Vahap COŞKUN
Ergenekon davasının daha uzun bir süre hukuki değerlendirmelere konu olacağı kesin. Dava esnasında yaşananlar çok tartışılacak, verilen kararlara ilişkin farklı yorumlar yapılacak ve değişik tepkiler verilecek. Ama işin bir de siyasi yönü var. Öylesine önemli bir dava ki Ergenekon, burada siyasi partilerin edindikleri pozisyon, muhtemelen bundan sonraki süreçte onların elde edeceği sonuçları da doğrudan etkileyecek.
CHP , başladığı andan itibaren bu davayı “hayal ürünü” olarak niteldi. Davadaki hukuki eksikliklerin, kişisel mağduriyetlerin veya savunma hakkına getirilen kısıtlamaların eleştirisini yapmak ama bunun yanında davanın Türkiye için önemini teslim etmek, iyi bir siyasi pozisyon olabilirdi. Ama CHP böyle yapmadı. CHP davadaki hukuki yanlışlıkların giderilmesiyle ilgili değildi, bizatihi bu davanın varlığına karşıydı. Zira CHP’ye göre, Ergenekon’un maddi bir dayanağı yoktu. Bu davanın açılmasının yegâne gayesi, AKP ’nin muhalif olarak gördüklerini tasfiye etme isteğiydi.
Ergenekon’un avukatı
Bu nedenle CHP, hem davanın başında hem de davanın sonunda söylem ve eylemleriyle Ergenekon sanıklarına kefil oldu. Baykal, kendini ve partisini “Ergenekon’un avukatı” ilan etti. “Nerede bu Ergenekon? Adresini verin gidip üye olacağım” diyen Kılıçdaroğlu , üç Ergenekon sanığını partisinden aday gösterdi. “Genç subaylar rahatsız” manşeti atarak darbeye işaret fişeği çakan Mustafa Balbay’ı, “İhanet odakları döktükleri kanda boğulacaklardır” bildirilerini okuyan Mehmet Haberal’ı ve “Ben Hrant değil Sinanım” diyen Sinan Aygün’ü milletvekili yaptı. Dava mahkûmiyetle sonuçlandığında ise mahkemenin kararlarını tanımadıklarını açıkladı:
“Olağanüstü mahkemeler siyasi otoritenin buyruklarını yerine getirir, bu nedenle bu mahkemelerin vermiş olduğu kararları biz meşru olarak görmüyoruz. Orada görev yapan yargıçları da yargıç olarak görmüyoruz… Verilen kararları da gayrimeşru görüyoruz. Ne siyaseten, ne ahlaken ne de hukuken bu mahkemelerin kararları meşru değil.”
CHP’nin bu tavrının anlaşılır bir sebebi var. Gerçekten CHP’ye oy verenlerin ağırlıklı bir kesimi, asla iktidar olmasına müsaade edilmemesi gerek bir partinin (AKP’nin) elinde ülkenin tüm kurucu değerlerinin dibine dinamit konulduğunu, cumhuriyetçi kalelerin teker teker ele geçirildiğini ve Balyoz, Ergenekon vb. davalarla da Cumhuriyet’in koruyucusu olan askerlerin bertaraf edildiğini düşünüyor. Bu kesim kendisini devlet, devleti de askerle özdeşleştirdiği için, askerin ve asker yanlılarının ceza almalarından psikolojik olarak derin bir üzüntü duyuyor, mağduriyete uğradığını hissediyor ve iktidara yönelik öfkesi giderek katmerleniyor.
Ergenekon’un anlamı
An itibarıyla bu öfkenin taşıyıcısı konumunda olan bir parti CHP. Tabanının ruh halini görüyor ve siyasetini ona göre biçimlendiriyor. Ancak burada sorun şu ki, bu ruh hali toplumun küçük bir kısmına tekabül ediyor. Toplumun geride kalan büyük kısmında ise farklı bir ruh hali var: Orada bu dava ile birlikte toplumda dokunulamaz addedilen kesimlere dokunulmaya başlandığı düşünülüyor. Bugüne değin gözden uzak tutulan kirli işlerin ve ilişkilerin su yüzüne çıkmasına vesile olan bu davalar, destekleniyor. Derin devletin sorgulanmaya başlanmasına itiraz edilmiyor, aksine sorgulamanın derinleştirilerek devamından yana bir irade ortaya konuyor.
Mesela Ergenekon adı telaffuz edildiği anda Kürtlerin, dindarların ve gayrimüslimlerin zihnine unutulması imkânsız acılar akın ediyor. Kürtler için Ergenekon ölümün, yerinden yurdundan edilmenin, işkencenin ve insanlık dışı muamelenin diğer adı. Mütedeyyinler için Ergenekon fişlenmenin, tehdit olarak görülmenin, hor ve hakir bir muameleye tabi tutulmanın, ikna odalarına konulmanın, üniversiteden kovulmanın simgesi. Gayrimüslimler için ise Ergenekon sürekli tehdit altında yaşamak, düşman kılınmak ve nihayetinde sokak ortasında vurulmak demek.
Dolayısıyla ortada CHP açısından şöyle bir tablo var: Kendi tabanını sıkı tutmak adına, toplumun büyük bir kesimini karşısına almış durumda. Kendi tabanını dönüştürmeye hiç yeltenmedi CHP. Davayı kategorik olarak reddeden Kemalistleri ve ulusalcıları kaybetmemek için davayı destekleyen büyük bir kesime sırtını çevirdi. Bu tercihin CHP’nin elini kolunu bağladığını ve onu dar bir çevreye mahkûm ettiğini belirtmek mümkün.
İktidara destek muhalefet
Elini kolunu bağladı çünkü CHP’nin halk iradesine göz koymuş bir “çete” ile kendisini bir tutmasını AKP siyasi arenada çok iyi kullandı. CHP’nin halka güven duymayan bir karaktere sahip olduğunu, iktidar olmak için halkın rızasına değil gayrihukuki faaliyetlere bel bağladığını ve bunun için de karanlık işler çevirenlerin savunuculuğunu üstlendiğini her ortamda dillendirdi. Bu tür işlere tevessül eden bir partinin, memlekete özgürlük ve demokrasi namına bir hayrının olmayacağını her ortamda dillendirdi. AKP’nin taarruzu karşısında CHP sürekli olarak kendini savunmak zorunda kaldı. Bugün de mahkeme kararından sonra CHP, bazı evrensel kavramlara atıfla, Ergenekon’daki pozisyonunun haklılığını açıklamaya çalışıyor.
Dar bir alana hapsetti çünkü Ergenekon’u savunmak için yapılan açıklamalar, bir tek kendi tabanında karşılık buldu. Yoksa Kürtleri, dindarları ve gayrimüslimleri ikna etmedi. Onlar, rüzgarın tersine dönmesi halinde karanlık odakların dün yaptıklarından çok daha fazlasını kendilerine yapacaklarından eminler. Bu nedenle onların, CHP’nin Ergenekon’a ilişkin açıklamalarına yüz vermeleri veya ciddiye almaları söz konusu olamaz.
Ergenekon’a kefil olmak ve sahip çıkmakla CHP, toplumun büyük bir kesimiyle bağlarını koparıyor. Böylelikle bir muhalefet boşluğu yaratıp iktidarı kalıcılaştırıyor. AKP gerçekten çok şanslı, zira böyle bir “ana muhalefet” hiçbir iktidara nasip olmaz.
Radikal 2
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025