneminde Fransa’dan alınmıştır ve çok iyi edilmiştir.
Modern hukuk vizyonu olmayınca günlük siyasi ihtiyaçlarına göre söylenen slogansı sözler, yapılan çelişkili düzenlemeler Türkiye’nin hukuk imajını sarsıyor, toplumda adaletsizlik duygusunu yaygınlaştırıyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025