Tayfun Atay
"Modanisa" ile 2015 yılı Ağustos'unda "patlattığı" reklam filmi ile tanıştım.
Filmde, Füsun Önal'ın 1970'lerde hepimizin kanını tutkuyla kaynatmış şarkısı "Senden Başka"nın sözleri değiştirilmiş sürümü eşliğinde hoplaya-zıplaya, şen-şakrak bir performansla birbirinden renkli, göz alıcı, iç açıcı tesettür giysileri tanıtılmaktaydı.
Kendisini "En popüler muhafazakâr moda sitesi" olarak tanımlayan bu online alışveriş şirketi ("Modanisa Elektronik Mağazacılık ve Ticaret A.Ş."), Türkiye'de "tesettür endüstrisi", daha geniş anlamda "inanç endüstrisi"nin on yıllardır süre gelen işlerliğinde kanımca hayli önemli bir dönüm noktasına imza atmaktaydı.
Reklamda karşımıza gelen şarkıda sözler şöyleydi: "Bulunmazdı yaz ayı gelince / Uzun kollu tunikler / Düğün nişan abiye ararken / Hep o meşhur panikler // Moda nisa nokta kom'da /Bulurum ben her bir şeyi / Moda nisa moda nisa / Giymem artık hep aynı şeyi…"
Elbette bu sözleri dinlerken Füsun Önal'ın orijinal şarkısının sözlerine çağrışımları engellemek de öyle pek kolay olmamaktaydı!..
"Daha mutlu olamam ömrümde / Beni öpüşün var ya / Aklımdan çıkmaz bütün ömrümce / O çapkın gülüşün var ya / Yaktı bir ateş gibi inan ki / O kor dudakların var ya…"
Meşhuriyet-çağı Müslümanlığı
Yıllarca Müslümanları dine, ibadete teşvik yolunda tekbirler, "salât u selâm"lar, "na't-ı şerif"ler terennüm edilmişken şimdi böylesi erotik çağrışımlı bir pop şarkısının uyarlanması, Modanisa'yı var edenlerin zamanın ruhunu ne kadar doğru okuduklarının göstergesiydi aslında.
İktidardaki yaşlı mı yaşlı dinbaz taassup ne yaparsa yapsın "yeni-nesil muhafazakârlık", dijital tüketim kapitalizminin isterleriyle uyarlı bambaşka bir rotada işte böyle yol alıyordu.
Karşımızdaki bir başka deyişle de "Meşhuriyet-çağı Müslümanlığı"ydı.
Ve bu Müslümanlığın talepleriyle uyarlı ticaret mızrağını taassup çuvalına sığdırmak da olanaksızdı.
Amaç, tesettürü "ana akım" yapmak!
2011'de kurulmuş ve 2014-15'ten itibaren bilinirliğini artırmak amacıyla yukarıda belirttiğimiz türden televizyon reklamları da vermeye başlamış olan Modanisa, şimdi tam bir e-ticaret başarı hikâyesi yazarak Financial Times'ın Ortadoğu'da belirlediği umut vaat eden 25 şirket (FT Future 25: Middle East) arasına girmeyi başardı.
Gazete buna bağlı olarak Modanisa ile ilgili Laura Pitel imzasıyla çarpıcı bir haber-analiz yazısına da yer verdi ("Modanisa targets first Turkish unicorn status with Muslim womenswear", FT, 16 Eylül 2019)
Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu Kerim Türe'nin 3 arkadaşıyla birlikte 500 bin dolarlık bir sermaye ile online alışveriş portalı olarak kurduğu Modanisa, özellikle son birkaç yılda hızlı, baş döndürücü bir büyüme kat etmiş.
Haberde Müslüman tüketiciyi hedef kitle yapmış Londra-merkezli pazarlama ajansı Ogilvy Noor'un başkan yardımcısı Shelina Janmohamed'in, Modanisa'nın tesettür giyim mağazaları arasında diğer iki firmayla birlikte küresel bazda çok büyük bir atılım ve başarıya imza attığına ilişkin sözlerine de yer verilmekte.

Kerim Türe
Çoğu Türkiye'de küçük atölyelerden oluşan 800 civarında elbise üreticisini dünyanın her tarafından müşterilerle buluşturan Modanisa, yapılan analizlere göre bugün 120 ile 150 milyon dolar arası yıllık gelire sahip. Web-sitesi her yıl 150 milyon ziyaretçi ağırlıyor. Siteden bir kereden fazla alışveriş yapmış müşteri sayısı da 3 buçuk milyonu bulmakta.
Şirket, küresel profilini İstanbul, Dubai, Jakarta ve Londra'da düzenlenen "Tesettür Moda Haftası"nın ana sponsoru olması itibarıyla da yükseltmiş durumda.
550 çalışanıyla İstanbul-Altunizade'de büyük bir ofise yakınlarda taşınmış olan Modanisa, İngilizce konuşan, dünyayı hedefleyen Londra ofisini de yılbaşına kadar açmayı planlamakta. Türe, 2023-24 hedeflerinin şirketin hisse senetlerinin halka arzı yoluyla borsada çok daha yukarı sıralarda yer almak olduğunu da belirtiyor.
Bunun yanı sıra şunları ekliyor:
"Amacımız, tesettür modasını ana akım hale getirmek. Bu, sezonluk bir şey değil, fakat bir yaşam biçimi. Büyük bir Pazar bu ve insanların bunu bilmesi lâzım."
Modanisa'nın dölyatağı: Tekbir Giyim
2011'de kurulmuş Modanisa'nın sahibi Kerim Türe'nin 2010'ların sonunda sarf ettiği bu sözler benim aklıma 1970'lerin sonunda kurulmuş Tekbir Giyim'in kurucusu ve sahibi Mustafa Karaduman'ın bir zamanlar söylediklerini getirdi.
Tekbir Giyim, Modanisa'nın dölyatağıdır.
Ve bakın onun kurucusu Karaduman da 1994'te kendisiyle yapılmış bir söyleşide neler söylüyordu:
"Dünyanın akışını değiştireceğiz. Mini etek dünyaya nasıl yayıldı? Aynı şekilde tesettürü bütün dünyaya yayacağız."
Heyhat şimdi de Modanisa'nın kurucusu aynı minval üzere, "tesettür modasını dünyada ana akım yapacağız" diyor!..
Ah bir bilseler, bütün yaptıklarının sadece ve sadece, tatlı mı tatlı bir şekilde (dünyanın değil) İslam'ın akışını değiştirmek ve kapitalizmi Müslümanlığın içinde ana akım yapmak olduğunu!..
Tekbir Giyim-Mustafa Karaduman
Dinî normdan ticari nimete tesettür
İslami kadın giyim tarzının ticari-endüstriyel bir etkinlik alanı (iş kolu) haline gelmesinde yalnız Türkiye'de değil dünyada da öncü olan Tekbir Giyim'in kuruluşu 1978'e kadar geriye gitmekte.
Müslüman kadınların "Allah'ın emri"ni yerine getirmesine yardımcı olmak gibi "hayırlı" bir arayışla yola çıkan Tekbir Giyim'in o ilk ve mütevazı başlangıç yıllarından sonra zaman içinde geldiği nokta, İslam'ın ve Müslümanlığın kapitalizmle teşrik-i mesaisinde hayli ibretlik bir tabloyu önümüze koyar.
Tabii bu tabloda, "kapitalizmin dijitalleşmesi" ile de bağlantılı şekilde yukarıda aktardıklarımız doğrultusunda bayrağın artık Tekbir Giyim'den Modanisa'ya devredildiğini düşündürecek fırça darbelerini görmemiz gerekir.
Tesettürün bir dini norm olmaktan "ticari nimet" olmaya evrildiği, onun endüstriyel üretim süreci içerisinde giderek bir güzellik aksesuarı, bir "meta" haline geldiği artık bir sır değil.
Tesettür defileleriyle, moda dergileriyle gelinen noktada İslâmî örtünme adına mahremiyetten çok teşhirin, buna bağlı olarak da cazibe, arzu ve "tutku"nun bilinçli-bilinçsiz, isteyerek ya da istemeyerek öne çıkartıldığı söylenebilir.
Böylece giderek, "Allah'ın emri olduğu için örtünün, ama (Peygamber'in 'Allah güzeldir, güzeli sever' hadisinden beslenerek!) güzel görünmek için de örtünün" düsturundan çıkış bulan tesettür giysi üretimi, zamanla kaçınılmaz olarak aracın amaçsallaştığı, amacın da (dinî hüküm) araçsallaştığı bir işlerlik arz eder oldu.
Kıran kırana rekabete, kâr güdüsüne ve tüketimciliği teşvike dayalı bir "piyasa" ortaya çıktı.
"Müslümanlar olarak havlu attık!"
Bu doğrultuda süreç içerisinde Tekbir Giyim'in sahibi Mustafa Karaduman'ın "tesettürü bütün dünyaya yayma" ideal ve iddiasının hangi çerçevede gerçekleştiğini görmek, İslami kesim içinde pek çokları açısından hiç de zannedildiği gibi iç açıcı yorumlarla karşılanmadı.
Çünkü İslâm'ın kapitalizme eklemlenip onunla bütünleştiği; örtünmenin dünya ölçeğinde takva ve mahremiyete dönük değil, "masiva" (dünya zevkleri) ve teşhire açık şekilde işlevselleştiği tesettür, İslami-iffet için bir "gösterge" olmaktan çıkarak kendi başına bir "gösteren"e dönüşmüştü. (Bkz., Y. Navaro-Yaşın, "Kimlik Piyasası: Metalar, İslâmcılık, Laiklik", Kültür Fragmanları, Metis, İstanbul, 2002.)
Böyle olunca da Tekbir Giyim'e yönelik olarak İslamcı kesim içinden mesela Atilla Özdür, şu düşünceleri seslendirmekten geri kalmadı:
"Biz havlu attık. Kapitalistleşmedikçe müslüman olunamayacağı realitesi karşısında mağlup olduk. Bu işin çözümü yok. Zira İslâm'a uygun, müslümana yaraşır ve tasavvufu ön plânda tutan takvaya dayalı hayat tarzı, bütün piyasayı felç eder. Dengelerin üzerine kurulduğu defileli israfçılığı tekmelediğimiz an, kapitalistik bina çöker. Ya bir defa Allah için bu çöküntünün altında kalacağız, ya da ömrü billah emperyalizmin borç halkasıyla haysiyetsiz ve şahsiyetsiz dolaşarak birbirimize İslâm satacağız" (Navaro-Yaşın, aynı yazı).
Gayet açık, değil mi?..
Tesettürü bütün dünyaya, İslâm'ı "satarak" yayıyorlar.
Helali hoş olsun bu "kapitalistik" helâl teşhirin!..
Son sözü, "sahibinin sesi"ne, yukarıda da aktardığımız ifadesiyle, Modanisa'nın genç, dinamik ve hırslı kurucusu Kerim Türe'ye bırakalım:
Büyük bir "Pazar" bu ve insanların bunu bilmesi lâzım!..
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
27.01.2020
23.01.2020
9.01.2020
7.01.2020
5.01.2020
31.12.2019
26.12.2019
22.12.2019
12.12.2019