Tanıl Bora
Yerel seçim için "adaylaştırma süreci" dün tamamlandı, "adaylaşanlar" belli oldu.
Adaylaştırma, adaylaşma. Siyaset diline yanılmıyorsam dört beş yıl önce girdi bu fiiller. Son bir iki yılda iyice yaygınlaştı. CHP'nin habitat'ından doğan ve esasen orada hayat eden bir terim. Muhalif medyada da kullanılıyor. Bu terimlere başvurmasalar bile, CHP dışındaki siyaset düzeninde de bir gerçekliği ifade ediyor.
Neticede aday çıkartmayı ya da aday belirlemeyi anlatıyor bu terimler. Fakat adaylaştırma deyince, hele bir de adaylaştırma süreci diye takviye ederseniz, başka bir ciddiyete bürünüyor. Siyasette aday belirlemek, aday tercihinde bulunmak, özellikle de yerel seçimlerde her zaman siyaset zenaatının veya "mühendisliğinin" önemli bir işiydi şüphesiz. Lakin bu yeni terminoloji, bu olayın iyice teknik, özel uzmanlık gerektiren, ince hesap işi bir "süreç" haline geldiğini haber veriyor.
***
"Aday havuzu," bazen küçük bir sun'i gölettir, bazen de Çankaya-CHP'de olduğu gibi, bir koca haliç. O havuzda çırpınmak, o haliçte seyran eylemek, seçimin kendisinden daha heyecanlı olabiliyor, daha fazla enerji götürebiliyor. Adaylaştırma müzakereleri, halkla temastan, taban çalışmasından daha heyecanlı olabiliyor. Dünyayı unutturabilen bir iş.
Ercan Kesal'ın "yaşanmış olaylara dayanan" küçük romanı Nasipse Adayız,[1] o âlemi mükemmel anlatır.
***
Düşük profilli-yüksek profilli aday seçenekleri de, görece yeni tanımlar olarak, siyasetin 'hesap işi' olmaklığını vurguluyorlar. Bir partinin iddiasını frenleyen düşük profilli aday tercihi, aslında başka bir adaya verilen dolaylı desteğe işaret ediyor. CHP'nin DEM Parti'den beklediği, -mümkünse bir karşılık da vermeden-, buydu. Kazanamayacak olsa bile yüksek profilli aday çıkarma tercihi de, varlık ispatını ve genellikle daha başka bir adayı işini kolaylaştırmaya temsil ediyor. İktidarın DEM Parti'den beklediği, -mümkünse bir karşılık da vermeden-, buydu.
***
Türk Dil Kurumu, adayın karşılığını söyle veriyor: 1. Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse (damat adayı gibi). 2. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse; namzet. Farsça namzet de aslında "1. sözlü, nişanlı, 2. bir göreve atanan kimse" anlamına geliyor. Nam (ad) zad (vuran, vurma) kelimelerinin bileşiğidir; bir işe, bir şeye adını koymak, adıyla damgalamak demek oluyor. Fransızca ve İngilizcedeki karşılığı olan nominé/nominee'nin etimolojisi de benzer: Latince "adıyla çağırmak, ad koymak" anlamındaki nominare'den geliyor ve 16. yüzyıl ortalarında bir göreve veya makama ismen atanmak, bir işe/makama adını koymak anlamını kazanmış. Yeni Türkçe aday da namzet/nominé 'in kökündeki ad'dan çıkarak türetilmiş.
Batı dilerinde bir de candidate/Kandidat var; Latince "beyaz giyimli" anlamını taşıyor, Romalı senatörlerin beyaz toga giymelerinden doğmuş. Bu kelime daha sonra 16. yüzyılda akademik dereceye aday olanlar için kullanılmış, oradan genel olarak "bir göreve talip, makam namzedi" anlamını kazanmış.
***
Adaylığın i hali ve e hali yok mu? Birilerinin adayı olmak - bir işe aday olmak. Temsil ve talep. Her ikisini de ne kadar sorgulayabiliyoruz? i hali: Bir adayın, gerçekten hangi ilişkilerle, hangi sınıfsal çıkarların, hangi grupların desteğiyle "adaylaştığını" ne kadar biliyor, ne kadar sorguluyoruz? e hali: Bir adayın kazanırsa ne yapmak istediğini, alelumum "hizmet" vaadinin ötesinde, somut olarak ne yapmak istediğini, neyi fark ettirmeye talip olduğunu, ne kadar biliyor, sorguluyoruz? Aday adayının aday olmayı, adayın seçimi kazanmayı istediğinden fazlasını pek bilmiyoruz.
Elbette, altını koyu çizelim, iktidar ittifakının bu seçimlerde gücünü pekiştirmesinin, "4. Cumhuriyet"in[2] yerleşikleşmesine, baskı-keyfîlik rejiminin pekişmesine yarayacağını biliyoruz. Fakat muhalefet tarafındaki "adaylaştırma" siyasetini sorgulamamanın, bu soruları geçiştirmenin, muhalif şevki düşürdüğünü de bilmeliyiz - ve bizzat bu rejimin siyasal kültürünün kurumlaşmasına yarayacağını da bilmeliyiz.
***
Adaylaştırma mühendisliğinin kanı, canı, "kazanacak aday" söylemidir. Geçen yılki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde neredeyse iki yıl boyunca dilden düşmeyen "kazanacak aday" mefhumu, adayın tek vasfını, seçim kampanyasının tek içeriğini öyle veya böyle seçim kazanmaya indirgeyen bir söylemin ana sütunu oldu.[3] Kazanma potansiyeli yüksek adayı "bulmanın" kritik önemini kimse inkâr edemez; burada mesele, "kazanacak aday" figürünün, seçimde söylenecek sözü, seçim sonrasına ilişkin tasavvuru, programı, katılımın ve tabanın dinamiğini, giderek siyaseti ikame eder hale gelmesidir - "kazanacak aday" söylemi, budur.
***
Siyasal aklı alabildiğince teknikleştirirken alabildiğine metafizikleştiren "kazanacak aday" söylemi, veya adaylaştırma mühendisliği, 'çağımızda' siyasetin içine girdiği kıskacın bir tezahürü.
Siyasetin kişileşmesinin, tezahürü... Daha önce de aktarmıştım; [4] 1977 yerel seçimleri öncesinde CHP'nin sunduğu Toplumcu Belediyecilik programı broşürü, “Ankara Belediyesi Başkanlık Uzmanları” imzasını taşır. Uzmanların adı geçmediği gibi, metni yazan ekibin siyasî "patronu" ve gayet de iddialı bir siyasetçi olan Ankara Belediye Başkan adayı (seçimi %58,5 oyla kazanacaktır) Ali Dinçer'in de adı geçmez. Broşürün üzerinde kocaman fotoğrafı zaten yoktur. Bugün tasavvur edemeyeceğimiz bir 'gayrı-şahsilik,' değil mi? Artık kişiler, kişilikler etrafında kurulan imgeler, siyasî programın, fikrin, sözün ikamesine dönüştü.
Siyasetin seçimden ibaret hale gelmesinin tezahürü... Siyasetin tek aracının, tek imkânının, tek anlamının seçim olması, içeriksel bir depolitizasyona işaret ediyor. Seçim aralarındaki siyasetin anlamı seçime hazırlanmak oluyor;[5] akıl-fikir, anketlerle yapılan ölçümlerle tartılıyor hatta o rakamlardan devşiriliyor;[6] "sahadaki" etkinlik, taban dinamiğiyle etkileşimden ve katılımı teşvik etmekten ziyade, anketleri tamamlayıcı mahiyette gözlemcilik etkinliğidir.[7]
Partileri adaylaştırma enstitülerine çeviren bir 'sistem.'
Sözü adaylaştırmanın yolunu arasak... Fikri adaylaştırmanın... Talebi, hakkı, hak talebini adaylaştırmanın yolunu arasak...
[1] İlk baskısı 2015, İletişim. Kesal'ın yazıp yönettiği film de netflix'te izlenebiliyor.
[2] https://birikimdergisi.com/haftalik/11387/dorduncu-cumhuriyet-ve-cumhur
[3] Kemal Can'ın -hâlâ taze- kızgınlığını hatırlayalım: https://medyascope.tv/2022/12/25/kemal-can-yazdi-kazanacak-aday-ve-kazanilacak-secim/
[4] https://birikimdergisi.com/haftalik/9990/her-sey-cok-guzel-olacak
[5] https://birikimdergisi.com/haftalik/11512/onumuzde-secimler-var
[6] https://birikimdergisi.com/haftalik/10887/anket-demokrasisi
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
14.01.2026
27.12.2025
13.12.2025
26.11.2025
13.11.2025
30.10.2025
17.10.2025
5.10.2025