Yavuz BAYDAR
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dün yaptığı “Cumhuriyetin 100’üncü yıldönümü için 100 maddelik anayasa taslağı” açıklaması bir şaka gibi gelebilir.
Gündelik hayatın ve yönetim icraatlarının iyice absürt bir hal aldığı bu hengame döneminde bu çıkış herhangi bir ciddiyete dayalı olabilir mi, ciddiye alınabilir mi?
Hemen ardından AKP’nin de grup başkanı Naci Bostancı üzerinden “Bizimki de bitmek üzere, inşallah bayramdan sonra” açıklaması hem bir telaşı hem de kararlılığı işaret ediyor olabilir.
Kararlılık öteden beri farkedilmiş olan bir ruh hali iktidarda. Bahçeli’nin de altını çizdiği gibi “yeni anayasa” 12 Eylül anayasası ile mevcut başkanlık sistemi arasındaki ahenksizliği giderip tek adam yönetimini tahkim etmek suretiyle tartışılmaz ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez hale getirmek. Bu gayet açık. AKP’nin “biz de hazırlıyoruz” demesi de Erdoğan-Bahçeli ikilisi arasındaki özel görüşme dizisi sonrası yol haritasının bir uzantısı.
İki lider bir müddet sonra “100’üncü yıl” hazırlığı çerçevesinde “bakın biz hazırlanıyoruz, siz neredesiniz katılın bize ey muhalefet” diye bağırmaya başlayacaklar. Ve ayrıca kapalı kapılar ardında mühendisliği yürütülen seçim sisteminin gölgesinde gidilecek - en iyi ihtimalle - seçimleri de “daha katı bir Türkiye rejimine var mısınız ey ahali?” referandumuna dönüştürecekler.
Buna şüphe yok.
Yok da, evdeki hesap çarşıya uyacak mı? Peş peşe alınan polisiye ve idari tedbirler her ne kadar kararlılıkla devam etse de, katmerli Türkiye sistem krizi, kamuoyunda mevcut yönetime dair inançları temelinden sallamaya başlamış durumda. Kriz derinleştikçe ve hanelerin içlerine sel suyu gibi girdikçe, 19 yıllık AKP iktidarının ve Erdoğan otoriterleşmesinin yakın bir zamana kadar göz kırpmadan destekçisi olan “kara kalabalık” kitlede buzul parçaları gibi kopmaları getirecek bir erime söz konusu.
MetroPOLL’ün nisan ayı anket verileri, Bahçeli ve Saray erkanının niyet ve planlarının, geometrik bir hızla negatife evrilen toplumsal eğilim ve güven dalgasının gerisinde kalmaya başladığını da doğruluyor. MetroPOLL’e göre AKP’ye destek ilk kez yüzde 27’ye düştü. MHP ise tüm anketlerde baraj altında.
Bunlardan daha önemli olan veri, Erdoğan’ın görev onayının bir ay içinde yüzde 49’dan yüzde 44,5’a düşmesi. Daha önemli, çünkü Erdoğan’ın başkanlık postunu koruma, yani “beka” kavgasında, TBMM seçimlerinden ziyade, cumhurbaşkanlığı seçimlerini esas almak lazım.
Nitekim, MetroPOLL başkanı Prof Özer Sencar da burada ihtiyat payı bırakıyor, anketteki bir başka nüansa dikkat çekerek.
“Kesinlikle Erdoğan’a oy veririm diyenlerin oranında bir düşüş yok,” diyor, bir mülakatında. “Aksine küçük bir artış var. Aralık 2019’da bu rakam.. yüzde 33’müş. Şimdi yüzde 33,5. Buna karşı Erdoğan’a kesinlikle oy vermem diyenlerin sayısı Aralık 2019’da yüzde 35,3 iken şimdi bu rakam yüzde 46,5’a çıkmış.”
Araştırmada önemli bir diğer detay, “muhalefet adayı kim olmalı?” sorusuna gizlenmiş durumda. Ankete katılanların yüzde 22’si Mansur Yavaş, yüzde 12,9’u Ekrem İmamoğlu diyor.
Ancak, Prof Sencar bir noktaya dikkat çekiyor:
“Karşısına İmamoğlu çıkınca Erdoğan’a direkt oy veririm diyenler yüzde 38.8. Eğer karşısında Yavaş olursa 37,5 Erdoğan diyor. Yani rakibi İmamoğlu olunca Erdoğan’ın oyu artıyor. Kararsızlar kümesi azalıyor. Tabii bu rakamlara bakınca hem İmamoğlu hem Yavaş tarafı ‘Biz uzak ara öndeyiz‘ diye sevinebilir ama işin gerçeği bu rakamlar ne İmamoğlu ne de Yavaş oyu… MetroPOLL anketinin bu ikili kıyaslamasında 2018 seçiminde yüzde 8 almış Meral Akşener de yüzde 42,5 alıyor gözüküyor. Tayyip Bey ise 38,5 gözüküyor. Oysa Akşener’in parti oyu yukarıda yazdığım gibi 10-11.”
Yani?
“Bu tablo şu anki Türkiye’de Erdoğanist dalganın karşısındaki anti-Erdoğan dalgayı gösteriyor.”
Yani, muhalefet cephesi içinde belirmesi kesin “ben aday olacağım, ben öndeyim” çekişmesi, Erdoğan için şimdiden tepside bekleyen ballı börek.
Şunu da ekleyelim: Aynı ankete göre ilk kez oy kullanacakların, yani genç seçmenin üçte bire yakını CHP’ye göz kırpıyor.
Bütün bu yukardaki veriler önemli ve bundan sonrası muhalefetin ittifak dediği şeyin içine aklı selim, sağduyu, öngörü, ortak strateji gibi şimdiye kadar esamesi okunmayan unsurları katıp katmayacağına bağlı.
Birgün’de yer alan bir analiz de şunu söylüyor: “Son yayımlanan Türkiye Raporu haftalık bültenine göre halkın yüzde 78’i salgının ekonomi boyutundaki yönetiminin, yüzde 75’i ise eğitim boyutundaki yönetiminin çok kötü olduğunu düşünüyor. Merkez Bankası’nın kayıp rezervleri sorusundan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına, kalabalık kongrelerden kendilerine serbest olan kalabalık cenaze törenlerine dek halk (yani çoğunluk, yb) hiçbir konuda Saray ittifakına onay vermiyor.”
Bu veriler içinde alkollü içki yasağı, İkizdere çevre direnişi, Bitcoin hırsızlığı, camide cemaate biber gazı sıkılması vb yeni gelişmelere dair tepkiler yok. Elbette özellikle içki yasağı konusunun anti-Erdoğan direnci, öfkeyi daha da pekiştirdiği söylenebilir.
Unutulmasın: Gezi protestolarına metrolarda öpüşme yasağı, zina ve kürtaj tartışmaları gibi doğrudan hayat tarzı tercihlerini hedefleyen sertleşmeler yol açmıştı.
Kısacası iktidar ve onu çevreleyen güvenlik güçleri ve organize iş odakları ile halkın büyüyen bir kesimi arasındaki makasın açılmakta olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz.
Bir süredir, ülke yönetim mekanizmasının parçalandığını, birbiriyle eşgüdüm zemininden uzaklaştığını, devlet bileşeni icraat unsurlarının özerkleşmekte ve daha da keyfileşmekte olduğunu, kontrolün iyice tek elden kaçtığını çıkar gruplarına bağlı başka ellere geçtiğini görmekteyiz. Saray, bir yandan iki dudaktan çıkma kararların ağır bedelini dış politikada sille üstüne sille yiyerek öderken, diğer yanda “Erdoğan’a tüm memurların disiplin amiri” yetkisi verilmesi misali “tekçi” kararlarla faşizan otokrasi düzenini inşa etmeyi sürdürüyor.
“..içinden geçtiğimiz dönemin absürtlüğünün bir sebebi kimsenin sorumluluk almak istememesi. Çünkü tek karar mercii var ve onun dışında hükümet içerisinden de hiç kimse hiçbir kurum bu kararlar ve yasaklar konusunda sorumluluğun altına girmek istemiyor. Tabii bakanların da yetkileri sınırlanmış durumda bu hükümet sisteminde. Artık bakanlıklar yok, kabine var, bakanlar zaten sorumluluk alabilecek durumda değil. Yani bu sistem sadece parlamentoyu değil bakanlıkları da devre dışı bırakıyor ve etkisiz bir kabineye dönüştürüyor” diyor Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi Berk Esen, Birgün’e yaptığı yorumda.
Öyle ama, bunlar sistemi bu hale getiren alt sebepler sadece.
Pek çok gözlemci bugünkü krizin faturasını sadece başkanlık sistemine çıkartırken yanılıyor. Esen de bunlardan biri. Nisan 2017’de yeni sisteme geçilmeseydi, mesela 15 Temmuz sonrası OHAL dönemi de dahil, sistem eskisi gibi kalsaydı, bütün bu çürüme yaşanmayacak mıydı?
Unutulan şu ki, Erdoğan kamu ihale yasasını 160 küsur kez değiştirip ve 2014’ten itibaren yargıyı adım adım şahsına bağlayarak, ülkeyi bir kara para cehennemine, kayıtdışının alıp yürüdüğü bir ülke konumuna getiren saadet zinciri uygulamalarının tetiğini, zaten çoktan çekmişti.
2017 Nisan referandumu öncesinde Türkiye zaten yolsuzlukların alıp başını gittiği, şeffaflık endeksi gibi verilerde serbest düşüşe geçmiş bir ülkeydi.
Şimdi biz Erdoğan’ın 2015 Haziran seçimleri sonrasında kurduğu aşırı-devletçi Türk-İslam İttifakı’nın OHAL öncesinden başlayan “devlette kadro tasfiyesi ve beşinci sınıf vasıflı sadık kadrolarla ikame” hamleleri eşliğinde, 2016’dan beri hızlandırılmış (fast forward) bir rant paylaşımı, talan, yağma, kap-götür sistemine, kangren gibi yayılan ahlaksızlığa tanıklık ediyoruz.
Böyle yargı denetiminden, hesap vermekten arındırılmış bir saadet çarkına mafya talip ve ortak olmayacak da kim olacaktı? Önü zaten “iç düşmanlar”la o hiç bitmeyen kavgada işbirlikçi ve infazcı olarak çoktan açılmıştı.
Son günlerde gördüğümüz Peker-Ağar-Soylu-Çakıcı didişmeleri, bize ille de başkanlık sistemiyle direkt bağlantılı olmayan bir durumu, benzerlerini 1990’larda da gördüğümüz bir filmi hatırlatıyor sadece.
“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” filmini.
Evet, sistem çözülüyor, yangın kapıda, ama…
Ama, sistemin çözülmesini sadece bir tek kişiye mal etmek, başkanlık düzenini bu çürümenin, işlemeyişin miladı olarak almak, sanki o giderse her şey düzelirmiş yanılsaması üretmek pek akılcı gelmiyor.
On yıl içinde Erdoğan’ın yozlaştırıcı, çürütücü siyasetinin iş aleminde ve yerel düzlemde sadece alıcı “müşterileri” vardı.
2014-15’ten itibaren bunlar “paydaş”a dönüştü ve ruhen, operasyonel olarak mafyalaştılar.
Bundan sonraki zorluk da burada:
Çifte-üçlü-dörtlü maaşlardan tutun da, kadrolaşarak cepheleşmiş, doğal kaynak, sınır ve kural tanımadan talanla-yağmayla semirmiş, ideolojik dava ile ilgisi hiç kalmamış büyük bir menfaat kesiminin, üşüştüğü çöplüğü sistem değişse de çatışmadan terketmesi mümkün mü?
Özer Bey, Erdoğan’a görev onayının yine artabileceği konusunda ihtiyatlı davranırken, tüm bu süreci bataklığa çeviren “büyük ahlaksızlık” unsurunu düşünmüyor mu sanıyorsunuz?
Sadece piramidin tepesi değildir tefessüh eden…
Piramit baştan aşağı kokuşmuştur.
Kararsızların ısrarla yüzde 20’ler dolayında kalması da bununla ilgili olabilir.
Düzen polis devletine, kanun tanımazlığa, mafyalaşmaya evrildiği ölçüde kendi yıkımını hazırlar. Türkiye’de bu çöküş kaçınılmaz görünüyor.
Yurttaş için asıl önemli olan, sonrasıdır.
Muhalefet dediğinde kime bel bağlayacak?
Kollarını kavuşturmuş yıkımı “armut piş” diye bekleyene mi, yoksa “gel beraberce geleceği kuralım” diye ikna edici bir programı olana mı?
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
10.11.2021
2.08.2021
13.07.2021
6.05.2021
28.04.2021
24.01.2021
20.01.2021
5.01.2021
25.12.2020