Yalçın AKDOĞAN
Yıllardır söylüyorum, ‘BDP’nin tek amacı PKK’yı meşrulaştırmak, Apo’yu kurtarmaktır’ diye... Kürtler veya Kürtlerin meseleleri BDP için sadece bir malzemedir, örgütün hakimiyet mücadelesinde üzerine basılması gereken bir zemindir. En son Bağlar’da sergilenen şarlatanlık gösterisi, bu amaçla atılmış bilinçli bir adımdır. Eli kanlı katillerin sırtını sıvazlamak demokrasiye inanan insanların ortaya koyacağı bir siyaset tarzı olamaz, olmamalı... Silahlı mücadeleyi yöntem olarak seçen terör örgütleriyle onların uzantısı durumundaki siyasi partilerin ilişkisi çok tartışmalı ve sorunlu bir konudur. Ama bu ilişkinin en organik ve doğrudan olduğu örneklerde bile siyasi partiler terör saldırılarını kınarlar, kendi siyasi varlıklarını asıl kabul ederek demokratik yöntemlerle ve hukuk içinde amaçlarına ulaşmaya çalışırlar. Ama bizim ülkede BDP, ne terör eylemlerine karşı bir tepki ortaya koyabilir, ne vahşi saldırılarda yaşamını kaybedenler için bir üzüntü duyar, ne de hukuk içinde kalarak hareket etmeyi önemser. Hepsinden de acısı, örgütün meşruiyet kazanmasını kendisinin meşruiyet kaybetmesinden daha fazla önemser, kendi siyasi alanını daraltma pahasına örgütün kuyruğuna takılır. PKK’yı meşrulaştırmak için attığı her adım, kendi meşruiyetini yok eder... Demokrasiye inanmak yerine demokrasiyle bu işin olmayacağını ispat etmeye çalışır, demokratik siyaset içinde mücadeleye fırsat verilmediği fikrini oluşturarak silahlı yöntemin gerekliliğini göstermeye çalışır. Yani BDP’nin amacı siyasetle netice almak değil, siyasetle nasıl olmayacağını göstererek terör örgütünün değirmenine su taşımaktır.Bu hastalıklı ilişkinin normal gibi kanıksatılmaya çalışılması ise başlı başına bir sorundur. PKK, BDP’ye alan açmak için baskı ve şiddet uygular, kan döker; BDP ise PKK’yı öne çıkaracak, muhatap haline getirecek siyasi çıkışlar yapar...
***
BDP’nin samimiyetsizliğini gözler önüne seren birinci örnek, PKK’nın diğer partiler üzerinde terör estirerek kendine alan açmasına ses çıkarmaması, bundan medet uman pişkin bir tavır sergilemesidir. AK Parti teşkilatlarına yönelen bu zulüm, BDP’li olmayan seçmene ve Kürtlere de kan kusturmaktadır. İkinci örnek ise PKK’nın kan dökmesi karşısında timsah gözyaşı bile dökmekten kaçınan, neredeyse katliamları alkışlayan vicdansız bir tutum takınmasıdır. AK Parti Şırnak İl Başkan Yardımcısının öldürülmesinde de, Şırnak milletvekilimizin kardeşinin öldürülmesinde de BDP aynı pişkin tavrı sergilemiştir. Hayatını kaybeden bu kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Bu katillere en güzel cevabı, cenaze taziyelerine katılan binlerce Kürt kökenli vatandaşımız vermiştir.
Böyle kirli bir mücadele, böyle alçakça bir rekabet olur mu?
Devletin dağdaki PKK’lıları yok etme amacıyla hareket etmek yerine, onları canlı olarak yakalayarak yargılayıp, zaman içinde rehabilite etmeye çalışması hukuka bağlı şefkatli devlet anlayışının bir gereğidir. Kandırılan gençlerin dağdan indirilmesi, suça karışmayanların evine döndürülmesi, pişman olanların topluma kazandırılması gibi konular elbette devletin meseleye soğukkanlı bakmasını gerektirmektedir. Ama bu soğukkanlılık, elinde silahla dağa adam kaldıran, masum insanları öldüren veya güvenlik güçlerine saldıran PKK’lıların merhametle karşılanması veya onlara masumiyet atfedilmesi anlamına gelmemektedir. Aygün olayı, bu konuda yanlış bir kapı açarak PKK’lara masumiyet atfetmiş, BDP’liler de bu kapıdan yürüyerek daha ileri gitmiş ve PKK’lıları meşrulaştıracak davranışlar sergilemişlerdir. Bu ikisi de son derece yanlıştır. CHP’li Aygün’ün BDP’ye çanak tutan bu hareketi, PKK’nın isteyip de bulamadığı fırsatı vermiştir. BDP’nin şımarıklığını artıran bu durumu, CHP’li seçmenin iyi değerlendirmesi gerekir.
BDP’nin hukuka karşı meydan okumasıyla PKK’nın devlete meydan okuması arasında neredeyse fark kalmamaktadır.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.05.2019
17.05.2019
8.05.2019
2.05.2019
1.05.2019
19.04.2019
17.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
4.02.2019